Mardin’de “Hayat Namazla Güzeldir” programının finali yapıldı

Peygamber Sevdalıları Mardin Derneği tarafından çocukların namaza olan bağlılığını ve sevgisini artırmak, onlara namaz bilinci kazandırmak amacıyla düzenlenen “2026 Hayat Namazla Güzeldir” programının finali, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Mardin merke

Peygamber Sevdalıları Mardin Derneği tarafından çocukların namaza olan bağlılığını ve sevgisini artırmak, onlara namaz bilinci kazandırmak amacıyla düzenlenen “2026 Hayat Namazla Güzeldir” programının finali, yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Mardin merkez Artuklu ilçesinde düzenlenen programın finali, 15 Temmuz Parkı Şakir Nuhoğlu Camii bahçesinde yapıldı.

Program, 15 Temmuz Parkı’ndan Şakir Nuhoğlu Camii yerleşkesine kadar gerçekleştirilen yürüyüşle başladı.

Takke ve seccadeleriyle yürüyüşe katılan çocuklar, namazla ilgili sloganlar eşliğinde camide cemaatle namaz kıldı.

Namazın ardından programın gerçekleştirileceği alana geçen çocuklar, burada saf düzeninde yerlerini aldı.

Mardin merkez ve çevre ilçelerden çok sayıda kız ve erkek öğrencinin katıldığı programda, çocukların yoğun ilgisi dikkat çekti.

Sunuculuğunu Muhammed İdris Ergin’in yaptığı program, yürüyüş ve namazın ardından Yusuf Nas’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Program kapsamında üç dilde ayet ve hadis sunumu, ilahi ve ezgi dinletileri, şiir dinletisi ve HAMAS’ın şehit liderleriyle ilgili oratoryo gösterisi gerçekleştirildi.

Çocukların da aktif olarak yer aldığı programda, çeşitli sahne gösterileri ve etkinlikler düzenlendi.

Programda günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yapan Süleyman Tuna, namazın Müslümanın hayatındaki önemine dikkat çekerek çocuklara ve velilere önemli mesajlar verdi.

“Namazı bırakırsak, kökü topraktan kopan ağaç gibi kururuz”

Namazın insan hayatındaki yerini bir ağacın köklerine benzeten Tuna, şöyle konuştu: “15 gün boyunca sizler Allah’a olan kulluk vazifenizin, belki de en önemli ibadeti olan namazı öğrendiniz. Bugün burada bu final programını gerçekleştiriyoruz. Elbette 15 gün içinde hocalarınız namazı, güzelliklerini ve önemini anlattı. Herkesin gördüğü gibi gökyüzü masmavi ve bulutlu. Yanı başımızda ağaçlar var. Yaprakları yeşilliğin sebebi ne? Kökleri nerede? Toprakta. Kökü toprakta olan ağacın yaprakları yeşil olur. Namaz bizim için toprak gibidir. Namazı bırakırsak, kökü topraktan kopan ağaç gibi kururuz. Hayatımız bozulur, kötüleşir. Malum olduğu üzere Peygamber Efendimiz Aleyhisselam ilk vahyi Hira’da aldı. İlk aldığı vahiy ‘oku’ idi. Cebrail Aleyhisselam ondan sonra gelip namazı öğretti. Önce iman, sonra namaz. Yani peygamberlik verildikten hemen sonra abdesti ve namazı öğretti."

“Namaza koşacağız ki şarjımız dolup tekrar dirilelim, kendimize gelelim”

Namazın farz kılınışı ve kişiye verdiği maneviyat hakkında konuşan Tuna, "Hicretten önce müşrikler Müslümanlara boykot uyguladı, bir yerde kilit altında tuttular; yiyecek, su, alışveriş hiçbiri yapılmasına izin vermediler. Üstüne üstlük Peygamberimizin en sevgili iki kişisi vefat etti. Hazret-i Hatice ve Ebu Talip. Öyle hüzünlendi ki Kâbe civarında bir süre uyuyup kaldı. Durumu çok ağırdı. Müşrikler O’na inanmıyor, sevdikleri göçüyor, Müslümanlara zulmediliyordu. O anda yine Cebrail Aleyhisselam geldi ve Peygamberimizi Kudüs’e götürdü. Bugün işgal altında bulunan Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya götürdü ve oradan da Miraç’a yükseldi. Orada 5 vakit namaz bize emrediliyor. Bunun manası şudur: Peygamberimiz çok zor bir dönemdeydi; ona inanan az, sevenleri vefat etmiş, çevresi onu terk etmişti. Allah onun ferah bulması, kalbinin canlanması için ona namazı verdi. Miraç’ta yine namaz verildi.

Bizim durumumuz da öyle: Okula gidiyoruz, dönünce bitkin düşüyoruz. Eve varır varmaz çantayı, ayakkabıyı bir yana atıyoruz; ya yemeğe ya yatağa koşuyoruz. Neden? Yorulduk, şarjımız tükeniyor. Telefonun şarjı bitince ne yaparız? Hemen kabloyu arar, şarja takarız. İşte hayatımız da aynı şekilde böyledir: Çok yorulur, yoruldukça gücümüz tükenir. Şarjı biten cihaz gibi hemen neye koşacağız? Namaza. Namaza koşacağız ki şarjımız dolup tekrar dirilelim, kendimize gelelim.” diye konuştu.

Allah’a karşı şükrün en doğru yolu namaz olduğunu söyleyen Tuna, “Allah göğü, yeri ve ikisi arasındaki her şeyi bize nimet etti. Gözü vermeseydi göğü görebilir miydik? Burnu vermeseydi gülün, ağacın kokusunu duyabilir miydik? Hayır. Bizi nimetlerle kuşatmış; öyleyse ne yapmalıyız? Şükretmeliyiz. Peki şükrün en doğru yolu nedir? Namazdır.” dedi.

Programın, çocukların yalnızca namazı öğrenmeleri açısından değil, namazın hayatlarındaki yerini kavramaları açısından da önemli olduğunu belirten Tuna, ailelere çocuklarının ibadet eğitimine önem vermeleri çağrısında bulundu.

İki hafta boyunca devam eden eğitim sürecinin ardından düzenlenen final programında çocuklar, öğrendiklerini çeşitli etkinliklerle ortaya koydu.

Programda özellikle çocukların toplu şekilde namaz kılması ve ardından gerçekleştirilen ilahi, ezgi, şiir ve oratoryo gösterileri programa katılanlardan yoğun ilgi gördü.

Maneviyatın hakim olduğu program, Yusuf Açılan’ın yaptığı dua ile sona erdi. (İLKHA)