Sosyal mecralar tüm toplumu etkilerken uzmanlar, çocuklar ve ergenler üzerindeki etkilerine yönelik konuştu. Uzmanlar, "Dijital dünyanın çocuklar ve ergenlerdeki etkisi tahmin ettiğimizden çok daha büyük, çocuğun yaşıyla uyumlu davranmamasında önemli birSosyal mecralar tüm toplumu etkilerken uzmanlar, çocuklar ve ergenler üzerindeki etkilerine yönelik konuştu. Uzmanlar, "Dijital dünyanın çocuklar ve ergenlerdeki etkisi tahmin ettiğimizden çok daha büyük, çocuğun yaşıyla uyumlu davranmamasında önemli bir yerde duruyor. Saldırganlık, gerçek yaşamdan uzaklaşma, oyunlar nedeniyle gerçekçi düşünememe gibi durumlarla karşılaşılabiliyor. Son araştırmalarda ise ergenlik yaşının biraz daha geriye doğru düştüğünü görüyoruz. İçerikler kesinlikle filtrelenmeli, yaş sınırı kesinlikle doğru ve mantıklı olacak. Sosyal medya bağımlılığına dair belirtiler görülüyorsa mutlaka uzmana başvurulmalı" diyerek uyardı.
Sosyal mecralar toplum hayatına büyük etki ederken uzmanlar, sosyal medyanın çocuklar ve ergenler üzerindeki sosyal ve psikolojik etkileri, oluşturduğu durumlar ve ailelerin dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. Biruni Üniversite Hastanesi’nden Klinik Psikolog Aybige Üstüner ve Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, çocuklarda sosyal medyanın davranışsal yansımaları ve ergenlik yaşına etkisine yönelik konuştu. Uzmanlar, 15 yaş altına sosyal medya yasağı konusunu da değerlendirdi.
"Ergenlik yaşının biraz daha geriye doğru düştüğünü görüyoruz"
Sosyal medyanın etkilerine yönelik konuşan Klinik Psikolog Aybige Üstüner, "18 yaş altında genelde gözle görülür etkiler karşımıza çıkıyor. Hem psikolojik hem bilişsel, sosyal, fiziksel anlamda etkileri göz ardı edilemez. Psikolojik etkilerine baktığımızda; benlik algısında ciddi değişiklik, sosyal ilişkilerde bozulma, akademik başarıda genelde düşüş, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu tabloları çok fazla karşımıza çıkıyor. Kişilerin gerçeklik ve sanal algıları da olumsuz etkileniyor. Yapılan son araştırmalarda ise ergenlik yaşının biraz daha geriye doğru düştüğünü görüyoruz. Cinsellik, çocukların yetişkin temalarına daha erken maruz kalmaları, kişileri fiziksel anlamda olumsuz olarak etkiliyor" dedi.
"Çok sınırsız bir dünya, yaş sınırı kesinlikle doğru ve mantıklı olacaktır"
Sosyal medyaya yaş sınırlaması konusunu değerlendiren Üstüner, "Çocukların maruz kaldığı içeriklerin kesinlikle filtrelenmesi gerektiğine inanıyorum. Çok sınırsız bir dünya, bu yüzden yaş sınırı kesinlikle doğru ve mantıklı olacaktır. Aileler içeriklere kesinlikle müdahale etmeli, vakit geçirilen sosyal mecraların içerikleri hakkında bilgi sahibi olmalı. Sosyalleşme, spor, sanat aktivitelerinin yanında okulda geçirilen ve arda kalan vakitler daha sağlıklı bir şekilde geçirilmeli. Aile içi ilişkiler biraz daha güçlendirilmeli. Sosyal medyadan uzak kaldığı takdirde çok ciddi öfke, kızgınlık, vakit geçirmek için çok heyecanlanması genellikle bağımlılık belirtileri arasında oluyor. Bunlar görülüyorsa mutlaka bir uzmana başvurmaları gerektiğini düşünüyorum. Bir de dijital ebeveynlik; mecralar hakkında çocuklar kadar ebeveynlerin bilgi sahibi olması. Bu süreçte çok daha sağlıklı bir şekilde ilerlenmesini sağlıyor. Çocuklar ne yazık ki bazı oyunlar sonucunda gerçek ve sanal dünyayı ayırt edemez hale geliyorlar. Olumsuz içerikli oyunlar çok fazla var" diye konuştu.
"İzledikleri herhangi bir şeyi gerçek hayata uygulamaya çalışıyorlar"
Ailelerin kimi zaman telefon, tablet gibi teknolojik ürünleri çocuklarının oyalanması için verdiklerini söyleyen Üstüner, "Çok küçük gruplarda bakıcı gibi kullanılıyor, kafede ve ya evde oyalamak için fakat tehlikesi aslında çok daha büyük. Şu an çok fazla dikkat, odaklanma, öfke problemleri, dil becerilerinde de gecikme görüyoruz. Genellikle küçük yaş gruplarında çok fazla görüyoruz; oynadıkları ya da izledikleri içeriklerin yaşlarına uygun olmaması kaynaklı davranış problemleri ortaya çıkıyor. Kreş çağındaki çocuklarda vurma, itme, uyumsuz davranışlar ve ya izledikleri bir videodaki herhangi bir şeyi gerçek hayata uygulamaya çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.
"Ebeveynler denetimi bırakmasınlar"
Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, "Sosyal medya ve dijital dünya hem çok renkli hem de tam bizim görmek istediğimiz şeyleri, hayallerimizi gösteriyor. Normalde sosyal medya uygulamalarının birçoğunda 13 yaş sınırlandırması vardı. Ancak birçok genç ve çocuk ebeveynlerin sosyal medyalarını kullanma ya da yaşlarını büyüterek giriş yapmaya devam ediyordu. Şimdi yeni bir uygulama konuşuluyor. Burada da mutlaka ebeveynler denetimi bırakmasınlar. Çocukların ve ergenlerin dürtü kontrolleri ve sonuçları öngörme becerileri yetişkinler kadar gelişmiş değil. Küçük yaş grubu ve ergenler günün sonunda dijitalin hızına alışıyorlar; günlük hayattan, akademik hayattan sıkılmaya başlıyorlar. Gerçek hayatın hızı onlara yavaş gelmeye başlıyor. Odaklanma, hafıza problemleri, küçük yaşlarda motor gelişim bozuklukları gibi birçok konuda, duygusal anlamda da etkilerini görebiliyoruz. Duygusal olarak yalnızlık hisseden çocuğun sosyal medyayı daha çok kullandığını görüyoruz. En çok odaklanılması gereken psikolojik noktalardan biri gerçek hayatta sosyalleşmenin yerini tutmaya başlaması" diye konuştu.
"Çocuğunuz dijital mecralarda nasıl içerikler tüketiyor, neleri izliyor?"
Ankay Kudu, "Çok güzel bir söz var; ‘Çocuklar ıslak beton gibidir, neyi atarsanız onun izi kalır’ diye. Çocuklar rol model almaya çok müsaitler ve tam bu yaş gruplarında sosyal medyanın sınırsız dünyasına dahil oluyorlar, ailelerin denetiminde kullanılmalı. Çocuğunuz dijital mecralarda nasıl içerikler tüketiyor, neleri izliyor? Ailelerin bilinçlenip rol model olmaya başlaması lazım. Aksi takdirde çocuklar kendi yaşlarına uygun olmayan içeriklerden etkilenmeye devam edeceklerdir. Sosyal medya çocuğun yaşıyla uyumlu davranmamasında önemli bir yerde duruyor. Bu sadece çocukların değil ergenlerin hatta çoğu zaman yetişkinlerin de önündeki büyük bir sınav oluyor, yaşımız dışındaki davranışlara özenebiliyoruz. Ekran maruziyeti, akran baskısı, duygusal yalnızlık, bunlar risk faktörleri. Çocukla açık iletişim kurmak çok önemli. Ergenlik konusunda genetik faktörler önemli ama bununla ilgili bazı araştırmalar var. Sosyal medya kullanımında aileler tarafından erken ergenlik noktasıyla ilgili hekimlere başvurdukları konusunda geri dönüşler var" dedi.
"Saldırganlık, gerçek yaşamdan uzaklaşma, oyunlar nedeniyle gerçekçi düşünememe"
‘Çocukların ve ergenlerin dijital mecralarda onlara verilen görevleri gerçek hayatta risk boyutlarıyla değerlendirememesini görebiliyoruz’ diyerek sözlerine devam eden Ankay Kudu, "Gördüğümüz üzere dijital dünyanın çocuklar ve ergenlerdeki etkisi tahin ettiğimizden çok daha büyük. Bu yüzden öfke, saldırganlık, gerçek yaşamdan uzaklaşma, oyunlar nedeniyle gerçekçi düşünememe gibi durumlarla karşılaşılabiliyor. Çocuklarda bu tarz duygusal dalgalanmaları görüyorsak mutlaka profesyonel bir desteğe başvurmak gerekiyor. Aileler genellikle şöyle geliyor; ‘Çocuğum ekranda çok fazla vakit geçiriyor, nasıl azaltabilirim?’. Onlara ekran süresinin yanında içerik kalitesinin de çok önemli olduğunu vurguluyoruz. Çocukların elinden tableti, telefonu ya da oyunları aldığımızda yerine başka bir şey vermemiz gerekiyor. Mutlaka çocuğu mutlu edecek bir aktivite koyulması gerekiyor" ifadelerini kullandı.