Prof. Dr. Aydın: Gazzeliler o cennet vatanı vermeyecek ve son nefeslerine kadar Mescid-i Aksa’yı muhafaza edecekler

Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP) ile Gazi Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen “İstiklalden Vicdana, Ezgiden Direnişe Filistin Davası” panelinde konuşan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuzhan Aydın, Maraş’ın kurtuluş mücadelesinde

Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP) ile Gazi Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen “İstiklalden Vicdana, Ezgiden Direnişe Filistin Davası” panelinde konuşan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuzhan Aydın, Maraş’ın kurtuluş mücadelesinden örnekler vererek Gazze’deki direnişe dikkat çekti.

Panelin konusu "Maraş’tan Gazze’ye İstiklal Mücadelesi" olduğunu belirten Aydın, "Maraş Osmanlı döneminde Kudüs-ü Şerif toprağı sayılmış, Kudüs-ü Şerif'e dahildir. Maraş'ın kurtuluşu düzeni ordu olmadan halkın yüreğindeki imanla, Sütçü İmamlarla, Rıdvan hocalarla, Sanem Ayşelerle, Daulcu Abdal Halil ağalarla kurtulmuş. O gün Maraşlılara Fransızlar ve Ermeniler şunu söylemiş: 'Gelin vazgeçin, buradan gidin, kan dökmeyin, terk-i diyar edin.' Ama Maraşlılar şunu söylemiş, değerli gençler: 'Maraş bize mezar olmadan düşmana gülzar olmaz.'

Aynı Abdal Halil Ağa, geçimini daulculuk mesleği ile idame ettiriyor. Abdal Halil Ağa'ya o günün Ermeni Milletvekili Ago Efendi gelir, der ki: 'Abdal Halil Ağa, gel Fransızları karşılayacağız, sen de daul çal, sana üç kese altın vereyim.' Abdal Halil Ağa, Maraş ağzıyla der ki: 'Ago Efendi, bu bir din behsidir, yani din meselesidir, din mevzusudur. Sen değil üç kese altın, davulumun kasnağını altınla doldursan ben gelip Fransızları karşılamam.' Abdal Halil Ağa, Abdal Halil Ağa 12 Şubat 1920'de Maraş kurtuluşa vasıl olunca Ahırdağlarında Şanlı Türkün bayrağı dalgalanınca Abdal Halil Ağa diyecektir ki: 'Şimdi davulları çalma zamanı!'" dedi.

“Gazze bize mezar olmadan size gülzar olmaz'

Gazzelilerin tüm zorluklara rağmen vatanlarını terk etmediğini ifade eden Aydın, "İşte Gazzeli kahraman kardeşlerimiz sadece bugün değil, 50 yıldır, 60 yıldır harp ediyorlar. 60 yıldır direniyorlar. 60 yıldır o bölgeyi vatan toprağını terk etmiyorlar. Onlara siyonistler, siyonistlerin destekçileri diyorlar ki: 'Gelin burayı terk edin, size istediğiniz Avrupa devletinden vatandaşlık verdirelim, bu topraklarınıza da istediğiniz kadar para verelim.' Ama Gazzeliler Maraşlıların dünü dediklerini diyorlar, diyorlar ki: 'Gazze bize mezar olmadan size gülzar olmaz.' Gazze üç senedir direnemiyor, senelerdir abluka altında.

Ama Gazze imanıyla, vicdanıyla, merhametiyle siyonistlerin asıl emelleri, asıl hedefleri Mescid-i Aksa-i Şerif'i yıkmak, Gazzelilerin bu savunması, ortaya koydukları bu tavır, bu imanı duruş Cenabıhak'ın ilminde, bilgisinde, hikmetinden sual olunmaz Mescid-i Aksa'yı kurtardı. Gazzelileri yerlerinden püskürtecek, püskürteceklerini zannediyorlardı. Gazzeliler direnişe devam ettiler. Yahya Sinvar, Gazze'nin sembol ismi, HAMAS'ın lideri Yahya Sinvar, yarım kalmış, canhıraş en son nefesine kadar, kanının son damlasına kadar mücadele etti ve şehit oldu. Çünkü arkadaşlar, onlardaki ruh, kimin ruhu biliyor musunuz? Onlardaki ruh sahabenin ruhu. Onlardaki ruh istiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un dediği gibi Bedrin aslanlarının ruhu." ifadelerine yer verdi.

"İşte bütün Gazzeliler 7'den 77'ye topraklarını, vatanlarını terk etmiyorlar"

Konuşmasının devamında Aydın, şunları aktardı: "Bütün Gazzeliler 7'den 77'ye topraklarını, vatanlarını terk etmiyorlar. İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy Taceddin Dergahı'nda İstiklal Marşı'nı yazmıştı. Yunanlılar Bursa'ya girmişlerdi, Polatlı'dan top sesleri duyuluyordu. Ama merhum Akif diyordu ki: 'Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı, düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı, sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı, verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.' Necip milletimiz bu cennet vatanı vermedi, Gazzeliler de o cennet vatanı vermeyecek ve son nefeslerine kadar Mescid-i Aksa'yı muhafaza edecekler. Biz Mescid-i Aksa'nın murabıtlarının yanındayız. Biz Gazzeliler kahraman kardeşlerimizin yanındayız. Karınca misali, demin rektör hocamız söyledi, evladına bir sakız almış gelmiş, küçük bir çocuk. Bakmış, demiş ki: 'Baba, bu boykot, ben bu sakızı çiğnemem, ben bu sakızı almam.' Sevgili gençler, sevgili kardeşler, bizler bir Müslüman gibi yaşayacağız, bizler Batı'ya, siyoniste her bakımdan özenmeyeceğiz, kimliğimizi, karakterimizi, kişiliğimizi muhafaza edeceğiz. İnşallah bunu muhafaza ederken, aşkımızı ve imanımızı da kaybetmezsek kimse bizim sırtımızı yere getiremeyecek.

Sarısaltuk baba Balkanların manevi mihmandarı, Hoca Ahmet Yesevi'nin rahlesinde okumuş. Sarısaltuk baba'ya devrin Selçuklu sultanı soruyor, diyor ki: 'Pirim, bizim bu mücadelemiz ne zamana kadar devam edecek, hep fetih peşindeyiz, atın sırtındayız.' Ona tarihi bir cevap veriyor, diyor ki: 'Sultanım, bizim mücadelemiz sura üflenene kadardır. Yoksa sabah kahvaltıda ne yiyeceğiz, akşam yemeğimizde ne yiyeceğiz? Bu gibi küçük hedefler yok. Bireysel olarak Azrail aleyhisselam gelip canımızı alıncaya kadar kıyamet sabahında İsrafil aleyhisselam suru düdüğünü üfleyinceye kadar bizim mücadelemiz devam edecek.' Gazzelilerin mücadeleleri de devam ediyor. Evlerinden, barklarından oldular. Okulları yıkıldı, babalarını, annelerini, kardeşlerini kaybettiler. Ama vatan mücadelesinden asla vazgeçmediler. Onlar seferden sorumlu, onlar seferden sorumlu, zafer Cenab-ı Allah'ın."

"Bir sabah ve bir cuma vaktinde Özgür Mescid-i Aksa'da ulu divana duracağız"

Son olarak Aydın, "Ama bizler bugün Türkiye'de yaşayanlar olarak neler yapıyoruz? Ona bakmamız lazım. Karınca misali elimizden ne geliyor? Onların yanını da maddi ve manevi bakımdan neler yapıyoruz? Bunlara bakmamız lazım. Bu yapılan toplantılar çok önemli, önemsiz zannetmeyin. Bu yapılan toplantılar Gazze'li kardeşlerimizin morallerini ve motivasyonlarını artırıyor, onları diriltiyor. Onun için Gazze'yi, Filistin'i, Kudüs'ü, Mescid-i Aksa'yı hafızamızdan, gönlümüzden, tefekkürümüzden, tezekkürümüzden hiçbir zaman çıkarmayacağız. Allah'ın izniyle gün gelecek, o günleri hep birlikte göreceğiz. Bir sabah ve bir cuma vaktinde Özgür Mescid-i Aksa'da ulu divana duracağız. Bu Rabbimizin bize vadidir. O günler çok yakındır. " şeklinde belirtti.

Program Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Koca “Dini Musikimizde Kudüs-ü Şerif” başlıklı konusuyla devam etti. (İLKHA)