Küresel tahıl ticaretinde, Rusya ve Ukrayna kaynaklı buğday sevkiyatlarının azalmasıyla yeni bir tedarik sorunu yaşanıyor. Karadeniz üzerinden yapılan taşımacılıktaki aksaklıklar, limanların kullanımında karşılaşılan güçlükler ve yükselen navlun ücretler
Küresel tahıl ticaretinde, Rusya ve Ukrayna kaynaklı buğday sevkiyatlarının azalmasıyla yeni bir tedarik sorunu yaşanıyor.
Karadeniz üzerinden yapılan taşımacılıktaki aksaklıklar, limanların kullanımında karşılaşılan güçlükler ve yükselen navlun ücretleri, ithalatçı ülkeleri alternatif kaynak aramaya yöneltiyor.
Rusya ve Ukrayna'nın temmuz-eylül dönemindeki toplam buğday ihracatının son 16 yılın en düşük düzeyine indiği belirtildi.
Rusya merkezli, tarım ve emtia piyasalarını araştıran bağımsız analiz ve danışmanlık şirketi SovEcon'un eylül ayında yayımladığı tahminler de iki ülkenin 2026-2027 sezonunun ilk üç ayında toplam yaklaşık 8 milyon ton buğday ihraç edebileceğine işaret etmişti. Bu miktar, geçen yılın aynı dönemindeki 16,2 milyon tonun ve son beş yıllık 18,2 milyon tonluk ortalamanın oldukça altında kalıyor.
Rusya sevkiyat rotalarını değiştiriyor
Karadeniz'deki ihracat kapasitesinin daralması, Rusya'yı Baltık Denizi kıyısındaki limanlarını daha fazla kullanmaya yöneltti. Ancak bu limanlara yönelen yüklerin artması, demir yolu bağlantıları, depolama alanları ve yükleme kapasitesi üzerinde ek baskı oluşturuyor. Alternatif güzergâhlardaki sevkiyat artışı, Karadeniz'de kaybedilen kapasiteyi tamamen telafi edemiyor.
Ukrayna'nın buğday ihracatı da limanlara ve bağlantı hatlarına yönelik saldırılar ile alternatif güzergâhlardaki yoğunluk nedeniyle sekteye uğruyor. Tuna Nehri üzerinden yapılan taşımacılık ve demir yolu bağlantıları önem kazanırken, aktarma noktalarındaki beklemeler maliyetleri yükseltiyor.
S&P Global Energy'nin ekim ayı başındaki değerlendirmesine göre, Ukrayna'nın temmuz-eylül dönemindeki buğday ihracatında deniz yolunun payı geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 98 seviyesinden yüzde 78'e geriledi. Demir yolu ve feribot taşımacılığının payı ise arttı.
İthalatçılar yeni tedarikçi arıyor
Karadeniz'den gelen buğdaya bağımlı ülkeler, sevkiyatların aksaması karşısında alımlarını azaltma veya Avrupa Birliği gibi alternatif tedarik bölgelerine yönelme seçeneklerini değerlendiriyor. ABD buğdayı ise fiyat rekabetçiliğinin sınırlı kalması nedeniyle kaybedilen arzın tamamını karşılayamıyor.
Avustralya ve Arjantin'de buğday hasadına ilişkin olumlu beklentiler, önümüzdeki dönemde küresel arzı destekleyebilecek unsurlar arasında gösteriliyor. Ancak yeni sezon üretimine ilişkin belirsizlikler ve tahılın üretim bölgelerinden ithalatçı pazarlara ulaştırılmasındaki sorunlar, piyasadaki riskleri sürdürüyor.
Navlun ücretlerindeki yükseliş de ithalatçıların yükünü artırıyor. Gemilere yönelik riskler, filonun farklı rotalara dağılması ve limanlardaki operasyonel sorunlar, tahıl taşımacılığını daha pahalı hale getiriyor. Deniz yakıtı fiyatlarındaki artışın da nakliye maliyetleri üzerindeki baskıyı 2027'ye kadar devam ettirebileceği değerlendiriliyor.
Kızıldeniz'deki güvenlik riskleri ile Karadeniz'deki yükleme ve sevkiyat aksamaları, gemilerin güzergâhlarını ve teslimat sürelerini de etkiliyor. Bu durum, yalnızca buğdayın uluslararası fiyatını değil, ithalatçı ülkelere ulaşan ürünün toplam maliyetini de yükseltiyor.
Gübre ve diğer tarım ürünlerinde de baskı var
Tahıl piyasasındaki belirsizlik, mısır, soya ve gübre ticaretindeki gelişmelerle birlikte değerlendiriliyor. Kpler'in verilerine göre Çin'in artan gübre ihracatı, Körfez bölgesinden gelen azotlu gübre tedarikindeki açığın bir bölümünü kapatmaya yardımcı oldu. Buna karşılık, kükürt arzındaki düşüşün diğer bölgelerden gelen sevkiyatlarla bütünüyle telafi edilemediği belirtildi.
Gübre fiyatları yıl içinde görülen yüksek seviyelerden gerilemiş olsa da dizel maliyetlerinin yüksek seyretmesi, tarımsal üretim giderlerini baskı altında tutuyor. Böylece küresel gıda piyasalarında riskler yalnızca hasat miktarıyla sınırlı kalmıyor, ihracat kapasitesi, nakliye, yakıt ve gübre maliyetleri de belirleyici oluyor.
Üretici ülkelerdeki sevkiyat sorunlarının uzaması halinde, bazı bölgelerde arzın daralması ve ithalat maliyetlerinin yükselmesi mümkün. Avustralya ve Arjantin gibi üreticilerden beklenen hasat artışları küresel arzı destekleyebilse de bu ürünlerin piyasalara hangi maliyet ve hızla ulaştırılacağı, önümüzdeki dönemin temel belirleyicileri arasında yer alacak. (İLKHA)