Rabia Katliamı için Prof. Dr. Ebu Zeyd: Bir halk, özgür ve onurlu bir şekilde yaşamak istedi

Mısır’da darbeci Abdulfettah es-Sisi yönetimindeki ordu ve polisin, 14 Ağustos 2013’te gerçekleştirdiği Rabia Katliamı, üzerinden yıllar geçmesine rağmen hafızalardaki tazeliğini koruyor Aradan geçen yıllar, yaşanan zulümleri unutturmazken, katliamda haya

Mısır’da darbeci Abdulfettah es-Sisi yönetimindeki ordu ve polisin, 14 Ağustos 2013’te gerçekleştirdiği Rabia Katliamı, üzerinden yıllar geçmesine rağmen hafızalardaki tazeliğini koruyor

Aradan geçen yıllar, yaşanan zulümleri unutturmazken, katliamda hayatını kaybedenler rahmetle, sorumluları ise lanetle anılıyor.

Mardin Artuklu Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi İslam Hukuku Profesörü Dr. Vasfi Aşur Ebu Zeyd, Rabia Katliamı’nın yıl dönümü münasebetiyle yaptığı açıklamada, katliamın sadece Mısır halkının değil, Arap ve İslam dünyasının hafızasında da derin izler bıraktığını ifade etti.

Rabia Katliamı’nın “yüzyılın katliamı ve kırımı” olduğunu vurgulayan Ebu Zeyd, Mısır halkının yalnızca özgür ve onurlu bir şekilde yaşamak istediğini belirtti.

“Özgürlüğün düşmanı, özgürlük isteyenleri huzur ve güven içinde bırakmayacaktır”

Katliamın hiçbir zaman kapanmayacak derin bir yara ve hüzünlü bir hatırlatma olarak kalacağını belirten Ebu Zeyd, şu ifadeleri kullandı:

“Rabia Adaviye, yüzyılın katliamı ve kırımdır. Bir halk, özgür ve onurlu bir şekilde yaşamak istedi. Fakat karşısına askeri güçle, tanklarla, makineli tüfeklerle ve keskin nişancılarla çıkıldı. Nihayetinde yüzlerce, hatta binlerce insan yerlere serildi, cesetleri yakıldı ve toplu olarak toprağa verildi. Bu anı, Mısır, Arap ve Müslüman halkın bilincinde sonsuza dek kalacak. Hiçbir zaman kapanmayan derin bir yara, acı ve hüzünlü bir hatırlatma olarak kalacaktır. Özgürlük ucuz değildir. Özgürlüğün düşmanı, özgürlük isteyenleri huzur ve güven içinde bırakmayacaktır. Bunun için hazırlık, güç ve her şeyden önce bilinç gereklidir.”

“Batı dünyası ölçüleri iki yüzlü bir dünyadır”

Ebu Zeyd, batının iki yüzlülüğüne dikkat çekerek “Rabia Adaviye, bu dünyada ölçülerin iki yüzlülüğünü de gözler önüne serdi. İnsan haklarından dem vuran Batı dünyası, bu kanın dökülmesini ve bu katliamı engellemek için bir adım atmadı. Hatta bu öldürme ve yıkımı gerçekleştirenlere karşı utandırıcı, çekingen kınamalarla yetinildi. Batı dünyası ölçüleri iki yüzlü bir dünyadır. Filistin’de yaşananlar bunun en somut kanıtıdır. Bu durum göstermektedir ki söz konusu edilen insan hakları, Avrupa ve Amerika’nın insanı içindir. Arap ve Müslüman insanı için değildir.” ifadelerini kullandı.

“Gençler omuz omuza vermeli, ortak iş yapmalı”

Gençlere de önemli tavsiyelerde bulunan Ebu Zeyd “Davranışlarımızın akılcı olması için, öfkemizi eyleme, tepkisel duruşumuzu inşa faaliyetine dönüştürmeliyiz. Gençler, bugünün ve yarının umududur. Öncü olmalılar. Her biri uzmanlaşabileceği, başarılı olabileceği, dünyada bir numara olabileceği bir alan bulmalıdır. Gençler omuz omuza vermeli, ortak iş yapmalı, ortak inşa etmeli ve birbirlerine destek olmalıdır. Zira Allah’ın eli (Allah’ın kudreti), topluluğun üzerindedir. Şeytan ise tek başına olanın yanındadır. İkinciden ise daha uzaktır.” dedi.

“Bu kanlar bizim için ışık ve ateş olsun”

Gelecek nesillere övünecekleri ve gurur duyacakları bir miras bırakılması gerektiğini vurgulayan Ebu Zeyd, Rabia ve Filistin’de yaşananların gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:

“Bu olaylar bir gün geçecek ve tarihe karışacaktır. Eğer biz Filistin’i, Mısır’daki Râbia ve Nahda gibi korkunç katliamları anmak istiyorsak, şunu unutmayalım: Orada hayatlarını feda edenler, bu sorulara hayatlarıyla, kanlarıyla, canlarıyla cevap verdiler. Can, insanın sahip olduğu en değerli şeydir. Gelecek nesiller bizlere soracak: ‘Yapılması gerekeni yaptılar mı? Üzerlerine düşeni yerine getirdiler mi?’ Bu, tarihin ve gelecek nesillerin sorusudur. Ötesinde ve ötesinde, kıyamet günü Allah’ın bizlere soracağı sorudur. Bu soru, bizleri kendimize, vatanlarımıza, Arap ve İslam ümmetine ve tüm insanlığa karşı görevimizi yerine getirmeye sevk etmelidir. Nitekim ‘Biz sizi orta bir ümmet kıldık ki insanlara şahitlik edesiniz, Resul de size şahit olsun.’ buyrulmuştur. Gelecek nesillere övünecekleri, gurur duyacakları bir miras bırakmalıyız. Onlara aciziyeti, sessizliği ve çaresizliği değil, büyük izler ve şanlı bir tarih bırakmalıyız. Allah Teala şöyle buyurur: ‘Onların yaptıklarını ve izlerini biz yazıyoruz.’ O izdir ki insanlığa fayda verir, insanlığa hizmet eder, İslam’ın mesajını gerçekleştirir ve Allah’ın bizlere emrettiği yeryüzünde hilafet görevini yerine getirir. O halde bu kanlar bizim için ışık ve ateş olsun. Yolumuzu aydınlatan bir ışık, zalimleri, zorbaları, işgalcileri ve tağutları yakıp kavuran bir ateş olsun.” (İLKHA)