Türkiye genelinde etkili olan yağışlar tarımsal üretimde farklı sonuçları beraberinde getirdi. Ekim döneminde toprağın nemlenmesini sağlayarak tohumların çimlenmesine ve bitkilerin kök gelişimine katkı sunan yağışlar, hasat döneminde özellikle ikinci ürün
Türkiye genelinde etkili olan yağışlar tarımsal üretimde farklı sonuçları beraberinde getirdi. Ekim döneminde toprağın nemlenmesini sağlayarak tohumların çimlenmesine ve bitkilerin kök gelişimine katkı sunan yağışlar, hasat döneminde özellikle ikinci ürün mısır ve pamukta üreticileri olumsuz etkiledi. Aşırı yağışlar nedeniyle bazı ürünlerin tarlada kaldığı, hasat edilen ürünlerde ise yüksek nem oranının kalite kaybına yol açtığı belirtildi.

Prof. Dr. Muzaffer Denli
Başta Diyarbakır ve çevresi olmak üzere birçok bölgede etkisini sürdüren yağışların tarımsal üretime etkilerini değerlendiren Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muzaffer Denli, yağışların toprağın hazırlanmasını ve tohumların çimlenmesini kolaylaştırdığı gibi aşırı yağışların toprak erozyonuna ve bitki hastalıklarına neden olabildiğini söyledi.
"Son yağışlar artırarak bitkilerin yeni döneme daha güçlü köklerle başlamasına zemin hazırladı"
Son yağışların toprağa etkisinden söz eden Prof. Denli "Yağışlar, kışlık bitkiler için bir bereket kaynağı olurken hasat dönemindeki bitkiler açısından üretim ve kalite kayıplarına neden olabiliyor. Bölgemizde ekim döneminde yağan yağmurlar, tarlaların hazırlanması, toprağın yumuşaması ve nemlenmesi açısından büyük katkı sağladı. Çiftçilerimiz tarlalarını ekime daha kolay hazırlayabildi. Toprağın nemlenmesi, tohumların çimlenmesi ve güçlü bir kök salması açısından son derece verimli oldu. Aynı zamanda toprağın biyolojik etkinliğini artırarak bitkilerin yeni döneme daha güçlü köklerle başlamasına zemin hazırladı." dedi.
Bitkilerin yeni döneme hazırlanmasında mevcut yağışların yeterli olmadığını; bundan sonraki süreçte, özellikle bahar döneminde gerçekleşecek yağışlar bitkilerin gelişimini belirleyeceğinin altını çizen Denli, aşırı yağışların oluşturduğu olumsuzlara dikkat çekerek şunları söyledi:
"Bölgemizdeki aşırı yağışlar, bazı toprak yapılarında erozyona ve toprak kayıplarına da neden oldu. Her yağış her toprak için faydalı olmayabiliyor. Özellikle toprak erozyonu bu açıdan önemli bir sorun. Tohumların çimlenme aşamasında aşırı yağış nedeniyle oluşan su birikintileri, bitkilerin oksijensiz kalmasına ve olumsuz etkilenmesine yol açabiliyor. Topraktaki nem oranının aşırı yükselmesi de bazı bitki hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor. Bütün bunları birlikte değerlendirdiğimizde çok fazla yağışın her zaman iyi olmadığını görüyoruz. Önemli olan ideal miktarda ve uygun zamanda yağış alınmasıdır. Bundan sonraki süreçte aşırı yağışların yaşanmamasını temenni ediyoruz."
"Yağışlar ikinci ürün mısırda ciddi kayıplara neden oldu"
Denli "Yağışların zamanlaması da oldukça önemliydi. Çünkü hasat dönemine denk geldi. Özellikle ikinci ürün mısırda ciddi kayıplara neden oldu. Çiftçilerimiz hasat yapamadı ve ürünler tarlada kaldı. Ayrıca hasat edilebilen ürünlerde de nem oranı oldukça yüksek çıktı. Bu durum, küflerin üremesine ve mikotoksin dediğimiz toksik maddelerin yem ham maddelerinde oluşmasına neden olabiliyor. Sonuç olarak ürün kalitesi ciddi oranda düşüyor. Pamukta da benzer şekilde önemli kalite ve verim kayıpları yaşandı. Ürünlerin bir kısmı tarlada kaldı. Çiftçilerimiz bu anlamda maalesef ciddi kayıplarla karşı karşıya kaldı." ifadelerini kullandı.
Mevcut yağışları ve toprağa etkisini geçmiş yıllarla karşılaştıran Denli "Geçmiş yıllara baktığımızda farklı iklim koşullarıyla karşılaşıyoruz. Geçen yıl tam tersi bir durum yaşanmıştı. Bir önceki yıl aşırı kuraklıktan söz ederken, ardından gelen kış mevsiminde yoğun kar yağışıyla verimli ve bereketli bir dönem geçirmiştik. Dolayısıyla bugünden gelecek dönemle ilgili kesin bir değerlendirme yapmak doğru olmaz. Ancak şu ana kadar gerçekleşen yağışların mevcut ve sonraki süreçteki etkileri hakkında yorum yapabiliriz." şeklinde konuştu.
Yağışların fazla olmasının kış aylarında da yağışların fazla olacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Denli "Aynı şekilde bunun tam tersi de söz konusu olabilir. Çünkü küreselleşen dünyada iklim değişikliğini ciddi şekilde yaşıyoruz. Aşırı yağışlar, aşırı kuraklıklar ve beklenmedik hava olaylarıyla karşı karşıyayız. İklim değişikliğinin etkilerini artık doğrudan hissediyoruz. Bu nedenle geçmiş yıllardaki hava koşullarına bakarak gelecek yılın nasıl geçeceğine ilişkin kesin bir öngörüde bulunmak çok doğru olmaz." diye belirtti.
"Uygun olmayan hava koşulları, üretimde ve ürün kalitesinde ciddi sonuçlar doğurabilir"
Geçen hafta yağışsız geçen 10 günlük süreçte çiftçilerin ekimlerini gerçekleştirdiğini, bundan sonraki aşamada bitkilerin gelişim durumuna göre hareket edilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Denli, topraktaki nem oranının artması veya köklerde herhangi bir sorun görülmesi durumunda, hastalıklara karşı gerekli tedbirler alınabileceğini kaydetti.
Kış aylarında kar yağışı gerçekleşirse toprağın nem oranının yavaş yavaş artacağını belirten Denli "Topraktaki nemin artmasıyla birlikte bitkilerin topraktaki mineral ve besin maddelerinden yararlanma imkânı da gelişebilir. Çiftçilerimiz bu süreçte tarlalarını ve bitkilerin gelişimini yakından takip edecek. Özellikle kış sonrasında bahar aylarında bitkilerin gelişimi, çiçeklenme ve tohumlanma dönemleri belirleyici olacak. Her şey yolunda gitse bile hasat döneminde yaşanabilecek olumsuz hava koşulları ürün kalitesini ve verimini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Şu anda ikinci ürün mısır ve pamukta yaşadığımız kayıplar bunun önemli örnekleridir. Uygun olmayan hava koşulları, üretimde ve ürün kalitesinde ciddi sonuçlar doğurabiliyor."
"İlaç ve gübre kullanımında doğayla uyumlu olmayan yöntemlerden vazgeçmeliyiz"
Denli "Temennimiz, şu ana kadar gerçekleşen yağışların olumlu etkilerinin bundan sonraki süreçte de devam etmesidir. Çünkü mevcut yağışlar hem toprağın ekime hazırlanmasını kolaylaştırdı hem de tohumların çimlenmesini sağladı. Geçmiş yıllarda yağışın yetersiz olduğu dönemlerde çiftçilerimiz tohumlarını toprağa attıkları hâlde yeterli nem bulunmadığı için tohumlar çimlenemiyor, hatta tarlada çürüyebiliyordu. Bu durum çimlenme oranını düşürüyor ve doğrudan verime, dolayısıyla rekolteye yansıyordu. Şu anda en azından böyle bir olumsuzlukla karşı karşıya değiliz. Tohumlarımız çimlendi, köklerin gelişmesi için gerekli nem sağlandı ve bitkilerin beslenmesi açısından uygun bir ortam oluştu. Bundan sonraki sürecin de inşallah olumlu geçmesini, çiftçilerimizin bereketli ve verimli bir üretim dönemi yaşamasını diliyoruz."
Küresel ısınmaya da değinen Denli, konuşmasını şu ifadeler ile sonlandırdı:
"Küresel ısınmaya tarımsal üretim etki ederken, tarımsal üretim de bu süreçten en fazla etkilenen alanların başında geliyor. Peki, bu konuda neler yapabiliriz? Özellikle enerji, ilaç ve gübre kullanımında doğayla uyumlu olmayan yöntemlerden mutlaka vazgeçmeliyiz. Doğal kaynakları, özellikle suyu, etkin ve bilinçli bir şekilde kullanmalıyız. Atmosfere sera gazı salınımına neden olan üretim faaliyetlerini azaltmalıyız. Doğayla barışık bir yaşam sürdürürsek doğa da bize bereketini sunacaktır." (İLKHA)