Malatya'da bu yıl 12'ncisi düzenlenen Kitap Fuarı'na katılan Yazar Safiye Çetinkaya, imza günü kapsamında İLKHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Gazze'de yaşanan insanlık dramından örnekler veren Çetinkaya, Filistinli annelerin evlatlarını yetiştirme anl
Malatya'da bu yıl 12'ncisi düzenlenen Kitap Fuarı'na katılan Yazar Safiye Çetinkaya, imza günü kapsamında İLKHA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Gazze'de yaşanan insanlık dramından örnekler veren Çetinkaya, Filistinli annelerin evlatlarını yetiştirme anlayışına dikkat çekerek, Türkiye'de de aynı bilinçte bir neslin yetişmesi gerektiğini ifade etti.
"Gazzelilerde öyle bir iman var ki açlar ama Yahudi'nin manavından bir şey almıyorlar"
Gazze'de yaşananlara ve oradaki insanların imanına dikkat çeken Çetinkaya, şöyle devam etti:
"Gazze'ye savaşın ilk yılında birkaç defa girebildik. Ondan sonra tabii kapılar kapatıldığı için şimdi Gazze'ye Mısır, Ürdün üzerinden yardımlar ulaştırabiliyoruz. Orada çok fazla arkadaşım var. Kolu bacağı ampute edilmiş, gözü çıkmış çok arkadaşım var ve bir sürü yetim kalmış çocuğumuz var. Oradaki dramı anlatmak ve asaleti anlatmak için çok küçük bir örnek vermek istiyorum size. Bizim Şeyma diye bir çevirmen kızımız var, Gazze'nin içinde. Kendisi güzel Türkçe biliyor. Bundan 7 ay önce, 'Ablam, canlı görüntüyle Gazze'yi bir gösterir misin?' dedim. Gazze'deki mahalleleri gösterirken karşıda bir manav gördüm. Şeyma'ya, 'Açlıktan ölmelik bir durum yok, manav var.' dedim. 'Abla, Yahudilerin manavı.' dedi. 'Akşam ne yapıyorlar?' dedim. 'Abla, üzerine çarşaf örtüp gidiyorlar. Sabah geliyorlar, manavı açıyorlar. Bizim de paramız varsa gidiyoruz, alıyoruz.' dedi. 'Ablam, açlıktan ölüyorsunuz.' dedim. 'Yani o manavdan her şeyi alsanız ya.' dedim. Bana verdiği cevapla o kadar kötü oldum ki... 'Abla, sen farkında mısın? Beni hırsızlığa yönlendiriyorsun. Sen de günaha giriyorsun, ben de giriyorum.' dedi. Bunun üzerine oturdum, 5-6 ay bunu düşündüm. Öyle bir iman var ki açlar ama yanı başlarındaki Yahudi'nin manavından bir şey almıyor. Yahudi de Gazze'nin ne kadar sağlam olduğunu biliyor ki sadece bir çarşaf örtüp geceleyin evine gidiyor. Gelip çalmayacağını biliyor. Yani onlar, onların imanından çok emin."
"Cihat meydanını bırakmadılar ve aç bir şekilde tünellerde şehit oldular"
Gazze'de binlerce çocuğun yetim kaldığını anımsatan Çetinkaya, "Ümmetin çocuklarının böyle kolu bacağı kopmuş bir şekilde yetim kalması ve bizler buna bir çözüm bulamıyoruz çünkü elimiz kolumuz bağlı. Bunlar bir kere olsun, 'Bizim başımıza bu neden geldi? Allah bizi neden böyle yaptı?' gibi bir kelimeleri yok. 'Biz dünya hayatında imtihandayız. Bunun bir sabrın karşılığı, bir mükâfatı olacak.' diye düşünüyorlar. İmtihan çok ağır ama bizde olsaydı bilmiyorum, başımıza gelince ne yaşanırdı. Gazzeliler millet olarak gerçekten farklı bir millet. Cihat meydanını bırakmadılar ve aç bir şekilde tünellerde şehit oldular." dedi.
"Güzel ahlak üzerine çocuk yetiştirmemiz gerekiyor"

Gençlerin ve çocukların imanlı, inançlı ve güzel ahlaklı yetiştirilmesinin önemine değinen Çetinkaya, "Yani başımıza illa bir savaş gelecek diye bir şey yok. O bilinçte olmayı bütün ülkemizdeki gençlere, bizlere o şuuru Rabbim nasip eylesin. Bizler de öyle olalım, yetişelim. Çocuklarımızı yetiştirirken güzel ahlak üzerine yetiştirmezsek o çocuk hırsız da olur, uyuşturucu bağımlısı da olur, savaşta cani bir tecavüzcü de olabilir. Her şey olabilir. Ama biz yanında yokuz. Güzel ahlak üzerine, Allah korkusu ve sevgisiyle, eğitimle donanmış bir çocuk yetişirse 'Annem, babam görüyor, yapmayayım.' gibi düşüncesi olmaz. 'Beni Rabbim görüyor. Ben zaten bunu yapmamam gerekiyor. Birinin canına kıymamam gerekiyor. Tecavüz etmemem gerekiyor. Çalmamam gerekiyor.' der. İmanlı ve inançlı nesil yetiştirmemiz gerekiyor. Acilen yerli ve millî insan olmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.
"Bize Selahaddin Eyyubileri, Fatih Sultan Mehmetleri yetiştiren o anneler lazım"
Dünyanın yeni bir dünya savaşına doğru gittiğine dikkat çeken Çetinkaya, Gazze'deki çocukların vatanlarını geri alma bilinciyle yetiştirildiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Dünyanın artık bir 3. Dünya Savaşı'na gittiğini görüyoruz. Ne olacağını bilemeyiz. Gazze'deki çocuklar, 'Bir gün ben de büyüyeceğim. Vatanımı geri almak için savaşacağım.' diyor. Bu çocuğun annesi yok, babası yok. Nasıl bir imanla o güne geldi? Demek ki onu ilk başta yetiştiren, o toprağa sahip çıkacak bilinci vermiş. Peki, o kadın nasıldı? Onu yetiştiren diyoruz ya... Devasa bir fidan dikti, kökleri koydu. İşte bize o anneler lazım. Öyle kadınlar var ki çocuklarını kaybetmişler. 'Elhamdülillah, Rabbim verdi, Rabbim aldı.' diyorlar. Yani imanın bütünlüğüne bakar mısınız? 'Onlar Peygamberimize benden önce kavuştu, ben geride kaldım.' diyor. Onların mal, mülk, ev, araba gibi bir dertleri yok. Evet, yaşamak için bunlar gerekli. Ama dedik ya, bir gün bu dünyada çok büyük bir savaş olsa ki durum öyle gözüküyor. Bizim ülkemiz böyle bir şeye sürüklense aynı dirayeti gösterebilecek miyiz? Bunu gösterecek evlatları evimizden çıkartmamız lazım. Selahaddin Eyyubileri, Fatih Sultan Mehmetleri evimizden, böyle insanlar çıkarmamız lazım. Yahya Sinvarları çıkarmamız lazım. Ne diyordu Yahya Sinvar? 'Yaşlı develer gibi yatağımda öylece ölüp gitmek istemiyorum.' diyordu. Yani o zaten belli bir mertebeye gelmişti. Halk onu zaten bir kahraman olarak tanımıştı, sevmişti. Ama o yaralı hâliyle savaş meydanlarındaydı. Vatan çok güzel bir şeydir. Buna sahip çıkmak için biz annelere çok iş düşüyor. Çocuklarımızı da ona göre eğitmemiz gerekiyor." dedi. (İLKHA)