İşgal rejiminin, İngiltere'nin Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimlere yönelik yaptırımlarına karşılık Kudüs'teki İngiliz konsolosluğunu kapatma girişimi, iki taraf arasındaki gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. Konsolosluk binasındaki "İngiliz Başkonsoloslu
İşgal rejiminin, İngiltere'nin Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimlere yönelik yaptırımlarına karşılık Kudüs'teki İngiliz konsolosluğunu kapatma girişimi, iki taraf arasındaki gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı.
Konsolosluk binasındaki "İngiliz Başkonsolosluğu" ve konsolosluk bölümünü gösteren tabelalar söküldü. Ancak İngiliz bayrağı binada kalırken, Londra yönetimi konsolosluğun tamamen kapatılmadığını, faaliyetlerin "Kudüs'teki İngiliz Misyonu" adı altında sürdürüleceğini açıkladı.
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgal rejiminin konsolosluğu kapatma konusunda hukuki bir yetkiye sahip olduğunu kabul etmediklerini belirterek, misyonun Filistinlilere yönelik hizmetlerini sürdüreceğini bildirdi. Londra ayrıca, güvenlik gerekçesiyle bazı personel ve ailelerini geçici olarak geri çekti.
Yerleşimlere yaptırım, bankalara baskı
Gerilimin temelinde İngiltere'nin işgal altındaki Batı Şeria'daki yeni işgal alanlarına yönelik ticari yaptırımları bulunuyor.
Londra, bu alanlarda üretilen mallara ticaret yasağı getirirken yaptırım politikasını yerleşimlerin genişletilmesine katkı sağlayan kişi ve kuruluşları kapsayacak şekilde genişletmeye hazırlanıyor. İngiltere ayrıca "E1" adı verilen ve Kudüs ile Maale Adumim arasındaki yerleşim alanını genişletmeyi öngören projeye karşı çıkıyor. İngiliz hükümeti, projenin Batı Şeria ile Doğu Kudüs arasındaki bağlantıyı koparabileceğini belirtiyor.
İşgal rejimindeki bankalar da olası yaptırımlar nedeniyle endişeli. israil Bankalar Birliğinin hazırladığı değerlendirmede, İngiltere'nin yaptırımlarının yalnızca yerleşimci şiddetine karışan kişi ve kuruluşlarla sınırlı kalmayıp yerleşimlerin inşasına veya finansmanına katkı sağlayan finans kuruluşlarını da etkileyebileceği uyarısı yapıldı.
Bankaların, E1 projesinde faaliyet gösterecek müteahhitlere finansal garanti verip vermeyecekleri konusunda açıklama yapmaktan kaçınması da dikkat çekti.
Avrupa'da diplomatik ve ekonomik gerilim
Kudüs'teki gelişmeyle birlikte Avrupa ülkeleriyle işgal rejimi arasındaki ilişkilerdeki gerilim de farklı alanlara yayılıyor.
Kaynakta aktarılan bilgilere göre Hollanda'daki havalimanlarında işgalcilerin ülkeye giriş işlemlerinin sıkılaştırıldığı ve bu konuda işgal rejimi Dışişleri Bakanlığına şikayetler ulaştığı bildirildi. İşgal rejimi Ulusal Güvenlik Konseyi ise yurtdışındaki sözde vatandaşlarına, bazı ülkelerde İbranice konuşmaktan kaçınmaları ve bulundukları yerleri sosyal medyada paylaşmamaları yönünde uyarılarda bulundu.
Akademik alanda da Avrupa Birliği ülkelerinde "israilli" üniversiteler ve akademisyenleri hedef alan boykotların gündeme geldiği aktarılıyor. Bu gelişmeler, Filistin meselesinin diplomatik ilişkilerin yanı sıra ticaret, finans, akademi ve seyahat alanlarında da etkisini artırdığını gösteriyor.
"Uluslararası yalnızlık" tartışması
İşgal rejimi içindeki muhalif siyasetçiler ve bazı uzmanlar, hükümetin Filistin politikalarının ülkenin uluslararası ilişkilerini giderek daha fazla zorladığını savunuyor.
"israil meseleleri" uzmanı Şadi eş-Şerafa, bazı işgalci çevrelerin İngiltere ile diplomatik ve ticari ilişkilerin genişliği nedeniyle konsolosluğun kapatılması yerine uzlaşma aranması gerektiğini düşündüğünü belirtiyor.
Eş-Şerafa ayrıca Doğu Kudüs'te Filistinlilere hizmet veren Avrupa ülkelerinin diplomatik temsilciliklerine yönelik baskıların Avrupa'nın bölgedeki varlığını azaltmayı hedeflediğini belirtiyor. Ona göre bu yaklaşım, işgal rejiminin uluslararası alandaki tepkileri daha da artırması riskini taşıyor.
Böylece Batı Şeria'daki yerleşimlerin genişletilmesi, işgal rejimi ile Avrupa ülkeleri arasındaki diplomatik gerilimlerin merkezinde yer almaya devam ederken, yaptırımların finans ve ticaret alanlarına taşınması Tel Aviv yönetimi üzerindeki uluslararası baskının boyutunu genişletiyor. (İLKHA)