• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Malatya : 8 °C
  • Ankara : 6 °C
  • İzmir : 8 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Elazığ : 8 °C
  • Adıyaman : 9 °C

Nerede bir Türk varsa orayı kalbinden seveceksin!

08.04.2012 15:28
Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Ramazan Durmuş / Malatya Güncel

Nerede bir Türk varsa orayı kalbinden seveceksin!

 

 

 

Var mı Doğu Türkistan diyecek bir babayiğit!

 

 

Başbakanımız; zalim Çin elinde...

Zalim diyorum çünkü Doğu Türkistan Türk’ü zulmü altında inim inim inliyor.

Urumçi’ye de gitti...

Sincan Uygur Bölgesine de gitti...

Ama Doğu Türkistan’a gidemedi!

Ne demek istediğimi anlayan anladı sanıyorum!

Ama anlamayanlar hala Urumçi’de Erdoğan heyecanını pompalıyor satır aralasında!

Malumunuz, Başbakanımız Çin’i 27 yıl aradan sonra ilk ziyaret eden başbakan oldu.

Yandaşlara göre Başbakanın resmi gezisine Sincan (Yiğit olan Doğu Türkistan der!) bölgesinden başlaması özel önem taşıyor!

Neymiş efendim, Türk yatırımcılarının Doğu Türkistan diyemedikleri Sincan’a çekip ticari ilişkilerin canlandırılması amaçlanıyormuş...

Bu arada Başbakanımızın bu ziyareti, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 2009 yılında Doğu Türkistan’a yaptığı ziyaret ardından meydana gelen Çin vahşetini de hatırlattı. Hatırlarsanız; zalim Çin, Türk kanı akıtmanın keyfini sürerken sağır dünya uykuya dalmıştı!

Neyse konumuzu dağıtmadan ifade edelim, malum olduğu üzere bizimkiler Çin ağzı ile konuşmaya devam ediyor ve esaret altında inleyen Doğu Türkistan, Sincan Uygur Bölgesi oluyor.

Yiğitseniz Doğu Türkistan deyiverin de Çinli dostlarınızın size olan tutumunu görün. Malum Başbakanımızın ikamet ettiği Keçiören’de bir parka Doğu Türkistan Parkı adı verilmişti de kıyamet kopmuştu!

Çok şakşakçı bulan Başbakanımızın Çin gezisinin perde arkasını biraz aralayalım istedim!

Ekonomik çıkarma peşindeki Başbakanımıza Doğu Türkistan’da yaşanan mezalimden bazı hatırlatmalar yapalım şimdi de...

Gelin, unutulan vatan Doğu Türkistan’da neler oluyor bir bakalım...

Doğu Türkistan Türk’ünün maruz kaldığı Çin mezalimini de en iyi, Türkistan hürriyet davasının sembol ismi olan mücahit insan merhum İsa Yusuf Alptekin’in ifadelerinde bulabiliriz.

İşte satırbaşları…

Doğu Türkistan stratejik bakımdan fevkalade ehemmiyeti haizdir!

Yeraltı ve yer üstü servetleri bakımından çok zengin olan bu memleket, Çin'in akaryakıt ihtiyacının mühim bir kısmını karşılamaktadır. Sovyet Rusya için Ural-Altay bölgesi ne gibi sınai ehemmiyeti haiz ise, Çin içinde Doğu Türkistan aynı önemi taşımaktadır.

Türkistan, tevhid sancağını asırlar boyunca ellerinde taşımış olan Mahmut Gazneli, Abdulkerim Satuk Buğra, Selçuk Bey, Ertuğrul Gazi, Alparslan, Babürşah ve Melikşah gibi fatih ve İslam büyüklerini yetiştiren bölgedir.

Türkistanlıların yurdu Türkistan, Türklerin beşiği ve anayurdudur. Dünyanın dört bucağına yerleşmiş 60 Milyondan fazla Müslüman Türk, bu vatandan dağılmıştır.

Zalim Çin; Doğu Türkistan'ın adını yeni sömürge manasına gelen “Sinkiang” ismi ile ve şehirlerinin adlarını da Çince isimlerle değiştirdi.

İşte Doğu Türkistan, hala bu zalim devletin esareti altında ezilmektedir.

Çinliler camilere ve mescitlere komünist liderlerinin, Mao Tse Tung'un fotoğraflarını astılar. Bu anlattığım Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin uğradığı mezalimden sadece birkaç tanesidir.

Asrımızın en kanlı zulmüne sahne olan yer, Çinlilerin “Sinkiang” adı ile gizlemeğe çalıştığı Doğu Türkistan'dır.

Doğu Türkistan'da hergün Türk gardaşlarımızın din, ahlak ve namusumuz çiğneniyor.

Müslüman Türk kızlarını dinsiz Çinlilerle evlenmeye zorladılar.

Doğu Türkistan'ın merkezi Urumçi'de, tarihi medeniyet merkezlerimizden Kaşgar'daki camiler dozerlerle yıkıldı. 400'e yakın cami tamamen imha edildi.

Hatırlatalım ki, zulmün amansızca devam ettiği yer, yani Doğu Türkistan bir Müslüman beldesidir. İslam medeniyetine beşiklik etmiş, İslam irfan ve ilminin geliştiği ve bütün dünya Müslümanlarına hediye edildiği mübarek bir beldedir. Türkistan, dünya çapında fatihler, alimler, ilim ve fen adamları yetiştirmiş bir İslam beldesidir. Bugünkü mazlum Doğu Türkistan Müslümanlarının dedeleri İslam için kıtalar aşmış, milyonlarca evladını İslam için feda etmiştir.

İşte bu belde şimdi bir hapishanedir ve Doğu Türkistan'lı Müslüman kardeşlerimiz İslam düşmanı Kızıl Çinli'lerin esiridir.

* * *

Yazımı Ahmet Farik Nizamoğlu’nun dörtlüğüyle noktalıyorum:

Herkes hür oldu, esir kaldı Doğu Türkistan,

İslam ve Türklük kazındı akıl ile baştan,

Nice kan aktı, gövdeler ayrıldı baştan,

İçimde derin bir sızıdır, sabır yüce Allah'tan.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Şahinbey
11 Nisan 2012 Çarşamba 20:16
Katmerli standart...!!!
Dünyanın dört bir tarafında büyük devletlerin zulmü devam ediyor. Irak'ta Türkmen kenti Telafer aylarca bombalandı, bölge adeta boşaltıldı, kalanlar açlığa terkedildi...Ne yazık ki seslerini duyan olmadı. Yine Irak'ta binlece Müslüman kadın en çirkin zulme uğradı, herkes seyretti.Hatta Nur adlı genç kız TBMM ne mektup yazdı ve kurtarın bizi diye feryad etti. Fakat Yüce Meclisten ses gelmedi... Doğu Türkistan da binlerce Türk acımasızca, dünyanın gözü önünde adeta soykırıma uğradı, seslerine kulak veren bir babayiğit çıkmadı...??? Filistin'in yarım asrı geçen sızlanışı devam ediyor. İsrail dokuz vatandaşımızı katletti, biraz diklendik...Ama Nato tatbikatlarına İsrail'in girmesine dahi engel olamadık. Bu zulümler yaşanırken bizim babayiğitler ortada yok...!!! Ama İsraili korumak için Füze Kalkanı Radarını Malatya'nın başına bela ettiler, elinden insan hakları ödülü aldığımız Türk Milletinin gerçek dostu Kaddafi'yi sırtından hançerledik. Daha düne kadar kardeş ilan ettiğimiz, PKK yı bitirmek için anlaştığımız Esad'ı Obama'yı memnun etmek için bir çırpıda dikdatör ilan edip, savaşla tehdit edecek kadar kahramanlaştık...??? İyi de babayiğitler, bu gücünüzü bir zahmet Doğu Türkistan Türkleri ve Iraktaki Türkmenler içinde kullanırsanız Türk Milleti size minnattar kalacaktır...???
Taştekin
11 Nisan 2012 Çarşamba 19:02
hastasıyım
Mübarek dostum sayın Aydoğan şu güncele baktığım gün yorumunu bulamasam hasta oluyorum. Bulup okuyuduktan sonra gene hasta olurum.
C. Aydoğan
09 Nisan 2012 Pazartesi 02:04
Cennet para, cehennem soydaşlık bilinci
İthalat Cennetimiz Çin ve İnsanlık cehennemimiz Çin. Özet bu. Yazının tamamını okumanız gereksizdir hemşerilerim... Doğu Türkistan meselesine veya daha doğru bir ifade ile davasına ilgisiz kalabilecek kadar ithalatçı değilim. Ticari hiçbir kaygım yok… Çin’de Malatyalı kaynıyor. Büyük ithalatçıların çoğu Malatyalıdır. Özellikle seç--ayır 1 TL, 5 tl, 10 TL ürünler pazarına Malatyalılar hakim. Guangzhou gibi amatör ticari merkezlerde bulamazsın Malatyalıları. Direkt üretici firmalardan mal alırlar, kalkar tek tabanca Çin’e giderler, hiç dil bilmezler, hesap makinesi onlara rehberlik yapar. Pazarlığını, bağlantısını yapar mallarını alırlar. Hesap makinesi her dili konuşur. Özellikle Darendeli ve Hekimhanlı ve Pütürgeli tüccarlar bu alanı işgal etmiş durumdalar. Yadırgamıyorum, hepsi çalışkan çocuklardır ve severim. İSTOÇ ve Tekstilkent gibi ithalat depolarının sahiplerine bakarsanız çoğu Malatyalıdır. Temelleri Sirkeci- Küçükpazar- Tahtakaledir. Hepsinin geçmişinde konakladıkları yer Süleymaniye camisinin alt kısmında kalan bekar odalarıdır. On kişilik bekar odalarının yataklarında pilav kokusu vardır. İthalatı göğüsleyen bireyler olarak diğer taraftan ülkedeki cari açığın en büyük müsebbibidirler (!). Bu gün İstanbul’da han-hamam sahibi olan ama geçmişlerinde en kral emekçilik seremonisine sahip olan Pütürgeli Malatyalılar da burada ömür tüketmişlerdir. Göçmen-emekçi- tüccar Malatyalıların gizli- kapsamlı hikayesi bu alanda gizlidir. Çok hikayeler vardır bekar odalarında, kaldığım için biliyorum. Şehre tutunabilmenin acı hikayeleri vardır yüz çizgilerinde, hafızalarında. Hiç biri hikayesinde başarı anlatmaz, öğüt verirler. Piyasa elementlerini ele geçirmek için göre yoktan var olmuşlardır. Pazarın kurallarını uygulayarak yürümüşlerdir. İstisnasız hepsi tornetlerle pazarlarda işportacılık veya pazarcılık yaparak mesafe kaydetmişlerdir. Korsandırlar ama üç kağıtçı değildirler. . Çin’den gelen konteynırların çoğu Malatyalılara aittir. Malatyalı Çin’den mal aşırma yolunda epey mesafe almıştır. Malatyalı çılgın, Malatyalı kurnaz, Malatyalı global, Malatyalı tüccar, Malatyalı girişimcidir. Hakikaten övmek değil amacım, enteresan insanlardır. Ben de şaşıyorum. Diğer alanda yani, Doğu Türkistan davasından bi-haberdir çoğu. Ancak, Çine giderken Doğu Türkistanlı rehberlerden faydalanırlar, ilgi, alaka,iletişim o kadardır. Çoğu, söz konusu mezalimi bu rehberlerden öğrenirler. Uygur rehberlerle hemen kaynaşır ve ticaretin zokasına ulaşırlar… Çinliler, kıyamet alameti habercisi, dünyayı istila edecek olan hecüc-mecüc kabilesinden midirler bilmem. Ama Kapitalizmin kominizme uyarlandığı en zalim üretim çılgınlığını uyguluyorlar. Büyüme rakamlarını inceleyin. İstihdamın doyurucu olmayan rakamları yerinde sayar, alt ve orta gelir grupları gün be gün erir. Hiç kandaş olmadıkları global sermayedarlara, sırf Made,in P.RC veya Made in China yazdırmak için istihdam öğütüp öldürürler. Adam çok, adama kıymet yok. Üreten adam vardır,üretmeyen diye bir statü yoktur.Çin’de mutlu insan yoktur, işsiz insan vardır. Dünya ölçeğinde hiçbir üretici zalim kapitalist yoktur ki Çin’de üretimi olmasın. Çin bu gün vahşi kapitalizmin iş gücü istihdamına zulüm ederek, anasını belleyerek yürüyor. Kominizmin insan öğüten Kapital tarafına insanı koyarak öğütüyor, üretime kanalize ederek yürüyor. Para paritesini de düşük tutup ihracatını körükler... Gittim, gördüm de biliyorum, havadan yazmıyorum. Ayrıca görmek için gitmek de gerekmiyor. Malum dünya klavyeye yazabildiğin kadar uzak veya yakın, sana kalmış. İlginç olan bu kadar devletçi olmalarına rağmen, bir çok nüansta, mesela üretimi arttırmadaki bürokrasiyi sıfıra indirgemiş durumdalar. Benim en çok takıldığım nokta burası. BİZ NE ZAMAN BÜRAKRATİK ENGELLERİ SIFIRLAYACAĞIZ? BİZ NE ZAMAN HER ALANDA ÜRETECEK ADAMLARA RANTSIZ, AF BUYRUN YARATICILARA MEYDANLAR VERECEĞİZ! Sorum bu.Mesela bu gün sen Türkiye’de, Malatya’da herhangi bir sokakta, bir dükkanda üretim yapacağım de. Girdi maliyetlerin, Çin’nin tam on beş katıdır. Hesapladım da biliyorum. İster küçük ölçekli, ister büyük ölçekli üretici ol, engel standart. Hiçbir mok üretemezsin. Çinli bilim adamları üretim-maliyetleri ve pazar konusunda çok kafa yormuş ve bunu despot Çin yönetimine kabul ettirmişler Çin üniversiteleri üreticilerle hısım-akraba. Bir çok Çin fabrikasında önlüklü profesörler görebilirsiniz. Merdiven altı üretim birimlerinde özellikle. Üretimin ana girdisi girişimci, iş gücü ve kaynaktır. İş gücü istihdamı alanında zulüm vardır, hakkaniyet yoktur. Çin’deki bir çok atölyede ucuz üretim inancı o kadar kök salmış ki, insanlıktan çıkmış, ayda 30-50 dolara çalışan çok insan vardır. Çin’de ucuz ürerim yapan atölyelerde günlük bütün yaşamını 200 metrekarede programlayan robot işçiler vardır. Merdiven altı kanepelerde, üretim reyonlarında geçen en az 300 milyon hayat vardır. Biz bu hayatlardan, gayri resmi rakamlara göre 50 milyar dolar, resmi rakamlara göre 25 milyar dolar ithalat yapıyoruz. Besliyoruz Çin’i, dolaylı olarak Doğu Türkistan zulmünü. Çin büyüyecek ama nereye kadar? Bu soru üçüncü dünya savaşının sorusu. Benim gelmek istediğim nokta şurası: Çin, insan haklarını hiçe sayarak toplumsal üretimde nakite çevirmişken, Doğu Türkistan Türklerinin, benzetmek gibi olmasın, bizim PKK gibi bir oluşumuna ne kadar tolerans gösterebilir? Başbakanın, yanına aldığı yüzlerce ithalatçı Türk işadamı ile Doğu Türkistan bölgesinde bağrı yanık bir “wan minut” söylevine hazır mıyız? Değiliz ve ne yapabiliriz, ne söyleyebiliriz? En başta Çin ile teşvik-i mesaisi olmayan benim senin gibi birkaç Malatyalı hariç, kaç Malatyalı veya Türkiyeli hazır? Nostaljik, duygusal, protest veya militanca söylemlerimiz, var olan rakamlarla ve ilişkilerle ne cihette güreşebilir? Gebe miyiz? Öyle böyle değil. Üstelik bu dizeleri yazan ben, Çin malı bir klavyeden konuşurken!... Belki de şu aşamada doğru olan, Çin’in kulağınna gücün nispetinde üflemek ve Doğu Türkistan ile Çin arasındaki entegrasyonda, en az yaraya ve kana razı olarak, bölge insanının Çin devletine adapte olmalarını sağlamak. Oradaki bağımsızlık süreci kaçınılmaz ve ulaşmak istediğimiz yol bu değil değil, ama muayyen noktabu gün burası sanki. Yanılıyor olabilirim. 90 küsur yıllık bağımsızlık davasında gerçek doğruyu, tüccar aktivist Rabia Kadir kadar bilmeyebilirim.Ama biz, biz değiliz ki doğru bizi tarif edeyim hocam. Sallapati yazdım. Daha çok konuşabilirim ama ne diyeyim. Yanlış mı düşünüyorum? Temelde yazının tamamına imza atmakla birlikte yanlış olduğum hususlara dair sen bir şeyler yaz. Polemik yapmayacağım söz. Sadece okuyup feyz alacağım.
dkapkıner
08 Nisan 2012 Pazar 22:24
Satuk Buğra
Tarih öğretmenim rahmetli Tahsin Ünal bu dersi anlatırken Abdülkerim Satuk Buğra hanın islam dinini rüyasında gördüğünü ve islamı seçtiğini,ondan sonra Karahanlılarda toplu islama geçişlerin başladığı şeklinde anlatırdı.Bu nedenle tarihi boyunca çok büyük zülumlerle karşı karşıya kalmıştır.Şimdide bir siyasetçinin kendi toplumunun duygularını sömürmesi için malzeme olarak kullanılmasıyla karşı karşıyadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim