Yetimler Vakfı Batman Temsilcisi Musab İmir, yetim çocukların yaşadığı sorunlar, toplumsal sorumluluk ve vakfın yürüttüğü çalışmalar hakkında İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu. Musab İmir, yetim çocukların en büyük sorununun baba yokluğu olduğ
Yetimler Vakfı Batman Temsilcisi Musab İmir, yetim çocukların yaşadığı sorunlar, toplumsal sorumluluk ve vakfın yürüttüğü çalışmalar hakkında İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.
Musab İmir, yetim çocukların en büyük sorununun baba yokluğu olduğunu belirterek, bunun çocukları sosyal, psikolojik ve ekonomik açıdan daha kırılgan hale getirdiğini söyledi. Baba otoritesinin eksikliğinin çocukları kötü alışkanlıklara ve yanlış çevrelere yöneltebildiğini ifade eden İmir, günümüzde artan bireyselleşmenin de yetimlerin yeterince destek görmesini zorlaştırdığını vurguladı.
Yetimlere sahip çıkmanın hem dini hem de toplumsal bir sorumluluk olduğunu dile getiren İmir, Yetimler Vakfı olarak yalnızca maddi yardım değil, manevi destek de sunduklarını belirtti. Hayırseverlerin katkılarıyla daha fazla yetim çocuğa ve aileye ulaşabildiklerini ifade eden İmir, toplumun tüm kesimlerini yetimlere destek olmaya davet etti.
Yetim çocukların yaşadığı temel sorunların başında baba kaybının geldiğini ifade eden İmir, şunları söyledi:
"Yetim çocuklarımızın en baştaki sorunu ve belki de toplumda bu kadar ön planda olmalarının, onlara sahip çıkılması gerekmesinin asıl nedeni babalarının vefat etmiş olmasıdır. Kendilerinin bir sığınağının olmaması; onları koruyan, kollayan ve bir kalkan olan babanın yokluğu, toplumumuzda yetimlere yönelik ciddi sorunların oluşmasına sebep olabiliyor. Bu durum, yetim çocuklarımızın maalesef daha sıkıntılı bir hayat yaşamasına ve daha fazla zorlukla baş etmek zorunda kalmasına yol açıyor."
"Baba otoritesinin olmaması çocukları risklere açık hale getiriyor"
Yetim çocuklarda gözlemledikleri sorunlara değinen İmir, şöyle konuştu:
"Bu anlamda yetim çocuklarımızda gözlemlediğimiz bazı sorunlar şunlardır: En önemli sorunlardan biri, evde bir baba otoritesinin olmamasının verdiği boşluktur. Anne; hem baba hem anne olmak zorunda kalıyor. Ev içindeki durumları halledebiliyorken, evin dışındaki süreçlere gücü yetmeyebiliyor. Bu da doğal olarak çocuğun bir otorite boşluğu içinde kalmasına; suça sürüklenme, kötü alışkanlıklar edinme, yanlış bir arkadaş çevresine ve kötü ortamlara girme potansiyelini artırıyor."
"Yetimlere daha fazla sahip çıkılmalı"
Günümüzde bireyselleşmenin arttığına dikkat çeken İmir, bunun yetimler üzerindeki etkilerine değinerek şu ifadeleri kullandı:
"Günümüz toplumunda bireyselleşmenin ve egoizmin ön planda olduğu, herkesin sadece kendi derdine düştüğü bir dönemde yaşıyoruz. Yetimlerimize daha fazla sahip çıkılması gerekirken, maalesef daha az sahip çıkılan bir dönemdeyiz. Bu durum, yetim çocuklarımızın özgüven noktasında kendilerini yetersiz hissetmelerine neden oluyor. Bir yerlere ait olma ve sığınma çabaları, onları toplumda suça daha açık hâle getirebiliyor. Bir diğer sorun ise kendilerini güvensiz hissetmeleri, toplumda yeterli bir güven düzeyine ulaşamamalarıdır."
"Bir yetim güvendeyse herkes güvendedir"
Yetimlerin korunmasının toplumsal güven açısından önemine vurgu yapan İmir, şöyle devam etti:
"Biz şuna inanıyoruz: Eğer dünyada yetim gülerse, dünyanın kendisi de güler. Bir yetim toplumda güvendeyse, herkes güvendedir. Çünkü toplumun en zayıf halkası en korunaklı şekilde yaşarsa, toplumun tamamında bu koruma ve güven ortamı sağlanmış olur."
İslami sorumluluklara dikkat çeken İmir, şu değerlendirmede bulundu:
"Bizler Allah-u Teala'nın Kur'an-ı Kerim'deki ifadeleriyle ve Peygamber Aleyhisselam'ın sünnetine tabi olan Müslümanlar olarak diyoruz ki: Onların yetimlere sahip çıkma noktasındaki uyarılarını ve emirlerini toplum olarak yerine getirirsek, yetimlerimizin hiçbir sorununu Allah'ın izniyle çözümsüz bırakmayacağız. Bütün yönleriyle bu yetimlerimizi koruyup kollayabileceğiz. Peygamber Aleyhisselam bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: 'Kim bir yetimin başını sırf Allah rızası için okşarsa, elinin değdiği her saç teli kadar kendisine sevap yazılır.'"
"Toplumun yetimlere özel bir parantez açması gerekiyor"
Yetimlere yönelik toplumsal duyarlılığın artırılması gerektiğini belirten İmir, şöyle konuştu:
"Toplumumuzun önemli sorumluluklarının başında yetime sahip çıkmak geliyor. Hakikaten bireyselleşmiş bir toplumda yaşıyoruz. Yetimlerimize çok daha fazla sahip çıkılması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca hem kurumlar hem de toplum düzeyinde onlara özel bir parantez açılması gerektiğini düşünüyoruz."
"Akrabalarının sahip çıkmadığı yetimlere toplumun el uzatması gerekiyor"
Yetim ailelerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sıkıntılara değinen İmir, şu ifadeleri kullandı:
"Yetim çocuklarımızın baba figüründen yoksun oluşu ve yaşanan ekonomik sıkıntılar hayatı onlar için çok daha zorlu bir hâle getiriyor. Toplumdaki aşırı bireyselleşmeden ve herkesin sadece kendi ihtiyaçlarına odaklanmasından dolayı, akraba çevresinden bu yetim ailelerimize ve çocuklarımıza yeterli düzeyde bir sahip çıkma olmadığını gördük. Doğal olarak şu sonuç ortaya çıkıyor: Akrabasının sahip çıkmadığı, koruyup gözetmediği bir yetime toplum nasıl sahip çıksın? Bu anlamda aslında topluma ciddi bir rol düşüyor. Çünkü bu çocukların bir kanadı kırık."
"Amacımız sadece maddi değil manevi destek de sağlamak"
Vakfın yürüttüğü çalışmalara değinen İmir, yardım faaliyetlerinin temel motivasyonunun Allah rızası olduğunu belirterek şöyle dedi:
"Bizlerin bu yardım çalışmalarındaki en büyük motivasyon kaynağı rıza-i ilahidir. İşimizin başında, sonunda ve ortasında, yani bütün faaliyetlerimizde asıl gayemiz Allah rızasını kazanmaktır. Bu anlamda bizler yetim çocuklarımıza bakarken onları sadece maddi boyutuyla desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda manevi ihtiyaçlarını da karşılama gayreti içerisinde oluyoruz."
"Hayırseverlerin desteğiyle daha fazla yetime ulaşıyoruz"
Yetim ailelere yönelik faaliyetlerini anlatan İmir, sözlerini şöyle tamamladı:
"Buna yönelik olarak; yetim ailelerimize düzenli haftalık manevi programlar yapıyor, evlerinde onları ziyaret ediyor ve çocuklarıyla özel olarak ilgileniyoruz. Bir yardım kuruluşu olarak elimizdeki imkânlar kısıtlı olabilir. Ancak bu ailelerimizin ve çocuklarımızın sadece maddi değil, manevi anlamda da desteğe ihtiyacı var. Kurumsal olarak ancak hayırsever kardeşlerimizin destekleriyle bu işleri yapabiliyoruz. Onlar sahip çıktıkça, destek verdikçe ve projelerimize katkıda bulundukça bizler de ulaşabildiğimiz insan sayısını artırabiliyor; yetim çocuklarımıza ve annelerimize daha fazla yardım ulaştırabiliyoruz. Bu anlamda, sizlerin vesilesiyle çağrımızı bir kez daha yenilemiş olalım: Sizler bize destek oldukça, katkıda bulunup sahip çıktıkça, bizler de inşallah yetimlerimize ve onların fedakâr annelerine sahip çıkmaya devam edeceğiz." (İLKHA)