Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar ile gerçekleştirdiği görüKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar ile gerçekleştirdiği görüşmeyi, "verimli değil, yararlı" olarak nitelendirdi. Erhürman, "Güven sağlayıcı önlemler ve genel olarak güvenin oluşturulması konusunda arzu ettiğimiz noktada olmadığımızı da paylaştık" dedi.
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, GKRY lideri Nikos Hristodulidis ve BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar ile gerçekleştirilen üçüncü görüşmenin ardından KKTC Cumhurbaşkanlığı’nda basın açıklaması yaptı. Erhürman, Kıbrıs sorununda bir çözüm yoluna ihtiyaç olduğunu belirterek, Kıbrıs Türk halkının çözüme yönelik irade gösterdiğini ve iradenin yeni bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya kalmasını istemediklerini söyledi. Erhürman, toplantıyı "çok verimli" olarak nitelendiremeyeceğini bildirirken, temasları için "verimli değil, yararlı" ifadesinin daha doğru olacağını aktardı. "Diyalog ve diplomasi her zaman iyidir" diyen Erhürman, "Bugünkü görüşmenin aslında özellikle güven sağlayıcı önlemler üzerinde bir takım gelişmeler kaydedildikten sonra gerçekleşmesini tercih ederdik" dedi.
"Daha iyi dinleme ve anlama imkanı açısından yararlı bir görüşme"
Buna rağmen görüşmenin tarafların birbirlerini daha fazla dinlemesine imkan sağladığını ifade eden Erhürman, Holguin’in de katılımıyla bir fırsat doğduğunu ve bir araya gelebildiklerini kaydederek, "Birbirimizi daha iyi dinleme ve anlama imkanı bulmak açısından yararlı bir görüşme olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
"Holguin olmadan da bir araya gelinmeli"
KKTC Cumhurbaşkanı, ayrıca toplantının sonunda Holguin’in Kıbrıs’ta bulunmadığı zamanlarda da liderlerin bir araya gelmesi yönünde öneride bulunduğunu bildirerek, Rum lider Hristodulidis’in de bu öneriye olumlu yaklaştığını ve kendi temsilcisine iki hafta içerisinde böyle bir görüşme ayarlanması yönünde talimat verdiğini kaydetti.
"Güvenin oluşturulması konusunda arzu ettiğimiz noktada olmadığımızı paylaştık"
Toplantı sırasında ilk sözü kendilerinin aldığını belirten Erhürman, bugüne kadarki süreçte özellikle GKRY tarafından sunulan ve Hristodulidis’in ikinci toplantıda ortaya koyduğu "Güven Sağlayıcı Önlemler Paketi" üzerinde kendi görüşlerini, önerilerini ve "neleri yapabileceklerini" anlattıklarını söyledi. Erhürman, "Güven sağlayıcı önlemler ve genel olarak güvenin oluşturulması konusunda arzu ettiğimiz noktada olmadığımızı da paylaştık" dedi.
Erhürman, Holguin’in Hristodulidis’le yaptığı görüşmenin ardından dün sabah bir açıklama yaptığını hatırlatarak, bugünkü toplantıda "metodoloji önerileri" ile "güven sağlayıcı önlemlerin" görüşüleceğinin ve söz konusu önlemlerde arzu edilen ilerleme sağlanmazsa "5 artı 1’in toplanmasının çok anlamlı olmayacağını" ortaya koyduğunu belirtti.
"Yeni bir şey yok, bugüne kadar söylenenlerin devamı"
Cumhurbaşkanı Erhürman, Hristodulidis’in yeni öneri paketi adı altında beş maddelik bir metin getirdiğini, ancak söz konusu maddelerin içinde "bugüne kadar bilmedikleri yeni bir şey olmadığını" söyledi. Erhürman, söz konusu maddelerin daha önceki toplantılarda gündeme getirilen başlıkların beş madde halinde sıralanmış durumu olduğunu vurguladı. Maddelerden birinin "geçiş noktaları" ile ilgili olduğunu belirten Erhürman, söz konusu maddenin bugüne kadar gerçekleştirilen görüşmelerde gündemde olanın dışında, uzun süredir tartışılan ve kendisine göre çözüm aşamasına gelmiş olan konunun da dışına çıkan bir öneri niteliği taşıdığını söyledi.
Rum tarafının gündeme getirdiği maddeler
Erhürman, Rum tarafının gündeme getirdiği beş maddenin içeriklerine de değindi. Erhürman, bu maddeleri; çözüm zeminini yeniden teyit etmek, BM’nin Crans-Montana’ya kadar olan yakınlaşmaları hazırlaması ve her iki topluma dağıtması, beş tarafı ilgilendiren yakınlaşmaların da aynı şekilde beş tarafa dağıtılması, bu belge temelinde BM Genel Sekreter’i Antonio Guterres’in genişletilmiş resmi formatta konferans çağırması ve bu toplantıda dört sınır kapısının açılacağının duyurulması şeklinde sıraladı.
Siyasi eşitlik, etkin katılım ve dönüşümlü başkanlık
KKTC Cumhurbaşkanı, ayrıca kendi sundukları 4 maddelik önerilerinin ilk maddesinin "siyasi eşitlik" olduğunu belirterek, buradaki ifadelerinin "çok net" olduğunu vurgulayarak, "etkin katılımın ve dönüşümlü başkanlığın prensip olarak kabul edilmesi" gerektiğini ifade etti. Dönüşümlü başkanlığın "ikiye bir, üçe bir ya da dörde bir" gibi düzenlemelerinin müzakere konusu olacağını ve pazarlık yapılabileceğini söyleyen Erhürman, prensip olarak dönüşümlü başkanlığın olmamasının Kıbrıslı Türklerin hiçbir zaman o yapının başkanı olmayacağı anlamına geleceğine dikkat çekti. Bir Kıbrıslı Türk’ün hiçbir zaman kurulacak yapının başkanı olamayacağının baştan belli olmasının siyasi eşitliğin de olmayacağı anlamına geleceğini kaydeden Erhürman, benzer sancıların 1960 Anayasası döneminde halihazırda yaşandığını ifade etti.
Gerçek anlamda siyasi eşitlik için dönüşümlü başkanlığın prensip olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Erhürman, bunun kabul edilmesinin ardından yakınlaşmaların da prensip olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Yakınlaşmaların içeriğine girilmeden, ilkesel bir kabulden söz ettiklerini belirten Erhürman, bunun bir içerik değil, metodoloji meselesi olduğunu kaydetti.
"Zaman sınırlaması olmalı"
Erhürman, bir başka maddenin ise "zaman sınırlaması" olduğunu belirterek, bunun da prensip olarak ele alınmasını istediklerinin altını çizdi. KKTC Cumhurbaşkanı, "8 ayda bitecek, 10 ayda bitecek" gibi bir öneri getirmediklerini ancak müzakere süreci başladığında bir zaman sınırlaması olacağı ilkesinin kabul edilmesini istediklerini söyledi. Erhürman, "Açık uçlu bir müzakereyi biz istemiyoruz, kabul etmiyoruz. Ben müzakere olsun diye müzakere değil, çözüm olsun diye müzakere istiyorum" ifadelerini kullandı.
"Usuller kabul edilmeden esasa geçilmemeli"
Diğer bir maddenin de "defalarca üzerinde konuşulan bir başlık" olduğunu belirten Erhürman, genel olarak sundukları maddelerle, metodoloji olarak bu ilkelerin ve usullerin kabul edilmesini istediklerini, bunlar kabul edilmeden de esasa geçilmemesi gerektiğini söylediklerini kaydetti.
Bugüne kadar usullerin belirlenmemiş olması nedeniyle birçok defa hayal kırıklığı yaşandığını kaydeden Erhürman, bu hayal kırıklığının yeniden yaşanmasını istemediklerini vurguladı. Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine sahip olduğunu söyleyen Erhürman, bunun güven sağlayıcı önlemlerin önemsiz olduğu anlamına gelmediğini, önlem meselelerinin de önemli olduğunu vurguladı. Crans-Montana’da gerçekleştirilen görüşmeler üzerinden 8 yıl geçtiğini hatırlatan Erhürman, bu süre içinde anlamlı hiçbir görüşme süreci yürütülmediğini söyledi. Ayrıca, görev süresinin üçüncü ayının sonuna geldiğini ve üç ay içinde üç görüşme gerçekleştiğini belirten Erhürman, bir mesafe kat etmeye çalıştıklarının altını çizdi. Erhürman, "maça çıkmadan önce kurallar belli olur" benzetmesini kullanarak, kurallar belli olmadan esasa girmenin doğru olmadığını ifade etti. Dört maddenin sıralamasına da işaret eden Erhürman, "Dördünü de tamamlayacağız, esası ondan sonra konuşacağız" dedi.
Erhürman, "usul bitmeden esas tartışmasına girmeyeceğim" vurgusunu yineleyerek, bunun esastan kaçınmakla ilgili olmadığını, "kurallar belli olmadan esasa dair konuşmaya başladığınız anda usulü konuşma şansınızı kaybettiniz demektir" değerlendirmesinde bulundu.
"Ya birlikte kazanacağız ya birlikte kaybedeceğiz"
Erhürman, görüşmeden kalkarken Hristodulidis’le birbirlerine "biz partneriz ve ya ikimiz kazanacağız iki toplum iki halk için, ya ikimiz de kaybedeceğiz" dediklerini aktararak, hedefin Kıbrıs Adası’nın, halkların ve bölgenin kazanacağı bir barış ve istikrara ulaşmak olduğunu ifade etti.
Yüz gün değerlendirmesi yapılacak
KKTC Cumhurbaşkanı, dört maddelik önerisini ilk kez Annan Planı referandumunun 20. yılı dolayısıyla düzenlenen bir toplantıda dile getirdiğini ve bu yaklaşımın 2-3 yıllık bir geçmişi olduğunu söyledi. Bu çizgiden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Erhürman, bunun bir inat ya da ön şart olmadığını, tek söylediklerinin kuralın baştan belirlenmesi olduğunu ifade etti.
Erhürman ayrıca, 2 Şubat’ta bir basın toplantısıyla 100 gün değerlendirmesi yapacaklarını da açıkladı. Bu toplantıda hangi güven sağlayıcı önlemde ne olduğunu, ne önerildiğini ve neden hayata geçmediğini daha ayrıntılı aktaracağını belirtti.