Esenlik A.Ş. üzerinden yolsuzluk ve liyakat dersi vermeye kalkan Veysel Tay, kamuoyu önünde dürüstlük abidesi rolüne soyunurken; ortaya çıkan darp görüntüleri ve eşi Fatma Tay ile bir eğitimciye yönelik saldırı
Esenlik A.Ş. üzerinden yolsuzluk ve liyakat dersi vermeye kalkan Veysel Tay, kamuoyu önünde dürüstlük abidesi rolüne soyunurken; ortaya çıkan darp görüntüleri ve eşi Fatma Tay ile bir eğitimciye yönelik saldırı iddiaları, "Bu neyin dürüstlüğü?" sorusunu sordurtuyor.
Veysel Tay imzasıyla servis edilen son basın açıklaması, baştan sona bir "hedef şaşırtma" operasyonu olarak kayıtlara geçti. Belediyenin borçlanma yetkilerinden, personel kıyımına kadar teknik terimlerin arkasına sığınan Tay, asıl konuşulması gereken şahsi skandalların üzerini "mağduriyet" edebiyatıyla örtmeye çalışıyor.
Klavye Başında Kahraman, Sahada Saldırgan mı?
Tay, açıklamasında gazetecileri "kiralık kalemler" ve "beslemeler" olarak itham ederek ağır hakaretlerde bulunurken, asıl karanlık tablonun kendi özel hayatında yaşandığı iddia ediliyor.
Görüntüler Yalan Söylemez: Bir eğitimciyi darp ettiği öne sürülen
Veysel Tay ve eşi Fatma Tay’ın, şiddet görüntüleriyle sarsılan kamuoyu vicdanında hiçbir "teknik açıklama" karşılık bulmuyor.
Eğitimciye Darba Sessiz: Bir kadına ve bir eğitimciye yönelik el kaldırdığı iddia edilen bir ismin, kamu malını koruma vaadi ne kadar samimidir?
"Boş" Kelimeler, "Dolu" Dosyalar
Basın açıklamasında Kanguru Koleji’nden belediye arsalarına kadar birçok konuya değinen Tay’ın, kendi imza attığı iddia edilen şiddet olayına dair tek kelime etmemesi dikkat çekiyor. Belediyenin girdisini çıktısını hesaplayan Tay, bir eğitimcinin onuruna ve canına kasteden saldırının hesabını ne zaman verecek?
"Kamu malına uzanan elleri kırmakla" övünen Veysel Tay, bir eğitimciye uzanan o "şiddet elinin" hesabını yargı önünde nasıl vereceğini açıklamak zorundadır.
Kamuoyu Cevap Bekliyor
Yolsuzluk iddialarıyla hedef saptırmak, kişisel suçların üzerini örtmez. Veysel Tay’ın "hukuk ve adalet" vurgulu cümleleri, darp edilen bir eğitimcinin görüntüleri karşısında hükümsüzdür.
Soruyoruz:
Gazetecileri "satılık" olmakla suçlamadan önce, sosyal medyada dolaşan darp videolarına dair bir açıklamanız var mı?
Bir eğitimciye saldırmak "dik duruşun" neresine sığmaktadır?
Belediye hesapları üzerinden yaptığınız bu savunma, şahsi suçlarınızın üzerini örtmek için kullandığınız bir kalkan mı?
