Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 yılı bitkisel üretim verilerine göre, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin üretimi yüzde 9 azalarak 68,1 milyon tona, sebze üretimi yüzde 0,9 düşüşle 33,3 milyon tona, meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi ise
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 yılı bitkisel üretim verilerine göre, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin üretimi yüzde 9 azalarak 68,1 milyon tona, sebze üretimi yüzde 0,9 düşüşle 33,3 milyon tona, meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi ise yüzde 30,9 gerileyerek 19,6 milyon tona indi. Üretimdeki düşüşte özellikle meyve grubundaki kayıplar etkili oldu.
Ürün bazında değerlendirildiğinde, tahıl üretimi yüzde 12,3 azalarak 34,2 milyon tona, kuru baklagil üretimi yüzde 29,2 düşerek yaklaşık 953 bin tona geriledi. Zeytin ve sert kabuklu meyvelerin toplam üretimi de yüzde 36,8 azalışla yaklaşık 3,5 milyon ton oldu. Kuraklık, don ve diğer aşırı hava olayları, üretimdeki gerilemeyle ilişkilendirilen başlıca etkenler arasında yer aldı. Bölgesel hava koşulları, sulama imkânları, üretim alanları ve tarımsal uygulamalar da ürün verimliliğini etkileyen unsurlar olarak öne çıktı.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) değerlendirmelerinde, Türkiye'de iklim değişikliğine karşı tarımsal üretimin dayanıklılığının artırılması ve su yönetiminin iyileştirilmesi öncelikli konular arasında gösteriliyor. Özellikle çok yıllık bitkilerde yaşanan olumsuz hava koşulları, yalnızca mevcut hasat dönemini değil, sonraki sezonların verimini de etkileyebiliyor.
İhracat artarken ithalat da yükseldi
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonunun (TGDF), TÜİK dış ticaret verilerinden derlediği bilgilere göre, tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı 2025'te yüzde 0,35 artarak 27,79 milyar dolar oldu. Sektörün ithalatı ise aynı dönemde yüzde 25,47 artışla 22,88 milyar dolara ulaştı.
Böylece sektör, 2025'te yaklaşık 4,91 milyar dolarlık dış ticaret fazlası verdi. Ancak bu tutar, 2024'te kaydedilen 9,45 milyar dolarlık dış ticaret fazlasının altında kaldı.
Türkiye'nin tarım ve gıda ürünleri ihracatında fındık, kuru meyveler, yaş meyve ve sebze, şekerli mamuller, bitkisel yağlar ve su ürünleri öne çıkan kalemler arasında bulunuyor. Ürün çeşitliliği, farklı iklim koşullarında üretim yapılabilmesi, işleme sanayisi ve lojistik altyapısı, tarım ve gıda ürünlerinin uluslararası pazarlara ulaştırılmasında rol oynuyor.
İthalattaki artışın değerlendirilmesinde ise dışarıdan alınan ürünlerin bileşimi, uluslararası fiyatlar, döviz kuru ve gıda sanayisinin ham madde ihtiyacı gibi unsurlar dikkate alınıyor.
Tarımsal girdi maliyetleri yükseldi
Tarımsal üretimde gübre, enerji, yem, tohum, bitki koruma ürünleri ve iş gücü maliyetleri de sektörün temel gündem maddeleri arasında yer alıyor.
TÜİK'in Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi verilerine göre, Temmuz 2026'da tarımsal girdi fiyatları bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 27,62, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 33,39 arttı. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerde yıllık fiyat artışı yüzde 28,82 olurken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerde yüzde 20,53 olarak gerçekleşti.
Girdi maliyetleri ile üreticilerin sattıkları ürünlerden elde ettikleri gelir arasındaki ilişki, tarımsal işletmelerin ekonomik durumunu etkileyen unsurlar arasında bulunuyor. Üretim miktarındaki değişim, finansman giderleri ve pazarlama maliyetleri de üreticilerin gelirlerini belirleyen etkenler arasında yer alıyor.
Tarımda su kullanımı öne çıkıyor
OECD'nin 2025 tarihli tarım politikaları değerlendirmesine göre, Türkiye'deki toplam su çekiminin yaklaşık yüzde 85'i tarımda kullanılıyor. Tarımın su kullanımındaki payı 2000 yılı civarındaki yüzde 75,4 seviyesinden 2023'te yüzde 85,1'e yükseldi. Aynı dönemde su stresi göstergesi 24,2'den 35,2'ye çıktı.
Kuraklık riskinin artması ve yağış rejimindeki değişiklikler, özellikle sulamaya bağımlı üretim bölgelerinde verimlilik ve üretim sürekliliğini etkileyen faktörler arasında bulunuyor. Damla ve yağmurlama sulama sistemleri, kapalı sulama şebekeleri ve ürün deseninin havzaların su kapasitesine göre planlanması, su kaynaklarının daha verimli kullanılması kapsamında öne çıkan uygulamalar arasında yer alıyor.
OECD verilerine göre, Türkiye'de sulanan alanlarda borulu sulama şebekelerinin payı 2003'te yüzde 6 iken 2023 sonunda yüzde 35'e ulaştı.
Hayvan varlığı 78,6 milyona yaklaştı
TÜİK'in 17 Eylül 2026'da yayımladığı verilere göre, Türkiye'de büyükbaş hayvan sayısı Haziran 2026 itibarıyla 17 milyon 805 bine, küçükbaş hayvan sayısı ise 60 milyon 815 bine yükseldi. Küçükbaş hayvan varlığının 49 milyon 473 binini koyunlar, 11 milyon 342 binini keçiler oluşturdu.
Haziran 2026'da sığır sayısı Aralık 2025'e göre yüzde 0,5 artarken, koyun sayısındaki artış yüzde 6 olarak kaydedildi.
Hayvan varlığındaki değişimin yanı sıra hayvan başına üretim miktarı, yem maliyetleri, hastalıklarla mücadele ve işletmelerin ekonomik sürdürülebilirliği de hayvancılık sektörünün performansını etkileyen unsurlar arasında bulunuyor.
OECD'nin Türkiye değerlendirmesinde tarımın gayrisafi yurt içi hasıladaki payı yaklaşık yüzde 6,2, istihdamdaki payı ise yüzde 14,6 olarak veriliyor. Raporda yer alan bu göstergeler, en yakın karşılaştırılabilir dönemlere dayanıyor.
Üretim planlaması uygulamaya konuldu
Türkiye'de bitkisel üretim için 2025'te, hayvansal üretim ve su ürünleri yetiştiriciliği için ise Ocak 2024'ten itibaren üretim planlaması uygulamaya alındı. OECD'nin değerlendirmesine göre, yeni tarımsal destek modeli temel desteklerin yanı sıra üretim planına uygunluk, belirli tarımsal uygulamalar ve su kaynaklarının durumu gibi kriterlere bağlı ilave destekleri de içeriyor.
Üretim planlaması kapsamında stratejik ürünlerin uygun bölgelerde yetiştirilmesi, kaynakların daha verimli kullanılması ve gıda arzının sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Uygulamaların sonuçlarının değerlendirilmesinde üretici gelirleri, sulama yatırımlarının su tüketimine etkisi, verimlilik değişimleri ve ithalata konu ürünlerde yerli üretimin gelişimi gibi göstergeler önem taşıyor.
Türkiye'nin tarım ve gıda sektörü, ürün çeşitliliği, ihracat pazarları, işleme sanayisi ve hayvan varlığıyla ekonomik kapasitesini korurken, 2025'te bitkisel üretimde yaşanan gerileme ve ithalatın ihracattan daha hızlı artması sektörün üretim ve dış ticaret göstergelerinde öne çıktı. Su yönetimi, iklim koşullarına uyum, girdi maliyetleri, üretim planlaması ve tarımsal yatırımlar, sektörün üretim kapasitesi ve kaynak kullanımına ilişkin temel başlıklar arasında yer aldı. (İLKHA)