Trafik eğitmeni Baydar: Emniyet kemeri ölümleri yüzde 50 azaltıyor

Karayolu Trafik ve Yol Güvenliği Derneği Başkan Yardımcısı ve Trafik Eğitmeni Semih Baydar, İLKHA muhabirine yaptığı değerlendirmede, trafik güvenliğinin yalnızca sürücünün değil, yaya ve yolcuların da ortak sorumluluğu olduğunu belirtti. Yaklaşık 53 yıl

Karayolu Trafik ve Yol Güvenliği Derneği Başkan Yardımcısı ve Trafik Eğitmeni Semih Baydar, İLKHA muhabirine yaptığı değerlendirmede, trafik güvenliğinin yalnızca sürücünün değil, yaya ve yolcuların da ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.

Yaklaşık 53 yıllık sürücülük deneyimi, 27 yıllık Fahri Trafik Müfettişliği ve uzun yıllara dayanan trafik eğitmenliği tecrübesiyle trafik bilincinin artırılması için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Baydar, emniyet kemeri kullanımından çocuk güvenliğine, denetimlerden toplumsal farkındalığa kadar önemli değerlendirmelerde bulundu.

"Emniyet kemeri tartışmasız hayat kurtarıyor"

Emniyet kemerinin trafik kazalarında ölüm ve yaralanma riskini önemli ölçüde azalttığını belirten Baydar, bu konuda istatistiklerin açık olduğunu söyledi. Baydar, "Emniyet kemeri hayat kurtarıyor. Bir kere emniyet kemerinin yüzde 50 en az hayat kurtardığı bunlar istatistiklere yansımış durumda. Çünkü ani frenlerde, kaza sırasında, çarpmalarda insanların savrulmasını, araçtan dışarı çıkmasını önlediği için emniyet kemerinin hayat kurtardığı bir gerçek. Bunun tartışması olmaz. Bunların çok da örneklerini gördük, yaşadık yakınlarımızdan, basından. Arabadan fırlayanların hayatını kaybettiğini ama kemer takılanların araç içinde yaralı olarak kurtulduğunu yüzde 60 yaralanmayı, yüzde 50 de ölümü engelleyen bir unsurdur. Emniyet kemeri bir güvenlik unsurudur." dedi.

"Denetimler maalesef yetersiz"

Trafik güvenliğinde en önemli eksikliklerden birinin denetimler olduğunu dile getiren Baydar, mevcut uygulamaların yeterli olmadığını ifade etti. "Denetimler maalesef yetersiz." diyen Baydar, devamında şunları aktardı:

"En çok fahri müfettiş olarak trafikle ilgili dernek çatısı altında takıldığım konu budur. Bunu emniyet yetkilileriyle sivil toplum kuruluşu olarak her toplantıda dile getiriyoruz. Denetimler maalesef yetersiz. Denetimler sürekli ve ciddi olacak, yaptırımlar da caydırıcı olacak. Yurt dışında çok kaldım. Yurt dışında 'ticket' dedikleri cezayı alacağız diye sürücüler tir tir titrerler, Korkarlar. Denetim var. Hız 55 mil. Ben yaşadım 56 mile geldiğiniz zaman eşim beni hep uyarmıştır. 'Ya 56 mil oldu bak şimdi polis çevirecek, denetim var, aman ceza bu kadar' falan. Bu denetimin sürücü üzerinde, kurallara uymasını sağlıyor. Çok büyük bir etken denetim. Ama bizde bu yeterli yapılmıyor. Zamanında yapılmıyor. Yeterli araç, gereç veya emniyet kuvveti sayısı belki yetersiz onu bilemiyorum emniyetin ama yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Yeterli olsa bu tür kazaların, daha doğrusu Türkiye'deki trafik kazalarının çoğalmasını engellemiş oluruz. Çok ciddi bir şekilde bir denetimin yapılması lazım ve bu dediğim gibi 24 saat, her yerde. Bunun için tabii etken bir şey de fahri müfettişler olmuştur. Emniyet yetkililerinin olmadığı 24 saat Türkiye'nin her yerinde görev yapan bir unsur. Bunun da zaman zaman işleyişiyle ilgili sıkıntılar yaşandı. Suistimaller oldu, olmaz değil. İnsanın olduğu yerde her zaman olur ama bunun denetimle ilgili çok önemli bir katkısı oldu Türkiye'ye. Hem maddi anlamda hem de sürücülerin caydırıcılık anlamında katkısı oldu. Bu arada denetim demişken de fahri müfettişliğini de dile getirmeden geçemiyorum. Bu önemli bir unsur."

"Çocuk güvenlik sistemleri doğru kullanılmıyor"

Çocukların trafikte korunması konusunda ailelerin önemli sorumlulukları bulunduğunu belirten Baydar, "Hep olumsuz konuşmuş gibi olacağım ama maalesef kullanılamıyor. Çünkü çocuklarla ilgili trafikte görüyoruz. Biz de eğitimlerde, seminerlerimizde bunu yaşıyoruz. Okullarda eğitimler veriyoruz dernek çatısı altında. Bir kere çocukların en büyük güvenlikle ilgili sorunu ailelerin... İşte bu kültürden gelen bir şey. Trafik kültürü bizim ülkemizde farklı. Çocukları ön koltukta oturtan aileler var. Hatta kucağına alıp direksiyonla birlikte çocuğuyla araç kullananlar var. Bu bir kere mümkün olamaz. Arka koltukta oturulmalı. Arka koltukta o zaman da hiç kucakta değil, koltukta olacak ve emniyet kemeri bağlı olacak. Kapı kilitleri güvenlik anlamında, cam kilitleri devamlı kapalı olacak ki çocuğun herhangi bir kapıyı açma veya camı açarak sarkma durumu olmasın diye. Bu çocukların güvenliği... Tabii araç için söylüyorum. Bir de diğer güvenlik unsuru var ki bunu Türkiye'mizin yine kültürüne bağlıyorum." ifadelerine yer verdi.

"Okul servislerinde güvenlik kültürü güçlendirilmeli"

Okul servislerinde de önemli eksiklikler gözlemlediklerini belirten Baydar, okul servis araçları var. Arkalarında 'okul aracı' yazar veya 'Dur' levhası vardır. Mesela 'Dur' levhasının yandığını ben bir gün gördüm, onda da gittim sürücüyü tebrik ettim şoförü. Medeni ülkelerde, özellikle Amerika'da çok yaşadığım için biliyorum, 'School bus' dedikleri okul araçları durduğu zaman, 'Dur' levhası çıktığı zaman önden ve arkadan gelen araçlar en az 50-100 metrede dururlar. Çünkü öğrenci iner, biner, karşıya geçer. Bizde bu tür güvenlik maalesef hiç ödenmiyor ve okul araçları, servis araçları diyelim, çocukları almak için duraksadığında korna çalıp 'Ya ne duruyorsun, yürü!' diye taciz yapanlar var. Diğer yol kullanıcıları diyoruz biz trafik tabiriyle. Dolayısıyla çocuklar her an arabadan indikten sonra fırlayabilir, çocuk çünkü, karşıya geçebilir. Onun güvenliğini de sağlayamıyoruz. Hatta okul araçların dedikleri servisler normal servis yapıyor. Çocukları okula bırakıp diğer kurumların servislerini yapıyorlar. Ona göre ayrı bir okul servis aracılığı hem şoförlerin eğitimi hem içindeki rehberlerin eğitimiyle güvenlik sağlamaları lazım. Dolayısıyla hem özel araçların hem böyle kamu araçların, servis araçların çocuk güvenliği açısından yetersiz kaldığını gözlemleyebiliyoruz." şeklinde belirtti.  

"Trafik bilinci küçük yaşlarda başlamalı"

Trafik güvenliğinin kalıcı hale gelmesi için eğitimin temel unsur olduğunu belirten Baydar, "Toplum bilinci çok önemli. Bunu hem görsel, yazılı medyada hem sosyal medyada hem bizim gibi sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla duyurulması, işlenmesi lazım bir eğitim programı gibi. Ben size onunla ilgili, aldığım notu paylaşmak isterim. Erken yaşlarda bu önemli. Avrupa'da, Amerika'da böyle. Bir kere başlayan sürekli bir eğitim olacak trafik üzerine. Bu eğitimin de etkin ve caydırıcı denetimlerle desteklenmesi gerekiyor. Kural ihlallerine karşı sıfır tolerans politikalarının uygulanması lazım. Sıfır tolerans, hiç tolerans gösterilmeyecek. Yazılı ve görsel basında ve sosyal medyada kamu spotları farkındalık yaratmak için yayınlanmalı. Herkes dizi izlerken, haber izlerken, maç izlerken arada trafikle ilgili bir zamanlar yaptık, bir süre koyduk ama bu aralar görmüyorum. Yani trafik bilincini bir kere topluma yansıtmamız lazım. Çeşitli seminerler düzenleyerek, konferanslar düzenleyerek bunların anlatılması lazım. Sivil toplum kuruluşlarından yardım isteyebilirler devlet. Böyle böyle bir okula veya bir devlet dairesine yani toplumun yaşadığı, fertlerinin ulaştığı yerlerde eğitim verilmesi için yardım isteyebilirler. Birincisi eğitim, ikincisi tanıtım ve mesleki ve sivil trafik adabı içinde programlar yapılmalı. Bu programlar da televizyonlarda, basında yayınlanmalı ki bir trafik bilinci oluşsun, aşılansın. Çok önemli." dedi. (İLKHA)