Tarihi Almacı Pazarı'nda üçüncü kuşak tenekeci olarak mesleğini sürdüren Ahmet Telefoncu, dedesinden miras kalan zanaatın bugün bitme noktasına geldiğini ifade etti. Yarım asırdır tenekecilik yaptığını belirten Telefoncu, teknolojik gelişmeler ve gençleri
Tarihi Almacı Pazarı'nda üçüncü kuşak tenekeci olarak mesleğini sürdüren Ahmet Telefoncu, dedesinden miras kalan zanaatın bugün bitme noktasına geldiğini ifade etti.
Yarım asırdır tenekecilik yaptığını belirten Telefoncu, teknolojik gelişmeler ve gençlerin mesleğe ilgi göstermemesi nedeniyle köklü bir sanatın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Telefoncu, mesleğe 10 yaşında başladığını belirterek, üçüncü kuşak temsilci olarak ailesinden devraldığı sanatı yaşatmaya çalıştığını dile getirdi.
"Üçüncü kuşak olarak 50 yıldır bu mesleğin içindeyim"
Telefoncu, "Ben 1966 doğumluyum. Bir buçuk metre alanda bu mesleğin üçüncü kuşak temsilcisiyim. Dedemden babama, babamdan da bana geçen tenekecilik mesleğini yaklaşık elli yıldır sürdürüyorum. Daha on yaşındayken dükkana girdim ve o günden beri bu sanatın içindeyim." dedi.
"Tenekecilik eski önemini kaybetti"
Tenekeci Ahmet Telefoncu
Telefoncu, tenekeciliğin sanıldığı gibi hurda tenekelerle ilgili bir iş olmadığını, kullanılan malzemenin adından geldiğini belirterek, geçmişte birçok ürünün tenekeden üretildiğini ancak teknolojinin gelişmesiyle mesleğin gerilediğini ifade etti.
Telefoncu "Tenekecilik denildiğinde birçok kişi çöpe atılan eski tenekeleri düşünüyor. Oysa bizim bahsettiğimiz teneke, kullandığımız malzemenin adıdır. Teknolojinin gelişmediği dönemlerde süt güğümlerinden sulama kaplarına, kahveci semaverlerinden yağ ve mazot kaplarına kadar pek çok ürün tenekeden yapılırdı. Ancak zamanla krom, plastik ve diğer teknolojik malzemelerin yaygınlaşmasıyla bu meslek de eski önemini kaybetti." şeklinde konuştu.
"Mesleğimiz bitme noktasına geldi"
Eskiden atölyelerde çok sayıda çırak yetiştiğini hatırlatan Telefoncu, bugün ise mesleği öğrenmek isteyen genç bulunmadığını belirterek, tenekeciliğin son temsilcileri arasında yer almanın üzüntüsünü yaşadıklarını söyledi.
Telefoncu "Eskiden bir dükkanda sekiz, on çırak çalışırken bugün bırakın çırağı, bu işi öğrenmek isteyen genç bile bulamıyoruz. Kendi mesleğimizin son temsilcileri olmanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Çünkü günümüz gençleri emek vererek bir meslek öğrenmek yerine kısa yoldan para kazanmayı tercih ediyor. Çalışmadan zengin olmak, lüks yaşamak istiyor. Oysa bir sanatın, bir zanaatın değerini bilmek; alın teriyle kazanmanın huzurunu yaşamak çok daha kıymetlidir." ifadelerini kullandı.
"Tamir kültürü hem israfı önlüyor hem ekonomiye katkı sağlıyor"
Telefoncu, tamir edilen ürünlerin yeniden kullanılmasının hem milli ekonomiye katkı sunduğunu hem de israfın önüne geçtiğini vurgulayan Telefoncu "Bugün bile tamir ettiğimiz bir kahveci semaveri, çöpe gitmek yerine yeniden kullanılabiliyor. Böylece hem ülke ekonomisine katkı sağlanıyor hem de yılların emeği korunuyor. Bizim anlayışımızda hiçbir eşya kolayca çöpe atılmaz; tamir edilir, yeniden değerlendirilir. Bu hem israfı önler hem de geçmişe duyulan saygının bir göstergesidir." dedi.
"Gençler meslek öğrenmeye yönelmeli"
Mesleğin geleceğinin çırak yetişmesine bağlı olduğunu belirten Telefoncu, gençlerin okul dışındaki zamanlarını meslek öğrenerek değerlendirmelerinin önemine dikkat çekerek "Ne yazık ki artık usta para verse bile çırak gelip çalışmıyor. İşin zorluğu, çalışma şartları ve sabır gerektirmesi gençlere cazip gelmiyor. Oysa okuldan arta kalan zamanlarda çocukların esnafın yanına gelip meslek öğrenmesi, aynı zamanda insanlık, ahlak ve esnaflık adabını da kazanması gerekir." şeklinde konuştu.
"Alın teriyle kazanılan kazançta bereket vardır"
Toplumda para odaklı anlayışın yaygınlaştığını belirten Telefoncu, gençlerin yeniden el emeğinin değerini anlaması gerektiğini ifade ederek "Bugün insanlar her şeyi yalnızca para kazanmak olarak görüyor. Bu bakış açısının değişmesini, gençlerin yeniden köklerine dönmesini ve el emeğinin değerini anlamasını istiyoruz. El emeği ve göz nuruyla kazanılan ekmeğin lezzeti hiçbir şeye benzemez. Çünkü alın teriyle kazanılan kazanca Cenab-ı Allah bereket verir. Bereketin olduğu yerde huzur da olur, mutluluk da olur. İnsan hem Allah katında hem de insanlar arasında saygınlık kazanır." ifadelerini kullandı.
"Bu değerlerin yaşatılması gerekiyor"
Telefoncu, geleneksel mesleklerin gelecek nesillere aktarılması için farkındalık oluşturulmasının önemine işaret ederek, seslerini duyurma fırsatı bulmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek "Bu mesleğin ve bu değerlerin unutulmaması için bizlere söz hakkı verdiğiniz ve bu haberi hazırladığınız için teşekkür ediyorum." diye konuştu. (İLKHA)