Kronik böbrek hastaları için tavsiyelerde bulunan Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mansur Kayataş, "Kan basıncı ve kan şekerinin kontrol altında tutulması ve hedef değerlerin tutturulması önemlidir. Yeterli, sağlıklı ve dengeli su tüketilmelidir....
Kronik böbrek hastaları için tavsiyelerde bulunan Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mansur Kayataş, "Kan basıncı ve kan şekerinin kontrol altında tutulması ve hedef değerlerin tutturulması önemlidir. Yeterli, sağlıklı ve dengeli su tüketilmelidir. Gereksiz ilaç ve içeriği tam tahmin edilemeyen bilinçsiz takviye kullanımından sakınılmalıdır. Fazla tuzlu ve proteinli et ve işlenmiş et tüketimi sınırlanmalıdır. Bunun dışında sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı yağ tüketilmeli; kurşun, cıva gibi ağır metaller ile pestisit ve boya maddeleri içerebilecek gıdalardan uzak durulmalıdır" dedi.
Medical Park İzmir Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mansur Kayataş, kronik böbrek hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Böbreklerin kandaki atık maddeleri ve fazla sıvıyı süzerek idrarla dışarı atan, sıvı-elektrolit, asit-baz dengesini sağlayan, kan basıncını düzenleyen, D vitaminini aktif eden ve kemik iliğinde kırmızı kan hücrelerini uyaran bir hormon olan eritropoetinin üretildiği organlar olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mansur Kayataş, "Kronik Böbrek Hastalığı (KBH), böbreklerin işlevlerini kademeli olarak kaybettiği, genellikle aylar veya yıllar içinde ilerleme özelliği olan kalıcı (müzmin) bir sağlık sorunudur" şeklinde konuştu.
"Riski artıran etkenler"
Kronik böbrek hastalığında en sık nedenin diyabet (şeker hastalığı), ikinci sıradaki nedeninin ise hipertansiyon olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kayataş, "Ayrıca glomerülonefritler, polikistik böbrek hastalığı gibi kalıtsal hastalıklar, uzun süreli idrar yolu tıkanıklıkları, sık tekrarlayıcı idrar yolu enfeksiyonları, böbrek ve idrar yollarının taş hastalığı, nefrotoksik ilaçlar (bazı ağrı kesiciler, bazı kanser ilaçları, bazı ağır metaller, uzun süreli lityum vb.), bağ dokusu hastalıkları ve kalp damar sistemi hastalıkları sık karşılaştığımız nedenlerdir. Öncelikle yeterince tedavi edilmemiş diyabet ve hipertansiyonu olan hastalar risk altındadır. Bu kişilerin dışında uzun süreli ağrı kesici kullanan, bağ dokusu (romatizmal) hastalığı olanlar, kalp damar sistemi hastalığı olanlar, kanser tedavisi gören hastalar ile ileri yaş ve ileri obezitesi olan hastalar risk grubuna dâhil edilmelidirler" ifadelerini kullandı.
"Hastalığın gelişip gelişmemesi genetik faktörlerle ilişkili"
Genetik faktörlerin hastalığa etkisinden bahseden Prof. Dr. Kayataş, "Genetik faktörler her böbrek hastalığında ön planda olmamasına rağmen bazı böbrek hastalıklarında hem hastalığın ortaya çıkışında hem de ilerleyişinde önemli rol oynayabilir. Özellikle bazı bireylerde çevresel risk faktörleri (örneğin hipertansiyon, diyabet) olsa bile hastalığın gelişip gelişmemesi veya ne kadar hızlı ilerleyeceği, genetik yatkınlıkla yakından ilişkilidir. Genetik testler, rutin bakılması gereken testler değildir; ancak özellikle erken yaşta ortaya çıkan, ailesel öyküsü olan ya da nedeni açıklanamayan glomerülopatilerde tanıya katkı sağlayabilir. Ayrıca, nakil sonrası hastalık nüksü (tekrarlaması) riski olan bireylerin belirlenmesinde de önemlidir" dedi.
"Yorgunluk ve halsizlik görülebilir"
Hastalığın başlangıcında kişinin herhangi bir yakınması olmayabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Kayataş, hastalık ilerlediğinde ise yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, idrarda azalma ya da köpüklenme, bacaklarda, ayaklarda şişlik, kaşıntı, nefes darlığı, anemi (kansızlık) ve yüksek tansiyon gibi belirtilerden biri veya birkaçı olduğunda hastanın hekime başvurabileceğini dile getirdi.
Tanının nasıl yapıldığından bahseden Prof. Dr. Kayataş, "Herhangi bir nedenle rutin yapılan biyokimya tetkiklerinde (üre, kreatini, böbreğin süzme fonksiyonunu gösteren GFR-glomerüler filtrasyon hızı), idrar (idrarda protein kaçağı, hücre ve silendir) ve böbrek ultrasonografisindeki anormallikler ile tanı konulmaktadır. Bazı hastalara böbrek biyopsisi gerekmektedir. Erken tanı ile hastalığı ortaya çıkaran nedenler erkenden tespit edilerek, bu nedenlerin etkin tedavisi ile hastalığın ilerleyişinin yavaşlatılması, durdurulması hatta geriletilmesi mümkün olabilmektedir" diye konuştu.
"Diyet hastalığın ilerlemesini yüzde 20 oranında yavaşlatabilir"
Diyet ve yaşam tarzı değişiklilerinin hastalıktaki etkisine değinen Prof. Dr. Kayataş, şu bilgileri paylaştı: "Diyet, sıvı dengesinin sağlanması, ilaç tedavileri ve yaşam tarzı değişiklikleri gibi yöntemler ile hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, semptomları hafifletmek ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür. Örneğin, diyet hastalığın ilerlemesini yüzde 20-30 oranında yavaşlatabilir. Multidisipliner yaklaşım ( nefrolog, diyetisyen, aile hekimi, bazen kardiyolog) bu hastalarda diyalize geçiş süresini yıllarca erteleyebilmektedir. Genel olarak tuz (bazı istisnai durumlar hariç, genelde günlük 2-3 gram sodyum içerikli ) ve proteinden kısıtlı bir diyet uygulanırken; bazı evrelerde fosfor ve potasyum kısıtlaması da diyette gerekli olabilir. Sigaranın kesilmesi ve alkolün azaltılması, düzenli egzersiz, kişi obez ise sağlıklı bir kiloya ulaşma, stres yönetimi gibi yaşam tarzı değişiklikleri de kronik böbrek hastalarının yönetiminde önemlidir."
"Böbrek sağlığına iyi gelen öneriler"
Böbrek hastalığından korunmak için nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Prof. Dr. Kayataş, "Kan basıncı ve kan şekerinin kontrol altında tutulması, hedef değerlerin tutturulması önemlidir. Yeterli, sağlıklı ve dengeli su tüketilmesi, gereksiz ilaç ve içeriği tam olarak tahmin edilemeyen bilinçsizce takviye kullanımından sakınılması gerekir. Fazla tuzlu ve proteinli et ve işlenmiş et tüketiminin sınırlanması, sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı yağ tüketilmesi, kurşun, cıva gibi ağır metaller ile pestisit ve boya maddeleri içerebilecek gıdalardan uzak durulmasına özen gösterilmelidir. Obeziteden korunma ve böbrek yükünden kaçınmak için ideal kiloyu korumaya yönelik uygulamalar böbrek sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken durumlardır" şeklinde konuştu.
"Çok yönlü bir yaşam tarzı ve tedavi uyumu gereklidir"
Kronik böbrek hastalığında tedavi sonrası dikkat edilmesi gerekenlerden bahseden Prof. Dr. Kayataş, "Çok yönlü bir yaşam tarzı ve tedavi uyumu gereklidir. Tıbbi takip ve tedaviye uyumun iyi düzeyde olması gerekir. Nefroloji uzmanı takibi düzenli aralıklarla sürdürülmelidir. İlaçlarını düzenli ve doğru bir şekilde kullanması gerekir. Kan basıncı, diyabeti olanlarda kan şekeri ve böbrek fonksiyon testleri düzenli olarak baktırmalıdır" dedi.
İHA İhlas Haber Ajansı tarafından geçilen tüm Haberler, bu bölümde Malatya Güncel Haber editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Girilen Haberler alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yasal Uyarı: Haber sitemizde yayınlanan yorumların yasal sorumluluğu tamamen yorumu yapan yazara aittir. Hakaret içeren, kişisel hakları ihlal eden, argo, küfür, tehdit ve nefret söylemi barındıran veya yasalara aykırı olan yorumlar editoryal onay sürecinde doğrudan elenecektir.
Şanlıurfa Harran Üniversitesi Hastanesi, sağlık altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek Göz Hastalıkları Kliniği bünyesinde Elektroretinografi (ERG) Laboratuvarını hizmete açtı. Retina hastalıklarının tanısında kullanıl
Çocuklarının fiziksel, duygusal ve akademik gelişimi için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan pek çok anne ve baba, farkında olmadan kendi ruh sağlığını ikinci plana atabiliyor. Sosyal medyada sürekli karşılaşılan "kusursuz ebeveynlik" paylaşımları
Çocuk ve gençlerin eğitim ve sınav sürecini arkalarında bırakmalarının ardından okulların kapanmasıyla uzun yaz tatili de başlamış oldu. Dersler, ödevler ve sınav telaşı geride kalırken çocukların günlük yaşamında önemli bir değişiklik yaşanıyor. Boş zama
Norveç'teki Bergen Üniversitesi araştırmacıları, annelerin emzirme süresi ile çocuklarda DEHB belirtileri geliştirme olasılığı arasındaki ilişkiyi inceledi. Araştırmanın başyazarı, Bergen Üniversitesi Biyotıp Bölümü araştırmacısı ve Betanien Hastanesi kıd
Ebolanın nadir “Bundibugyo” varyantının yol açtığı salgında yüzlerce kişi izolasyon altında tedavi görüyor, henüz onaylı bir aşı veya tedavi bulunmuyor. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusunda mayıs ayında başlayan Ebola salgınında doğrulanan vaka sayı
Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, aşırı sıcakların beyin fonksiyonları, bilişsel performans, ruh hali ve nörolojik sağlık üzerindeki etkileri ve korunma yolları hakkında açıklamalarda bulundu. Aşırı sıcaklar beyne giden kan akımı ve oksijen miktarını azal
Güney Galler Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, akut psikolojik stresin vücutta serbest radikal üretimini hızla artırdığı, bunun da kan pıhtılarının oluşum biçimini değiştirerek kanı daha kolay pıhtılaşabilir hale getirdiği belir
Osmaniye Valiliği'nden yapılan açıklamada, vatandaşların rahatsızlanmasının ardından incelemelerin vakit kaybetmeden başlatıldığı belirtildi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin işletmenin şubeleri ile üretim yapılan imalathanede denetim gerçekleştird
Malatya’da 15 Temmuz’un 10. Yılında Demokrasi Nöbeti
Türkiye genelindeki camilerde selalar okundu
03Venezuela'daki depremde ölü sayısı arttı
04ABD, İran limanına doğru seyreden bir tankeri vurdu
05Vali Yavuz: 15 Temmuz'da milletimiz tek yürek olarak darbecilere geçit vermedi
06Ensarullah yetkilileri: Sana Havalimanı, saldırılarının ardından uçuşlara yeniden başlamaya hazır
07Kabataş-Bağcılar Tramvay Hattı'nda sefer düzenlemesi
Galatasaray A.ş.
Fenerbahçe A.ş.
Trabzonspor A.ş.
Beşi̇ktaş A.ş.
Rams Başakşehi̇r Futbol Kulübü
Göztepe A.ş.
Samsunspor A.ş.
Çaykur Ri̇zespor A.ş.
Tümosan Konyaspor
Kocaeli̇spor
Corendon Alanyaspor
Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş.
Kasimpaşa A.ş.
Natura Dünyasi Gençlerbi̇rli̇ği̇
İkas Eyüpspor
Hesap.com Antalyaspor
Zecorner Kayseri̇spor
Misirli.com.tr Fati̇h Karagümrük