Banga Heq Dergisi tarafından düzenlenen Melayê Cizîrî'yi anma programında konuşan İTTİHADUL ULEMA Genel Başkan Yardımcısı Molla Abdulkuddüs Yalçın, Kürt dili, edebiyatı ve medrese geleneğinin önemine dikkat çekerek, İslam ahlakı ile yoğrulmuş bu mirasın g
Banga Heq Dergisi tarafından düzenlenen Melayê Cizîrî'yi anma programında konuşan İTTİHADUL ULEMA Genel Başkan Yardımcısı Molla Abdulkuddüs Yalçın, Kürt dili, edebiyatı ve medrese geleneğinin önemine dikkat çekerek, İslam ahlakı ile yoğrulmuş bu mirasın gelecek nesillere aktarılması için ana dilin korunması gerektiğini vurguladı.
Medreselerde Kürt edebiyatının eksikliğine ve ana dilin unutulmaya yüz tuttuğuna dikkat çekerek konuşmasına başlayan Yalçın, şu ifadeleri kullandı:
"Gerçekten de medreselerimiz ne yazık ki Kürt edebiyatından yoksundur. Bilindiği üzere dilimiz de yavaş yavaş unutulmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi, eskiden Kürdistan dışından gelenler medreselerimizde Kürtçe öğrenir, ilim tahsil eder, ardından kendi ülkelerine dönerlerdi. Kendi dillerini de öğrenerek memleketlerine geri dönerlerdi. Bugün ise ne yazık ki medreselerimizde çocuklarımıza dinî ilimler Türkçe öğretiliyor. Çocuklarımız Kürtçeyi bilmedikleri için Şêxê Cizîrî'yi tanımıyor, onun divanını bilmiyor, Xanî'yi tanımıyorlar. Yani büyük şahsiyetlerimizi tanımadan yetişiyorlar."
"Kendi dilimizdeki eserleri dahi başka bir dile çevirerek öğretmek zorunda kalıyoruz"
Edebi mirasa sahip çıkılması gerektiğini belirten Yalçın, "Bazen gençlere birkaç beyit okuduğumuzda, örneğin Mem û Zîn'den, Molla Cezerî'nin divanından veya Seyda Mela Xelîl'in Nehcü'l-Enâm adlı eserinden bir bölüm söylediğimizde şaşırıyorlar. Çünkü onlara Şerhü'l-Muğnî, Mela Câmî veya Süyûtî gibi eserleri Arapça okuttuğumuzda olduğu gibi, Kürtçe eserleri de Türkçeye tercüme ederek anlamalarını sağlamaya çalışıyoruz. Ne yazık ki kendi dilimizdeki eserleri dahi başka bir dile çevirerek öğretmek zorunda kalıyoruz. Kardeşlerim, bu nedenle her şeyden önce kendi dilimizi korumamız gerekiyor. Dilimizi koruduğumuzda kültürümüzü de onunla birlikte korumuş oluruz." dedi.
Kültürel ve ahlaki değerlerin İslam'a dayandığını dile getiren Yalçın, "Bilindiği üzere Kürdistan'da sahip olduğumuz en önemli ahlaki değerler, İslam ahlakıdır. İrfanımız, edebimiz ve terbiyemiz İslam'a dayanır. Âlimlerimiz de bize bunları aktarmışlardır. Dil unutulduğunda çocuklarımızın başka bir kültürün edep ve irfanıyla yetiştiğini, bu nedenle birbirleriyle olan ilişkilerinin de değiştiğini görüyoruz." şeklinde konuştu.
Melayê Cizîrî'nin hayatı ve şahsiyeti hakkında konuşan Yalçın, "Kendisi, Melayê Cizîrî lakabıyla tanınmıştır. Şiirlerinde çeşitli mahlaslar kullanmıştır. Bu mahlaslar, adeta aşkın oklarına, kaderin işaretlerine, aşkın hedeflerine ve insanın karşılaştığı bela ve musibetlere yönelik anlamlar taşımaktadır. Şiirlerinde bu işaretleri farklı biçimlerde kullanmıştır." dedi.

"İlahi hakikate duyduğu aşkı şiirlerine yansıtmıştır"
Büyük mutasavvıfın şiirlerindeki derin manalara işaret eden Yalçın, "Melayê Cizîrî, Kürtlerin büyük bir mutasavvıfıdır. İlahi bir cezbe kendisini kuşatmış, hakiki sevgiliye yönelik ilahi aşkı ve muhabbeti derinden hissetmiştir. Aşk şarabıyla kendinden geçme hâli yaşamış, ilahi hakikate duyduğu aşkı şiirlerine yansıtmıştır. Şiirlerinde görülen sarhoşluk ifadeleri, hakikatte yüksek manevi makamlara ulaşmasının bir işareti olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle onun divanı, özellikle ilahi aşkı konu alan şiirleri bakımından son derece kıymetlidir." dedi.
Yalçın, halk arasında dolaşan asılsız rivayetlere karşı da uyarılarda bulunarak, "Bununla birlikte halk arasında onun aşkıyla ilgili anlatılan bazı hikâyeler vardır. Bu anlatımların bir kısmı hurafe niteliği taşıyabilir. İlim ve tasavvuf ehline yakışmayan, doğruluğu kanıtlanmamış bu tür anlatımlara itibar edilmemesi gerekir." uyarısında bulundu.
Cizîrî'nin fenni ve dini ilimlerdeki yetkinliğine de işaret eden Yalçın, "Melayê Cizîrî son derece zeki bir insandı. İlim alanında önemli bir şöhrete sahipti. Şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla yaşadığı dönemde okutulan dinî ve fenni ilimlerde oldukça yetkindi. Fıkıh usulü, hadis, nahiv, belagat, felsefe, matematik ve astronomi gibi alanlarda güçlü bir bilgiye sahipti. Ayrıca Kürtçe, Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesini iyi derecede biliyordu." diye belirtti.
Cizîrî'nin Divan'ının önemine ve günümüzde hak ettiği değeri görmediğine değinen Yalçın, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Molla Cezerî'nin sırlarla dolu dünyasının en önemli anahtarı şüphesiz divanıdır. Seyda Mela Ehmedê Zîvengî, Allah ona rahmet etsin, Divan'ın mukaddimesinde Molla Cezerî'ye ait olup divanda yer almayan üç şiiri aktarmıştır. Bunlardan biri, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu Aleyhi Vesellem) öven bir şiirdir. Bu şiir, "Îro ji cemala te dile min bibirine" ifadesiyle başlamaktadır. Zîvengî, söz konusu şiirlerin divanda bulunmadığını belirtmektedir. Seyda Mela Ehmedê Zîvengî, divanın ön sözünde Molla Cezerî'nin fesahat, belagat ve aşk konularındaki şiirlerinin Hafız-ı Şirazî, Mevlânâ Câmî, İbnü'l-Fârız ve Fuzulî'nin eserleriyle aynı düzeyde değerlendirilebileceğini ifade etmektedir. Molla Cezerî'nin divanı son derece tanınmış ve kıymetli bir eserdir. Hem kendi ülkesinde hem de ülke dışında bilinmiş, basılmış ve farklı dillere tercüme edilmiştir. Alman müsteşrik Fon Hartmann'ın divanı ilk kez Berlin'de yayımladığı ve eser için Almanca bir ön söz yazdığı belirtilmektedir. Ancak Kürt edebiyatının önemli eserlerinden biri olan bu değerli divan, günümüzde yeterince değerlendirilmemektedir."
İTTİHADUL ULEMA Genel Başkan Yardımcısı Abdulkuddüs Yalçın, konuşmasında, medreselere ve kamuoyuna, tarihi şahsiyetlerin tanıtılması noktasında çağrıda bulundu. (İLKHA)