Susuz kalan beyinde hücreler arası iletişim yavaşlıyor

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜN) Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, yetersiz sıvı tüketiminin beyin fonksiyonları üzerindeki tahribatına dikkat çekti. Beynin yüzde 75’inin sudan oluştuğunu hatırlatan Demirel, "Su
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜN) Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, yetersiz sıvı tüketiminin beyin fonksiyonları üzerindeki tahribatına dikkat çekti. Beynin yüzde 75’inin sudan oluştuğunu hatırlatan Demirel, "Susuzlukla birlikte beyne giden kan hacmi azalır, bu da kısa süreli unutkanlık ve öğrenme sorunlarına yol açar" uyarısında bulundu.
BEÜN Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, günlük hayatın koşuşturmacasında ihmal edilen su tüketiminin beyin sağlığı üzerindeki kritik etkilerini anlattı. Hafif düzeydeki sıvı kaybının dahi zihinsel performansı düşürdüğünü belirten Demirel, susuzluğun beyindeki sinir hücreleri arasındaki iletişimi yavaşlattığını, bunun sonucunda konsantrasyon güçlüğü ve kelime bulmakta zorlanma gibi belirtilerin ortaya çıktığını ifade etti.

"Konuşurken kelime bulamıyorsanız sebebi susuzluk olabilir"
Susuzluğun beyin hücreleri üzerindeki doğrudan etkisini anlatan Doç. Dr. Demirel, süreci şu sözlerle aktardı:
"Beynin yaklaşık yüzde 75’i sudan oluşur ve yeterli sıvı alınmadığında beyin hücreleri arasındaki iletişim yavaşlar. Bu durum dikkat azalması, konsantrasyon güçlüğü, özellikle kısa süreli unutkanlık da kendini gösterir. Hafif susuzluk bile zihinsel performansı olumsuz olarak etkiler. Susuzlukla birlikte beyne giden kan hacmi azalır. Bu da beyne giden oksijen miktarını, besin miktarını düşürür. Aynı zamanda elektrolit dengesizlikler olur. Sonuç olarak sinir hücreleri arasındaki iletişim yavaşlar. Bu da kısa süreli unutkanlık, öğrenme ve hafıza sorunlarına sebep olur. Genellikle dikkat ve kısa süreli bellek etkilenir. Yani kişi eşyaları koyduğu yeri hatırlayamaz, konuşurken kelime bulmakta zorlanır. Bazen kişilerin isimlerini unutabilir. Hatta yaptığı işi yarım bırakabilir. Bu tür unutkanlıklar çoğu zaman yeterli sıvı alımıyla birlikte düzelir."

Yaşlılar için ‘Sessiz Tehlike’ kronik susuzluk
Yaş ilerledikçe susuzluk hissinin azaldığına dikkat çeken Demirel, yaşlı bireylerin farkında olmadan kronik susuzluk yaşadığını belirterek, "Yaşla birlikte susuzluk hissi azalır. Bu nedenle de yaşlı bireyler farkında olmadan kronik susuzluk yaşayabilirler. Bu durum konfüzyon dediğimiz dalgınlık, dikkat eksikliği, ani ve kısa süreli bellek bozukluklarına sebep olabilir. O yüzden beyin sağlığı için yaşlıların da yeterli miktarda sıvı alımına dikkat etmek gerekir" ifadelerini kullandı.

"Çay ve kahve kesinlikle su yerine geçmez"
Sıvı alımında doğru bilinen yanlışlara değinen ve demans riskine vurgu yapan Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, sözlerini şöyle tamamladı:
"Susuzluk doğrudan Alzheimer’a neden olmaz. Ancak beyin fonksiyonları geçici olarak bozulabilir. Hatta mevcut bilişsel durumu kötüleştirebilir. Uzun süreli tekrarlayan sıvı eksikliği beyin sağlığı için bir risk olarak kabul edilir ve ilerleyen dönemde unutkanlığa, demansa sebep olabilir. Genel olarak erişkin bir bireyin 2-2,5 litre sıvı alınımını önermekteyiz ama bu yaşına kişinin fiziksel aktivitesine, hava sıcaklığına hatta sağlık durumuna göre değişebilir. Bunun en önemli göstergesi idrar renginin açık sarı olmasıdır. Çay ve kahve kesinlikle su yerine geçmez hatta bunların idrar söktürücü etkisi de bilinmekte. Bu nedenle suyun yerini tutmazlar. Unutkanlığı olan bireyler mutlaka sıvı alımına, yeterli beslenmeye, düzenli uykuya dikkat etmeleri gerekiyor. Ama bunları yerine getirdiği halde kişinin unutkanlıkları devam ediyorsa mutlaka bir doktora başvurmasını öneriyoruz."