TBMM Başkanı Kurtulmuş: Terörsüz Türkiye hedefi, bölgesel barışın da anahtarıdır

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Batman'da Necat Nasıroğlu Külliyesi Hatice Nasıroğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen sivil toplum buluşmasında yaptığı konuşmada, terörsüz Türkiye sürecinin nedenlerini, bölgedeki gelişmeleri ve terörün sona erdirilmesine yön

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Batman'da Necat Nasıroğlu Külliyesi Hatice Nasıroğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen sivil toplum buluşmasında yaptığı konuşmada, terörsüz Türkiye sürecinin nedenlerini, bölgedeki gelişmeleri ve terörün sona erdirilmesine yönelik yürütülen çalışmaları değerlendirdi.

Türkiye'nin iç huzurunu sağlamasının önemine vurgu yapan Kurtulmuş, bölge halkları arasındaki tarihî ve toplumsal bağların korunması gerektiğini ifade etti.

 Numan Kurtulmuş

"Cumhuriyet’in ilk asrındaki en büyük sorun terör meselesidir"

Kurtulmuş, Türkiye’nin kendi iç meselelerini çözerek huzur ortamını güçlendirmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Türkiye'nin bulunduğu coğrafi konum nedeniyle öncelikle kendi iç meselelerini çözmesi, iç huzurunu sağlaması ve yoluna bu şekilde devam etmesi gerekiyordu. Cumhuriyet'in ilk asrını geride bıraktık ve artık ikinci asrın başlarındayız. İlk asrın muhasebesini yaptığımızda birçok zorluk, güçlük ve başarıyla karşılaşıyoruz. Ancak Cumhuriyet'in ilk yüzyılındaki en büyük sorun sorulduğunda, hepimizin ortak cevabı terör meselesi olacaktır. Terör, ülkemizin kaynaklarını tüketmiş ve gençlerimizin hayatına mal olmuştur."

"Halklar arasındaki tarihî ve toplumsal bağlar koparılamadı"

Kurtulmuş "Terör örgütlerinin kimler tarafından finanse edildiğini, nasıl desteklendiğini, hangi lojistik ve siyasi imkânlara sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Artık bu projelere karşı daha güçlü bir akıl ortaya koymak gerekiyor. Bir asır önce Osmanlı Devleti parçalanırken bölge halklarının birbirinden uzaklaştırılması, ülkeler arasına yapay sınırlar çizilmesi hedeflenmişti. Türk, Kürt, Arap ve diğer halkların birbirine düşman edilmesi amaçlanıyordu. Ancak bütün bu çabalara rağmen halklar arasındaki tarihî ve toplumsal bağlar tamamen koparılamadı." dedi.

Geçmişte aynı ailelerin ve aşiretlerin farklı ülkelerin sınırları içerisinde kaldığını hatırlatan Kurtulmuş, Türkiye ile Suriye arasındaki sınırların ailelerin bir araya gelmesini zorlaştırdığını belirterek, "Geçmişte aynı ailelerin fertleri, aynı aşiretlerin mensupları farklı ülkelerin sınırları içerisinde kaldı. Türkiye ile Suriye arasındaki sınır geçişlerinde insanların bayramlarda aileleriyle buluşmak için yaşadığı zorluklar hafızalarımızda yer etti. Fiziksel sınırlar çizilmiş olsa da bu coğrafyanın halkları birbirine düşman edilemedi. Türkler, Kürtler ve Araplar arasındaki kardeşlik bağları varlığını korudu. Bu nedenle bugün yapılması gereken, halkları birbirinden uzaklaştıran anlayışlara karşı ortak tarih ve kardeşlik bilinciyle hareket etmektir." dedi.

"Terörsüz Türkiye hedefi ortak bir geleceğin inşasını amaçlıyor"

Kurtulmuş, bölgenin geçmişte bölünmesine yönelik girişimlere karşı ortak hareket edilmesi gerektiğini belirterek terörsüz Türkiye hedefinin temel amacını şöyle açıkladı: "Birinci Sykes-Picot olarak nitelendirdiğimiz süreçte bu coğrafyanın bölünmesi ve halkların birbirinden ayrılması hedeflendi. Şimdi ise daha güçlü bir anlayış ortaya koyarak terörü ve silahlı grupları tamamen ortadan kaldırmak gerekiyor. Türkiye'nin terörsüz Türkiye hedefi de bu düşünceden doğmuştur. Amaç, coğrafyamızdaki halkların yeniden bir araya gelmesi, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının güçlenmesi ve ortak bir geleceğin inşa edilmesidir. Devlet aklı, bu birlikteliği sağlayacak adımları atmayı gerektirir."

Kurtulmuş "Bu aziz millet, Sultan Alparslan'ın, Selahaddin Eyyubi'nin ve Kılıçarslan'ın mirasını taşıyan bir millet olarak aralarındaki ayrılıkları ortadan kaldırmak için önemli bir adım atmıştır. Terörsüz Türkiye hedefi, bu niyetlerin ve amaçların kesiştiği noktadır. Devlet aklı ve millet vicdanı kavramlarını yalnızca bir slogan olarak kullanmıyoruz. Normal şartlarda devletin yaklaşımıyla milletin beklentileri her zaman örtüşmeyebilir. Ancak bugün milletin huzur ve barış talebiyle devletin bölgeyi yeniden bir araya getirme hedefi örtüşmektedir."

"Bölgesel gelişmeler terörsüz Türkiye sürecini etkiliyor"

Terörsüz Türkiye sürecinin başlamasında hem iç dinamiklerin hem de bölgedeki gelişmelerin etkili olduğunu ifade eden Kurtulmuş "Terörsüz Türkiye sürecinin başlamasının ilk nedeni, devlet aklıyla millet vicdanının buluşmasıdır. İkinci önemli neden ise özellikle İsrail'in saldırgan politikalarıyla bölgede yaşanan gelişmelerdir. İsrail'in Filistin, Lübnan ve Suriye başta olmak üzere bölge ülkelerine yönelik saldırıları, coğrafyanın daha fazla parçalanması riskini artırmıştır. Gazze'de devam eden saldırılar ve Batı Şeria'daki gelişmeler de bu tablonun bir parçasıdır. Bölgedeki halkları korumak ve yeni çatışmaların önüne geçmek için ortak hareket etmek gerekmektedir." ifadelerinde bulundu.

Türkiye'nin terörsüz Türkiye süreciyle yalnızca ülke içerisindeki huzuru değil, bölgesel güvenliği de hedeflediğini belirten Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Türkiye'nin terörsüz Türkiye sürecini başlatmasının temel amaçlarından biri, bölgedeki saldırgan politikaların ülkemize ve komşu coğrafyalara daha fazla zarar vermesini önlemektir. Hedef yalnızca 86 milyon vatandaşımızın değil, aynı zamanda bölgede yaşayan yüz milyonlarca insanın huzur ve güvenliğini korumaktır. Bu nedenle terörün sona erdirilmesi, yalnızca Türkiye'nin iç meselesi olarak değerlendirilmemelidir. Süreç, bölgesel istikrarın sağlanması ve halklar arasındaki kardeşlik bağlarının güçlendirilmesi açısından da büyük önem taşımaktadır."

"Türkiye, bölgesinde güçlü ve etkin bir aktör hâline gelmiştir"

Terörsüz Türkiye sürecinin ortaya çıkmasında örgütün ideolojik yapısına ve silahlı mücadele anlayışına ilişkin değerlendirmelerin de etkili olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye sürecinin ortaya çıkmasında etkili olan nedenlerden biri de örgütün kuruluşuna dayanak oluşturan ideolojik yapının geçerliliğini yitirdiği yönündeki değerlendirmelerdir. Bir diğer neden, silahlı mücadele yerine siyasi mücadelenin öne çıkarılması gerektiği düşüncesidir. Bu açıklamaların yerinde olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca yıllardır terör örgütlerine silah, istihbarat ve lojistik destek sağlayan çevreler, Türkiye'nin artık zayıf bir ülke olmadığını görmüştür. Türkiye, bölgesinde güçlü ve etkin bir aktör hâline gelmiştir." dedi.

Uluslararası aktörlerin Türkiye ile iş birliği yapmasının önem kazandığını belirten Kurtulmuş, "Bölgedeki gelişmeler, uluslararası aktörlerin Türkiye gibi güçlü ülkelerle iş birliği yapmasının önemini artırmıştır. Terörsüz Türkiye hedefi, birçok farklı etkenin bir araya gelmesiyle hayata geçirilmiştir. Türkiye'nin bu önemli süreçte hızlı hareket etmesi gerekiyordu. Çok şükür, yaklaşık iki yıl gibi kısa bir süre içerisinde önemli bir aşamaya gelindi. Çatışmaların çözümüne ilişkin farklı ülkelerde sekiz veya on yılda ulaşılan noktalara Türkiye'nin iki yıl içerisinde yaklaşmış olması, sürecin geldiği aşama bakımından önemlidir." diye konuştu.

"TBMM'deki komisyon çalışmaları ve siyasi destek"

Terörsüz Türkiye sürecinin ilerleyen dönemde başarıyla sonuçlanmasını ümit ettiklerini belirten Kurtulmuş, TBMM'de yürütülen çalışmalara ve siyasi partilerin tutumlarına değinenek, "Bir müddet sonra terörün tamamen gündemimizden çıkmasını ümit ediyoruz. Bugün yaptığımız değerlendirmelerin ileride tarihî konuşmalar arasında yer alacağına inanıyoruz. Türkiye'de yürütülen süreç, parlamentoda bulunan bir parti dışındaki siyasi partilerin destekleriyle bugüne kadar taşınmıştır. Geçen yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, ülkenin farklı bölgelerinden görüşleri dinlemiş ve bunları kayıt altına almıştır. Elli milletvekilinden oluşan komisyonun çalışmaları sonucunda bir rapor hazırlanmıştır." şeklinde belirtti.

"Terörsüz Türkiye hedefinin yanında terörsüz bölge hedefi de var"

Suriye'deki silahlı grupların devlet kurumlarına entegre edilmesine yönelik süreci değerlendiren Kurtulmuş, "Suriye'de yeni yönetimin ortaya çıkmasıyla birlikte ülkedeki silahlı grupların, özellikle PYD, YPG ve KCK bağlantılı yapıların Suriye devletine entegre olması yönünde bir irade ortaya konmuştur. Söz konusu yapıların devlet kurumlarına entegrasyonuna ilişkin adımların başarıyla tamamlanmasını ümit ediyoruz. Terörsüz Türkiye hedefinin yanı sıra terörsüz bölge hedefini de dile getirdik. Başlangıçta bu yaklaşımı yalnızca siyasi bir söylem olarak değerlendirenler olmuş olabilir. Ancak artık bölgesel ölçekte de somut adımların atılmaya başlandığını görüyoruz." dedi.

"Irak'taki silahlı yapıların entegrasyonu gündemde"

Irak'taki silahlı yapıların merkezi hükûmetin kontrolüne ve güvenlik kurumlarına entegre edilmesine yönelik çalışmaların bölgesel istikrar açısından önem taşıdığını belirten Kurtulmuş, "Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi'nin Ankara'ya gerçekleştirdiği resmî ziyaret sırasında yapılan görüşmelerde, terörsüz Türkiye'nin terörsüz bölge hedefini de destekleyeceği ifade edildi. Irak'ta silahlı milis güçlerinin merkezi hükûmetin kontrolüne ve güvenlik kurumlarına entegre edilmesine yönelik bir sürecin başlatılacağı belirtildi. Bu gelişmeler, bölgesel güvenliğin sağlanması açısından önem taşımaktadır. Irak'taki silahlı yapıların devlet kurumlarıyla bütünleştirilmesi, bölgede istikrarın güçlendirilmesine ve terör tehdidinin azaltılmasına katkı sunabilecek adımlar arasında yer almaktadır." şeklinde konuştu. (İLKHA)