Trump yönetiminden göçmenlere yeni darbe: Yeşil kartta "yoksulluk" engeli geri dönüyor

Göçmen hakları savunucuları, düzenlemenin milyonlarca aileyi sağlık hizmetlerinden, gıda desteğinden ve barınma yardımlarından uzaklaştıracak yeni bir "korku politikası" olduğunu belirterek karara sert tepki gösterdi. ABD Resmi Gazetesi'nde (Federal Regis

Göçmen hakları savunucuları, düzenlemenin milyonlarca aileyi sağlık hizmetlerinden, gıda desteğinden ve barınma yardımlarından uzaklaştıracak yeni bir "korku politikası" olduğunu belirterek karara sert tepki gösterdi.

ABD Resmi Gazetesi'nde (Federal Register) yayımlanan düzenleme 20 Temmuz'da resmen ilan edilecek, 18 Eylül'de yürürlüğe girecek. Kurala göre yeşil kart başvurusunda bulunan göçmenlerin, devlet için "kamuya yük" oluşturmayacaklarını ispatlamaları gerekecek.

Trump yönetimi söz konusu uygulamayı ilk kez 2020 yılında hayata geçirerek yasal göçü de sınırlandırmayı hedeflemiş, ancak düzenleme Joe Biden yönetimi tarafından iptal edilmişti. Şimdi yeniden yürürlüğe konulan uygulama, Trump'ın hem düzensiz hem de yasal göçe yönelik sert politikalarının son halkası olarak değerlendiriliyor.

ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS), düzenlemenin amacının kendi kendine yetebilme ilkesini yeniden tesis etmek, kamu kaynaklarını korumak ve vergi mükelleflerinin sırtındaki yükü azaltmak olduğunu savundu. Kurum, Trump yönetiminin yalnızca kendi geçimini sağlayabilecek göçmenlerin ülkeye kabul edilmesi ilkesini yeniden uygulamaya koyduğunu açıkladı.

Ancak göçmen hakları örgütleri ve kamu sağlığı uzmanları, düzenlemenin resmi gerekçesinin ötesinde çok daha ağır sonuçlar doğuracağını belirtiyor. Eleştirmenlere göre uygulama, düşük gelirli göçmenleri hedef alan fiili bir "servet testi" niteliği taşıyor ve yasal haklara sahip kişilerin dahi sağlık, gıda ve konut desteklerinden çekinmesine yol açacak.

Yeni düzenleme hangi sosyal yardım programlarının değerlendirmeye alınacağını açık biçimde listelemiyor. Bunun yerine göçmenlik görevlilerine, başvuru sahiplerinin tüm koşullarını değerlendirerek geniş takdir yetkisi tanıyor. Hukukçular ise bu belirsizliğin keyfi kararların önünü açabileceği uyarısında bulunuyor.

Manatt Health'in analizine göre uygulama, federal yasalar kapsamında yardıma hak kazanan yaklaşık 26 milyon kişinin sağlık hizmeti, gıda yardımı veya konut desteğine başvurmaktan vazgeçmesine neden olabilir. Bunların yaklaşık yarısını ise ABD vatandaşı olan, çoğu çocuklardan oluşan bireyler oluşturuyor.

Göç Politikaları Enstitüsü (Migration Policy Institute) ise doğrudan yeşil kart alamayacak kişi sayısının görece sınırlı olabileceğini, ancak düzenlemenin yarattığı "caydırıcı etki" nedeniyle çok daha geniş bir kitlenin sosyal destek mekanizmalarından uzaklaşacağını belirtiyor.

Göçmen hakları kuruluşları, uygulamanın geçmişte büyük bir kafa karışıklığı ve korkuya sebep olduğunu, birçok göçmen aile ile ABD vatandaşı çocuklarının yasal olarak hak kazandıkları sağlık ve sosyal yardım programlarına başvurmaktan vazgeçtiğini hatırlattı.

Protecting Immigrant Families Coalition İcra Direktörü Adriana Cadena, düzenlemeyi göçmen ailelere yönelik doğrudan bir saldırı olarak nitelendirerek, Trump yönetiminin göç politikalarını önyargı ve siyasi hesaplarla şekillendirdiğini, bunun toplum sağlığına ve ekonomik güvenliğe zarar vereceğini söyledi.

National Immigration Law Center Kıdemli Politika Danışmanı Sarah Krieger ise düzenlemenin göçmenleri doktora gitmekten, marketten gıda almaktan ve hatta vergi beyannamesi vermekten bile korkar hale getireceğini savundu. Krieger, Trump yönetiminin bu adımla korku ve kaosu derinleştirerek yalnızca beyaz ve çok zengin kesimlerin kabul gördüğü bir Amerika üretmeye çalıştığını belirtirken, düzenlemenin hukuka aykırı olduğunu iddia etti. (İLKHA)