Mesele, Trump için de ağaç değil! 

ABD Başkanı Donald Trump, 16 Ekim günü Georgia eyaletine bağlı Dalton kentindeki Dalton Belediye Havalimanı'nda bir hangarda düzenlenen seçim mitingi sırasında konuştu. Trump'ın seçim propagandasını İslam ve Müslüman düşmanlığı üzerinden yürüttüğü bir kez

ABD Başkanı Donald Trump, 16 Ekim günü Georgia eyaletine bağlı Dalton kentindeki Dalton Belediye Havalimanı'nda bir hangarda düzenlenen seçim mitingi sırasında konuştu. Trump'ın seçim propagandasını İslam ve Müslüman düşmanlığı üzerinden yürüttüğü bir kez daha görüldü.

ABD Başkanı, yaklaşan ara seçimler kapsamında Cumhuriyetçi adaylara destek vermek amacıyla gerçekleştirdiği bu mitingde İran hakkında konuşurken, dikkat çeken ifadeler kullandı.

Trump, hitap ettiği kitleye Ortadoğu'da isimleri akılda tutmanın zor olduğunu savunarak "Eğer birinin ismini bilmiyorsan sadece 'Muhammed' demen yeterli, çünkü o isimden orada çok var." dedi.

 

Bir kez daha görüldü ki, başta Trump olmak üzere Batılı müstekbirlerin nihai hedefinde İran, Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Türkiye, Filistin vs. yok. ABD ve onun başkanları için tek gerçek var; O gerçeğin adı da Muhammed! Yani insanlığın son peygamberi…

Donald Trump, geçtiğimiz günlerde Hazreti Muhammed'e olan düşmanlığını yine yaptığı farklı konuşmalarla da dolaylı bir dille ifade etmişti.

Trump, 2009 yılında Teksas'taki Fort Hood Askeri Üssü'nde 13 kişiyi öldüren ve 32 kişiyi yaralayan eski Ordu Binbaşısı Nidal Malik Hasan’ın kurşuna dizilerek idam edilmesini onaylamıştı. Ancak Amerikan kamuoyunda bu onay tartışmaları da beraberinde getirmişti.

Çünkü bu karar, ABD ordusunun 1945'te İkinci Dünya Savaşı sırasında firar eden Er Eddie Slovik'ten bu yana yaklaşık 81 yıl sonra uygulayacağı ilk kurşuna dizme infazı olacaktı.

Tartışmalar bir tarafa, Trump'ın Nidal Malik Hasan’ın ismini sürekli "Muhammed" diye anması dikkat çekmişti. Onun için kimin ne olduğu, isminin ne olduğu önemli değildi. Çünkü onun gözünde tüm Müslümanlar aynıydı; hepsi Muhammed'di. İranlı, Iraklı, Afganistanlı, Suriyeli, Lübnanlı, Türkiyeli ya da Arap, Türk, Kürt, Fars olmaları farklılık arz etmiyordu. Hepsinin taşıdığı "üst kimlik" tekti; İslam veya Müslüman olmaları... ABD Başkanı Trump da bunu tek kelime ile ifade ediyordu; Muhammed!

Sözün özü, Trump bütün bir İslam coğrafyasına, bütün Müslümanlara aynı gözle bakıyor. Etnisitesine veya mezhebine bakmadan tek bir niteleme yapıyor. Ve artık bu nitelemeyi üstü kapalı değil, gayet açık ifadelerle dile getiriyor. Sadece o değil, onun yönetimindeki diğer ABD'li yetkililer de aynısını yapıyor.

Özellikle de ABD Savunma Bakanı (Savaş Bakanı) Pete Hegseth'in, daha geçtiğimiz haftalarda; "İslamcı düşman" ve "İslam peygamberinin yanılgılarına inanan rejimler" gibi söylemleri tepki çekmişti.

Vücudunda Arapça, "kafir" dövmesi taşıyan Hegseth'in bugün ABD'nin savaşlarını yürütmesi, Müslümanların nasıl bir düşman ile karşı karşıya olduğu gerçeğini de ortaya koyuyor.

Özetle; İran'da, Irak'ta, Afganistan'da, Yemen'de ve Suriye'de yürütülen savaşlar, Trump için de ABD yönetimi içinde meselenin, revaçtaki retorikle basit bir "ağaç" meselesi olmadığını gösteriyor. (İLKHA)