İnsan hakları kuruluşları, bağımsız gazetecilik araştırmaları ve uluslararası uzmanlar, "Lavender", "The Gospel" ve "Where's Daddy?" isimleriyle anılan sistemlerin hedef belirleme süreçlerinde kullanıldığına ilişkin ciddi bulgular ortaya koyarken, bu tekn
İnsan hakları kuruluşları, bağımsız gazetecilik araştırmaları ve uluslararası uzmanlar, "Lavender", "The Gospel" ve "Where's Daddy?" isimleriyle anılan sistemlerin hedef belirleme süreçlerinde kullanıldığına ilişkin ciddi bulgular ortaya koyarken, bu teknolojiler ile binlerce sivilin katledildiği görülüyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), İşgalci siyonist rejimin kullandığı dijital araçların eksik, yanlı veya doğrulanması güç veriler üzerinden çalışmasının uluslararası insancıl hukukun temel ilkeleri olan ayrım gözetme, orantılılık ve sivilleri koruma yükümlülüğünü ciddi biçimde riske attığını belirtiyor.
Kamuoyunda en fazla tartışılan sistemlerden biri olan "Lavender"ın, Gazze'deki sivil halkı ve çok sayıda veri noktasını analiz ederek işgalci siyonistlerin soykırımına aktif olarak yardımcı olduğu biliniyor. Araştırmalarda, sistemin on binlerce sivil halkı çocuk, kadın, yaşlı ayırt etmeksizin potansiyel hedef olarak işaretlediği belirtiliyor.
Aynı şekilde "Where's Daddy?" adı verilen sistemin ise hedef olarak belirlenen kişilerin cep telefonu konum verilerini takip ederek evlerine ulaştıkları anı tespit etmeye çalıştığı aktarılıyor. İnsan hakları savunucuları, bu yöntemin işgalci siyonistler tarafından bebekler dahil olmak üzere tüm aile fertlerinin saldırılarda soykırıma uğratıldıklarına dikkat çekiyor.
Uluslararası hukuk uzmanlarına göre savaş alanında yapay zekâ kullanımı başlı başına yasak değil. Ancak öldürücü kararların algoritmaların önerilerine dayanarak yeterli insan denetimi olmaksızın verilmesi, ciddi hukuki sorumluluk doğurabilir. Human Rights Watch, bu tür sistemlerin tavsiyeleri yeterince sorgulanmadan uygulanıyorsa bunun savaş hukukunun ihlali anlamına gelebileceğini ve bazı durumlarda savaş suçu iddialarını gündeme getirebileceğini belirtiyor.
Gazze'de işgalci siyonist rejim tarafından yapılan katliamlar, yapay zekâ destekli savaş teknolojilerine yönelik eleştirileri daha da sertleştiriyor. Uluslararası kuruluşlar ve çok sayıda uzman, yüksek teknolojiyle desteklenen askeri operasyonların siviller üzerindeki yıkıcı etkisinin azaltılmadığını, aksine hedef üretme kapasitesinin artmasıyla saldırıların daha hızlı ve daha geniş ölçekli hale geldiğini savunuyor. Bu nedenle birçok çevre, savaş alanında yapay zekâ kullanımına ilişkin bağlayıcı uluslararası kuralların acilen oluşturulmasını talep ediyor.
Eleştirmenlere göre Gazze'de ortaya çıkan tablo, teknolojinin insan hayatını koruyan bir araç olmaktan çıkıp ölüm süreçlerini hızlandıran bir mekanizmaya dönüştüğü yönündeki kaygıları güçlendiriyor. Yapay zekânın askeri karar alma süreçlerine bu denli entegre edilmesi, yalnızca Gazze için değil, gelecekte dünyanın farklı çatışma bölgelerinde de benzer uygulamaların yaygınlaşabileceği endişesini beraberinde getiriyor. Uluslararası toplumun önemli bir bölümü ise sivillerin korunmasını önceleyen şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız soruşturma çağrılarını sürdürürken, yapay zekânın savaş alanındaki rolüne ilişkin küresel denetim mekanizmalarının oluşturulmasını talep ediyor. (İLKHA)