Son dönemde yayımlanan sistematik derlemeler ve klinik araştırmalar, yemek saatleri, yeme hızı ve çiğneme alışkanlıklarının kilo kontrolünden kan şekeri düzenine, kalp-damar sağlığından biyolojik yaşlanmaya kadar birçok alanda etkili olabileceğini gösteri
Son dönemde yayımlanan sistematik derlemeler ve klinik araştırmalar, yemek saatleri, yeme hızı ve çiğneme alışkanlıklarının kilo kontrolünden kan şekeri düzenine, kalp-damar sağlığından biyolojik yaşlanmaya kadar birçok alanda etkili olabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, bu alandaki bazı bulguların henüz kesin önerilere dönüşebilmesi için daha uzun süreli ve geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu da vurguluyor.
Araştırmalar, günün erken saatlerinde yemek yemenin metabolizmanın doğal biyolojik ritmiyle daha uyumlu olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle zaman kısıtlı beslenme (time-restricted eating) üzerine yapılan son meta-analizler, yemeklerin günün erken veya orta bölümünde tüketildiği modellerin; vücut ağırlığı, bel çevresi, açlık kan şekeri, insülin düzeyi ve trigliseritler üzerinde geç saatlerde yemek yemeye kıyasla daha olumlu sonuçlar verdiğini gösteriyor.
Bilim adamları, akşam geç saatlerde yemek yemenin ise vücudun sirkadiyen ritmini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. 2025 ve 2026'da yayımlanan kapsamlı değerlendirmelerde, gece geç saatlerde düzenli yemek yemenin insülin duyarlılığını azaltabileceği, kan şekeri kontrolünü zorlaştırabileceği ve uzun vadede kardiyometabolik riskleri artırabileceği belirtiliyor. Bununla birlikte, araştırmacılar bireysel yaşam tarzı, vardiyalı çalışma düzeni ve mevcut sağlık durumunun da bu etkiler üzerinde belirleyici rol oynadığını ifade ediyor.
Kahvaltının zamanlaması da bilim dünyasının gündeminde yer alıyor. Uzun yıllara yayılan gözlemsel çalışmalar, kahvaltının sürekli olarak geciktirilmesinin kronik hastalık riski ve sağlıklı yaşlanma göstergeleriyle ilişkili olabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar, bu bulguların neden-sonuç ilişkisini kesin olarak kanıtlamadığını ancak düzenli ve erken saatlerde kahvaltı yapmanın biyolojik saatle uyumu destekleyebileceğini belirtiyor.
Sadece yemek saati değil, yeme hızı da sağlık açısından önem taşıyor. Uzmanlara göre çok hızlı yemek yiyen kişiler, beynin tokluk sinyallerini algılaması için gereken yaklaşık 20 dakikalık süreden önce öğünü tamamladıkları için ihtiyaç duyduklarından daha fazla kalori tüketebiliyor. Hızlı yeme alışkanlığının obezite, metabolik sendrom ve sindirim sorunlarıyla ilişkili olduğuna işaret eden çok sayıda çalışma bulunuyor.
Yeme hızını belirleyen en önemli unsurlardan biri ise çiğneme alışkanlığı. Araştırmalar, daha fazla çiğnemenin öğün süresini uzattığını, tokluk hissinin oluşmasına zaman tanıdığını ve sindirimi desteklediğini gösteriyor. Son yıllarda geliştirilen akıllı kulaklık ve giyilebilir sensör teknolojileri sayesinde bilim adamları, gerçek yaşam koşullarında çiğneme sayısını ve yeme hızını objektif olarak takip edebiliyor. Bu teknolojilerin gelecekte kişilere yemek yeme alışkanlıklarını iyileştirmede yardımcı olabileceği değerlendiriliyor.
Zaman kısıtlı beslenme üzerine yayımlanan en güncel sistematik incelemeler ise bu yöntemin bazı kişilerde kilo kontrolü, kan şekeri düzenlenmesi ve metabolik sağlık üzerinde fayda sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Ancak araştırmacılar, elde edilen yararların yalnızca yemek saatinden değil, toplam kalori alımı, besin kalitesi ve yaşam tarzı değişikliklerinden de etkilenebileceğini vurguluyor. Bu nedenle uzmanlar, tek tip bir beslenme modelinin herkes için uygun olmadığını, özellikle kronik hastalığı bulunan kişilerin önemli beslenme değişikliklerini sağlık profesyonellerine danışarak yapmaları gerektiğini belirtiyor.
Beslenme bilimindeki son gelişmeler, sağlıklı yaşamın yalnızca "ne yediğimizle" sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Gün içinde öğünlerin düzenli saatlerde tüketilmesi, mümkün olduğunca geç saatlerde ağır yemeklerden kaçınılması, yemeklerin yavaş yenmesi ve iyi çiğnenmesi; dengeli beslenme ve fiziksel aktiviteyle birlikte değerlendirildiğinde metabolik sağlığın korunmasına katkı sağlayabilecek temel alışkanlıklar arasında gösteriliyor. Bununla birlikte bilim insanları, kronobeslenme alanındaki önerilerin daha da netleşmesi için uzun dönemli klinik araştırmaların sürdürülmesi gerektiğinin altını çiziyor. (İLKHA)
İLKHA İlke Haber Ajansı tarafından geçilen tüm Haberler, bu bölümde Malatya Güncel Haber editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Girilen Haberler alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yasal Uyarı: Haber sitemizde yayınlanan yorumların yasal sorumluluğu tamamen yorumu yapan yazara aittir. Hakaret içeren, kişisel hakları ihlal eden, argo, küfür, tehdit ve nefret söylemi barındıran veya yasalara aykırı olan yorumlar editoryal onay sürecinde doğrudan elenecektir.
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde, daha önce diz protezi ameliyatı geçiren ve zamanla ağrı ile hareket kısıtlılığı gelişen hastaya total diz protezi revizyonu ameliyatı gerçekleştirildi. Sol dizinden daha önce protez
Solaklığın, genetik ve gelişimsel süreçlerin etkisiyle ortaya çıkan doğal bir özellik olduğunu aktaran Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, solaklık ve beyin ilişkisi hakkında açıklamalarda bulundu. Solak olmak daha zeki veya üretkem olmak anlamına gelmiyor
Ticaret Bakanlığı, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı öncesinde kırtasiye, okul çantası ve okul kıyafetlerine yönelik denetimlerini yoğunlaştırdı. Güvensiz olduğu belirlenen ürünlerin piyasaya arzı yasaklanırken, ürünlerin toplatılması ve sorumlu firmalara ida
Ağustos Sedef Hastalığı Farkındalık Ayı kapsamında sedef hastalığına ilişkin bilgilendirmede bulunan Aydeniz, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen hastalığın ciltte görülen belirtilerin ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Aydeniz, "
Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, dünya nöroloji otoritelerinin benimsediği yeni yaklaşım doğrultusunda, hastalıkları tedavi etmekten çok beyin sağlığını yaşam boyu korumaya odaklanan koruyucu nöroloji anlayışı ve bunun için uygulanması gereken bilims
Yozgat Şehir Hastanesi'nde ilk kez laparoskopik (kapalı) yöntemle prostat kanseri ameliyatı yapıldı. Yaklaşık 3 saat süren operasyonun ardından 63 yaşındaki hasta, ameliyatın üçüncü gününde taburcu edildi. Üroloji Uzmanı Op. Dr. Fatih Kocamanoğlu ve ekibi
1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası kapsamında anne sütünün bebek sağlığı üzerindeki hayati önemine dikkat çekiliyor. Uzmanlar, doğal bir bağışıklık kaynağı olan anne sütünün bebekler için en değerli besin olduğunu belirtiyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Hal
Güneş, Türkiye'de emzirme oranının yaklaşık yüzde 65 seviyesinde kaldığını belirterek, annelerin yanlış yönlendirmeler ve toplumsal baskılar nedeniyle emzirmeyi erken bırakabildiğine dikkat çekti. "1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası" dolayısıyla açıklamala
Galatasaray A.ş.
Gençlerbi̇rli̇ği̇
Kocaeli̇spor
Çaykur Ri̇zespor A.ş.
Samsunspor A.ş.
Trabzonspor A.ş.
Corendon Alanyaspor
Kasimpaşa A.ş.
Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş.
Fenerbahçe A.ş.
Amed Sporti̇f Faali̇yetler
İstanbul Başakşehi̇r Fk
Beşi̇ktaş A.ş.
Arca Çorum Fk
Göztepe A.ş.
Erzurumspor Fk
Eyüpspor
Tümosan Konyaspor