Yeni Taipei kentindeki mahkeme, Hsu’yu Tayvan’ın Sızma Karşıtı Yasası’nı ihlal etmek ve Çin’den Tayvan’a yaklaşık 24,5 milyon Yeni Tayvan Doları’nın (760 bin dolar) bankacılık sistemi dışında aktarılması nedeniyle Bankacılık Yasası’nı çiğnemekten suçlu bu
Yeni Taipei kentindeki mahkeme, Hsu’yu Tayvan’ın Sızma Karşıtı Yasası’nı ihlal etmek ve Çin’den Tayvan’a yaklaşık 24,5 milyon Yeni Tayvan Doları’nın (760 bin dolar) bankacılık sistemi dışında aktarılması nedeniyle Bankacılık Yasası’nı çiğnemekten suçlu buldu.
Karar, Tayvan yönetiminin Pekin’le bağlantılı olduğu düşünülen kişi ve kuruluşlara yönelik giderek sertleşen tutumunu yeniden gündeme getirdi. Özellikle Çin ana karasından evlilik yoluyla Tayvan’a yerleşen kişiler, Taipei yönetiminin güvenlik politikalarının odağında bulunuyor.
1949’da Çin İç Savaşı’nın ardından ayrılan Çin ve Tayvan arasındaki siyasi gerilim son yıllarda yeniden yükselirken, Pekin Tayvan’ı Çin’in ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Tayvan yönetimi ise ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin desteğiyle askeri kapasitesini artırıyor ve silah alımlarını genişletiyor.
Tayvan makamları Hsu’nun Çin adına istihbarat topladığını ve Tayvan siyasetini etkilemeye çalıştığını savundu. Savcılar, Hsu ile Çin Sivil İşler Bakanlığı yetkilileri arasındaki görüşmeleri delil olarak mahkemeye sundu.
Söz konusu görüşmelerde, Çin ana karasından gelen eşlerin Tayvan siyasetinde milletvekilliği gibi görevlere ulaşabilmesi amacıyla hangi siyasi partinin desteklenmesi gerektiğinin konuşulduğu öne sürüldü.
Savcılığa göre Hsu, Çin Sivil İşler Bakanlığı bünyesindeki sınır ötesi evlilik ve aile hizmetleri merkezinin yöneticisi Yang Wentao ile Çin Kuomintangı’nın Şanghay yapılanmasında yönetici konumundaki Sun Xian ile düzenli olarak görüştü.
Hsu’nun, Pekin’deki yetkililerin yönlendirmesiyle Taipei belediye başkanlığı için bağımsız aday Huang Shan-shan’ı desteklediği, daha sonra ise Tayvan Halk Partisi’nin (TPP) kurucusu Ko Wen-je’nin başkanlık kampanyasında çalıştığı iddia edildi.
Hsu, 2024 yılında yaptığı açıklamada amacının yalnızca Tayvan’a yerleşen yeni göçmenlere hizmet etmek olduğunu söylemişti. Daha önce TPP’den milletvekili adayı olması gündeme gelen Hsu, Çin ile bağlantıları ve siyasi sadakati konusunda ortaya atılan tartışmaların ardından adaylıktan çekilmişti.
Mahkeme kararına yönelik eleştiriler de dikkat çekti. Çin ana karasından gelen eşlerin haklarını savunan yazar ve aktivist Shangguanluan, Tayvan Demokratik İlerleme Partisi (DPP) yönetiminin suçlamaları bilinçli olarak muğlak bıraktığını savundu.
Shangguanluan, bu yöntemin hükümete siyasi olarak uygun gördüğü kişileri Çin etkisi suçlamasıyla hedef alma konusunda geniş bir alan bıraktığını belirtti.
Tayvan yönetiminin son dönemde Çin ana karasıyla bağlantılı kişilere yönelik uygulamaları da sertleşti. 2025 yılında Çin’le birleşmenin askeri güç kullanılarak gerçekleştirilmesini savundukları gerekçesiyle üç Çinli eş Tayvan’dan sınır dışı edildi.
Ayrıca Tayvan makamları, Tayvan vatandaşlığı bulunan yaklaşık 12 bin Çin ana karası doğumlu eşten, Çin’deki hane kayıtlarını iptal ettiklerini gösteren belgeler sunmalarını istedi.
Tayvan yönetimi, casusluk ve ileri teknoloji ürünlerinin Çin’e aktarılması endişesini gerekçe göstererek benzer soruşturmaları sürdürüyor. Ancak son karar, güvenlik politikaları ile siyasi muhalefet arasındaki çizginin Taipei tarafından giderek daha geniş yorumlandığı yönündeki eleştirileri de beraberinde getirdi.
Böylece Çin ana karasıyla aile, sosyal veya siyasi bağ kuran kişiler üzerindeki baskı daha da belirginleşirken, Tayvan yönetiminin ‘ulusal güvenlik’ gerekçesiyle uyguladığı politikaların ifade ve siyasi faaliyet özgürlüğü açısından nerede sınırlandırılması gerektiği tartışması yeniden gündeme geldi. (İLKHA)