Turan: Gazze’de soykırım acilen durdurulmalı, artık yaptırım zamanı

TBMM İdare Amiri, İstanbul Milletvekili ve Türkiye-Filistin Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Hasan Turan, 7 Ekim 2023’te başlayan ve halen devam eden siyonist saldırıların 3'üncü yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Gazze’de yaşananları 'yüz

TBMM İdare Amiri, İstanbul Milletvekili ve Türkiye-Filistin Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Hasan Turan, 7 Ekim 2023’te başlayan ve halen devam eden siyonist saldırıların 3'üncü yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Gazze’de yaşananları 'yüzyılın vahşeti' olarak nitelendirdi. Filistin’in açık bir cezaevine, Gazze’nin ise ölüm kamplarına dönüştürüldüğünü belirten Turan, saldırılarda on binlerce insanın şehit olduğunu ve ağır bir yıkım yaşandığını ifade ederek uluslararası topluma işgal rejimine yönelik askeri, ticari ve diplomatik yaptırımların uygulanması çağrısında bulundu.

Turan, açıklamasında Filistin’in açık bir cezaevine, Gazze’nin ise ölüm kamplarına dönüştüğünü ifade ederek, "Uluslararası toplum, insanlık vicdanının sesi olması gerekirken katillerin, cinayet şebekelerinin hamisi olmuştur. İnsanlık tarihinde eşi benzeri görülmeyen bir şekilde onbinlerce insan dünyanın gözü önünde toplu kıyımlara, katliamlara maruz kalması yüzyılın vahşetidir." dedi.

"Üç yıldır Gazze’de bombalar susmadı"

Açıklamasında Turan, şunları dile getirdi:

"7 Ekim 2023 tarihinde Gazze’ye başlatılan hayasız ve insanlık dışı saldırılar aradan geçen bin 95 güne rağmen halen devam ediyor. Üç yıldır Gazze’de bombalar susmadı, çocukların çığlıkları, annelerin feryatları ve babaların çaresizliği tüm dünyanın gözleri önünde yükselmeye devam ediyor. Katil Netenyahu ve hükümeti Gazze’de taş üstünde taş bırakmadı. Evler, hastaneler, okullar, üniversiteler, camiler ve altyapı tesisleri sistematik ve ağır bir şekilde tahrip edildi. Yüz bine yakın masum insanı vahşice katleden, Gazze’yi soykırımla haritadan silmeye çalışan israili ve ona sponsorluk yapan bütün devletleri en sert şekilde kınıyor, lanetliyorum. Neredeyse iki asırdır Filistinlilerin topraklarını işgal eden, mazlum Filistin halkını evlerinden, yurtlarından çıkaran gözü dönmüş çocuk katilleri her türlü şiddeti, baskıyı ve zulmü sürdürmektedir. Bu baskı ve zulüme bir halk sessiz kalamazdı. Ağır ambargolara, sürgünlere, tecritlere, yasaklara rağmen vatanlarını koruyan, topraklarına sahip çıkan bir halka 'terörist' muamelesi yapılması, işgalcilerin ise meşru müdafaa hakkı vardır diye sahip çıkılması iki yüzlülüğün, vicdansızlığın resmidir."

"Şehitlerin sayısının 100 binin üzerinde olduğu bilinmektedir"

Rakamlarla Gazze’deki yıkımın bilançosu açıklayan Turan, "Filistin Sağlık Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler (BM) resmi verilerine göre 3 yıllık sürecin ağır bilançosu şu şekildedir: 21 bin 784 çocuk (yüzde 29,65) şehit oldu; bunların bin 115’i henüz bir yaşını doldurmamış bebeklerdi. 11 bin 213 kadın (yüzde 15,26) şehit oldu. 5 bin 355 yaşlı (yüzde 7,29) şehit oldu. 18-59 yaş aralığında 35 bin 111 erkek (yüzde 47,79) şehit oldu. 7 Ekim 2023’ten bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 74 bin 243’e ulaşmıştır. Saldırılarda yaralananların sayısı 175 bin 232 olarak kayıtlara geçmiştir. Bu rakamlar bedeni bütünlüğü olan ve resmi kayıtlarla karşılaştırılabilen kayıplardır. Daha enkazlar altında olan, kimisi beden bütünlüğü olmayanlarla beraber şehitlerin sayısının 100 binin üzerinde olduğu bilinmektedir." ifadelerine yer verdi.

"Gazze'nin acısını yalnızca rakamlarla anlatmak mümkün değildir"

Turan, "Şehitlerin birçoğunun ne yazık ki çocuk yaşta olması katil şebekesinin aslı hedefinin oradaki bir nesli tamamen yok etmek ve Filistin’in ortadan kaldırılmasıdır. Savaşın en ağır bedelini ödeyen 21 bin 748 çocuk hayatını kaybetmiş; hayalleri, aileleri ve gelecekleri ellerinden alınmıştır. 10 Ekim 2025’te varılan ateşkes anlaşmasından bugüne kadar dahi bin 500 kişi hayatını kaybetmiş, enkaz altından 834 kişinin cansız bedeni çıkarılmış ve 5 bin 26 kişi yaralanmıştır. BM verilerine göre oluşan enkaz miktarı 2026 yılı itibarıyla 68 milyon tonu aşmıştır. Gazze'ye atılan yaklaşık 70 bin ton bomba, 365 km²’lik alanda kilometrekare başına ortalama 233 ton mühimmata denk gelmektedir. Enkaz altında hâlen binlerce cansız beden ve patlamamış mühimmat bulunmaktadır. Ancak Gazze'nin acısını yalnızca rakamlarla anlatmak mümkün değildir. Çünkü her rakamın arkasında bir insan vardır. Bir anne vardır. Bir baba vardır. Her birinin arkasında bir hayat, bir aile vardır." ifadelerine yer verdi.

"Uluslararası sistemdeki çifte standart ikiyüzlülüğün zirvesine ulaşmıştır"

"Şüphesiz Gazze’de en ağır bedeli çocuklar ödedi…" diyen Turan, devamında şunları aktardı:

"Çocuk kıyımının yaşandığı Gazze'de üç yıl içerisinde 21 bin çocuk hayatını kaybetti. 21 bin çocuk… 21 bin yarım kalmış hayat… 21 bin yarım kalmış gelecek… 21 bin çocuğun gülüşü, hayali, ailesi ve geleceği ellerinden alındı. Çocuklar savaşın tarafı değildir. Çocuklar hedef değildir. Çocukların öldürülmesi hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz. Gazze'nin çocukları dünyanın gözü önünde hayatını kaybederken uluslararası toplumun sessizliği, insanlığın vicdanında kapanması zor bir yara açmıştır. Dünyanın gözü önünde cereyan eden bu vahşete göz yuman, israile koşulsuz silah, mühimmat, para ve diplomatik kalkan sağlayan Batılı liderlerin tutumu insanlığın yüz karasıdır. Bu saldırılara destek veren, meşrulaştıran ve sessiz kalan tüm Batılı liderler işlenen bu insanlık suçunun ve soykırımın açıkça failleri ve suç ortaklarıdır. Uluslararası sistemdeki çifte standart ikiyüzlülüğün zirvesine ulaşmıştır. Yüz bine yakın insanın katliamından sorumlu olan eli kanlı Netanyahu’ya BM kürsüsünde serbestçe konuşma imkânı tanınırken, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’a BM Genel Kurulu’na katılması için vize bile verilmemesi uluslararası hukukun ve diplomasinin ayaklar altına alındığının açık bir göstergesidir.

Elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının BM kürsüsünden insanlık ve ahlak dersi verme küstahlığında bulunduğu bir tiyatroyu BM delegasyonu izlememek için salonu boşaltmıştır. Değil orada konuşma yapması o binaya dahi girmesi utanç vesilesidir. Hitleri 'insan hakları savunucusu' olarak nitelendirmek ne kadar gerçekçi ise Netanyahu’nun 'Dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz' demesi ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a yönelik alçakça ifadeleri de o kadar gerçekçidir. 81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Netahyahu’nun hezeyanları, esasında Batı’nın ikircikli ve samimiyetsiz politikalarının, iflas etmiş ahlaki değerlerinin yansımasıdır. Uluslararası toplumun görevi yalnızca 'endişe duyuyoruz' açıklamaları yapmak değildir. Uluslararası hukuk herkese eşit şekilde uygulanmalıdır. Kınama ve bildiri yayınlama dönemi geride kalmalıdır. Filistin’i bir devlet olarak tanımak kıymetlidir; ancak tek başına yeterli değildir. Gerçek bir adalet için derhal şu somut yaptırımlar hayata geçirilmelidir: israile yönelik askeri, ticari ve diplomatik yaptırımlar derhal uygulanmalı, silah sevkiyatı durdurulmalıdır. Sivillere yönelik tüm saldırılar ve yasa dışı işgal politikaları koşulsuz olarak sona erdirilmelidir. İnsani yardımların kesintisiz ve engelsiz şekilde Gazze’ye ulaşması sağlanmalıdır. Savaş suçları ve soykırım iddialarına ilişkin bağımsız uluslararası soruşturmalar desteklenmeli, failler yargılanmalıdır. Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi kararları derhal icra edilmelidir."

"Artık söz değil, yaptırım zamanıdır"

Turan, "11 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından 5 Ekim 2026 tarihine kadar israil tarafı toplam 5 bin 330 defa ateşkesi ihlal etmiştir. 2 bin 227 kez ateş açılmış, 215 kez Filistinlilerin mülklerine, evlerine saldırılmış, 2 bin 292 defa bomba atılmıştır. Artık söz değil, yaptırım zamanıdır. Artık kınama değil, somut adım zamanıdır. Artık çifte standart değil, gerçek adalet zamanıdır. Uluslararası toplumun görevi yalnızca açıklama yapmak değil; uluslararası hukuku hayata geçirmek, sivilleri korumak ve kalıcı bir barışın önünü açmaktır. Her türlü uluslararası hukuka, insan haklarına ve sözleşmelere aykırı bu uygulama ile siyonist işgalciler ne kadar faşist, zorba ve zalim bir topluluk olduğunu kanıtlamışlardır. Kendi yaptıkları ile dünyanın nefretini kazanan bu topluluk yakın bir gelecekte yeryüzünde barınacak bir yer bulamayacaktır. Uluslararası toplumu bu konuda duyarlı olmaya, adına İsrail denen devletin katıldığı her etkinliği protesto etmeye, uluslararası spor, sanat, bilim alanlarındaki yarışmalara katılmamasını sağlamaya davet ediyorum. Dünya unutsa da biz Gazze'nin acısını unutmayacağız, unutturmayacağız. Dünya sırtını dönse de biz onlara sırtımızı dönmeyeceğiz." diye konuştu.

"Küresel iyilik, küresel emperyalizmi mutlaka yenecektir!"

"Gazze’nin meselesi insanlığın ortak vicdan meselesidir." diyen Turan, son olarak şunları söyledi:

"Bunca yıkıma ve acıya rağmen topraklarını terk etmeyen Gazze halkını, evlerini kaybeden ama vatanlarını kaybetmeyenleri, evlatlarını toprağa veren ama umudunu yitirmeyen anneleri ve enkaz başında vakurla duran babaları saygıyla selamlıyoruz. Aksa Tufanı'nın üçüncü yılında Kudüs, Mescid-i Aksa ve Filistin’in özgürlüğü uğruna hayatını kaybeden tüm şehitlerimize ve katledilen masum çocuklara Allah’tan rahmet; acısını yüreğimizde taşıdığımız kardeş Filistin halkına sabır ve başsağlığı diliyorum. Gerçek adalet tecelli etmeden, Gazze’nin yaraları sarılmadan ve Filistin halkının bağımsızlık hakları teslim edilmeden bu acı sona ermeyecektir. Eğer dünya gerçekten barış istiyorsa Orta Doğu'daki insanlık düşmanı, ahlaksız siyonistler durdurulmalı ve Filistin’de kalıcı barış sağlanmalıdır. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, mazlum Filistin halkının haklı davasının yanında olmaya, her platformda desteklemeye devam edecektir. Miracın ve İsra’nın yurdu, Mescid-i Aksa özgürlüğe kavuşana ve tam anlamıyla bağımsız, başkenti Kudüs olan bir Filistin Devleti kurulana kadar mücadelemiz devam edecektir. Küresel iyilik, küresel emperyalizmi mutlaka yenecektir!" (İLKHA)