Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, terör devleti İsrail’in başındaki soykırımcı Netanyahu şimdi de yalanlarıyla Türk tarihini karalamaya çalıştıklarını ifade etti."Netanyahu son p...
Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, terör devleti İsrail’in başındaki soykırımcı Netanyahu şimdi de yalanlarıyla Türk tarihini karalamaya çalıştıklarını ifade etti.
"Netanyahu son palavralarında, 19.yy da Yahudilerin yaşanan antisemitizm nedeniyle Osmanlı topraklarından kaçtığını ileri sürdü. Halbuki soykırımcının söylediğinin tam aksine tarih boyunca olduğu gibi, o dönemde de Yahudiler çeşitli bölgelerden gelip Türk Devletine sığınıyorlardı" diyen Doç. Dr. Savaş Eğilmez, "Yahudiler ile Türkler arasında özellikle Yahudiler açısından tarih boyunca çok özel bir ilişki olmuştur. Türkler, asırlar boyu Yahudileri büyük katliamlardan kurtarmıştır. 7.- 10. yy.’larda Hristiyanlar, Anadolu, Doğu ve Orta Avrupa’da büyük bir Yahudi avına girişmişlerdi. Yakaladıklarını işkencelerle öldürüyor, hayvanlara yem ediyorlardı. Yahudiler kimliklerini gizlemek zorunda kalıyor, Hıristiyanmış gibi yaşıyorlar, milliyetlerini ve dinlerini değiştirmek zorunda kalıyorlardı. Yahudi toplumu tarihlerinin en karanlık dönemlerinden birini yaşarken, 7.yy başında kurulup, kısa zamanda Kafkaslara ve Karadeniz’in kuzey düzlüklerine hakim olan Hazar Hakanlığı, Yahudileri için bir yaşam alanı olmuştur. Engin Türk hoşgörüsü ve adaleti, Yahudileri büyük bir katliamdan kurtarmıştır. Türk topraklarına gelebilenler özgürce dinlerini ve geleneklerini yaşamışlardı. Öyle ki, Hazarların hâkimiyetleri altına almış oldukları Yahudiler ve diğer kavimlere karşı gösterdiği hoşgörü politikası dünya literatürüne "Hazar Barışı (Latince Pax Khazarica)" adıyla altın harflerle geçmiştir" dedi.
"Sultan Süleyman 1556 tarihinde devreye girmiş"
Hazar Barışının yanı sıra Yahudi tarihinde Türk dostluğunu gösteren daha birçok olay olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Savaş Eğilmez, " Örneğin 11. yüzyılın sonunda başlayan ve 13. yüzyılın sonuna kadar devam eden haçlı seferlerinin her biri Yahudiler için büyük bir felaket olmuş ama Türk hakimiyeti altındaki topraklara kaçabilenler özgür ve güvenlik içinde yaşamaya devam etmişlerdir. Fatih Sultan Mehmed döneminde de Kuzey Mekadonya’da büyük bir baskı altında tutulan Yahudiler, Sultan’ın fermanıyla kurtarılmıştır. Yine 1470 yılında Avrupa’dan kaçan bir grup Yahudi koruma altına alınıp Türk topraklarına yerleştirilmiştir. Avrupa, 15.yy’ın sonunda yeni bir Yahudi katliamına giriştiği zaman, kurtarıcı olarak sahneye yine Türkler çıktı. II. Bayezid, İspanya ve Portekiz’de büyük bir katliam ve zulme maruz kalan Yahudilerden bir kısmını Türk topraklarına ulaştırıldı. Bu bölgelerden kaçmayı başaran Yahudiler de sorgusuz Türk topraklarına kabule dildi. Kanuni Sultan Süleyman saltanatında da İtalya’nın Ankona şehrindeki Yahudilere sahip çıkılmıştır. Papa IV. Paul’un talimatıyla bu şehirdeki Yahudiler hapsedilmiş, işkenceye maruz kalmış ve mallarına el konulmuştur. Sultan Süleyman 1556 tarihinde devreye girmiş ve bu Yahudiler kurtarılmıştır" şeklinde konuştu.
"Yafa Kapısı üzerine Türklerin hoşgörü mührü"
Kudüs surlarını yeniden inşa eden Kanuni Sultan Süleyman’ın, Yafa Kapısı üzerine Türklerin hoşgörü mührünü de vurduğunu anlatan Eğilmez, " Kapının üzerine "La İlahe İllallah İbrahim Halilullah" (Allah’tan başka ilah yoktur. İbrahim Onun dostudur.) yazılı bir kitabe yerleştirmiştir. Burada Osmanlı Sultanı, Kelime-i Tevhid yerine Kudüs’te yaşayan gayrimüslimleri incitmemek için her üç semavi dinin ortak peygamberi olan Hz. İbrahim’in ismini yazdırmayı tercih etmiştir. Lehistan’da mağdur durumda olan Yahudiler, 1568 yılında II.Selim’in girişimleriyle büyük bir katliamdan kurtarılmıştır. 1740-1780 yılları arasında Avusturya’da hüküm süren imparatoriçe Maria Theresia, başta Viyana olmak üzere Avusturya şehirlerinde yaşayan Yahudileri ülkeden sürgün etme kararı almış, bu durum Türk hükümetinin devreye girmesiyle engellenmiş ve imparatoriçe Yahudilerden özür dilemek zorunda kalmıştır. Osmanlı Devleti 1867 yılında da Sırbistan’da, 1872 yılında Romanya’da, zulme uğrayan Yahudileri, diplomatik girişimleriyle himaye altına almıştır" diye konuştu.
"Yahudiler yok olup gidecekti"
1908 tarihinde II. Meşrutiyetin ilanından sonra Yemen vilayetine muhtariyet verilirken, orada yaşayan Yahudilerin durumunun muhafaza edilmesini garanti altına alındığını anlatan Eğilmez, "Kurtuluş savaşı sırasında, İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilince, buradaki Yahudiler, İstanbul’a gidebilmek için yunanlı gemiciler ile anlaşmıştı. Fakat Yunanlılar, Yahudileri aldatıp onları İstanbul yerine yunan adalarına bırakmıştır. Açlık ve sefalet içinde olan Yahudiler, dönemim çok zor şartlarına rağmen Kızılay tarafından kurtarılmış ve İstanbul’a ulaştırıldı Yahudi tarihçi Eliyahu Kapsali (1483-1555) Osmanlı tarihi üzerine yazdığı İbranîce eserde Türklere mesihî bir misyon yükleyerek, Türkler için şu ifadeleri kullanmıştır; "Tanrı, bizleri Türkleri vesile kılarak kurtarmasaydı, Yahudiler yok olup gidecekti. Yahudiler merhamet ve şefkat dolu bu güzel ülkede (Türkiye) güvenli bir sığınak buldular. Tanrı, Yahudilere merhamet eden ve onlara iyi davranan Türkleri mukaddes kılsın. Türkler, kendileri gibi büyük ve muhteşem sultanlara sahiptir."
"Selçuklu ve Osmanlı Bölgeye Geri Gelecek"
Tarih boyunca Yahudiler için tam anlamıyla süper kahraman olan Türklerin bu tutumları hiçbir zaman karşılık bulmadığını anlatan Doç. Dr. Savaş Eğilmez, sözlerini şöyle sürdürdü, "Bu büyük iyiliklerin karşılığında, İsrail her fırsatta Türklere karşı düşmanca politikalar içinde olmuştur. Bunun en bariz örneği, terör örgütü pkk yı desteklemesi ve kendisi gibi bebek katili olan bu örgüte sahip çıkmasıdır. Aslında Türkler bu topluluğa koruyup kollamasının sebebi, bunların Yahudi olması değildir. Bu koruma durumu, Türklerin kültürel değerlerinde önemli bir yer tutan merhamet ve hoşgörü duygularının hareket geçmesiyle gerçekleştirmiştir. Nitekim Türk devlet geleneğinin temellerinden biri, ihtiyacı olan birey veya topluluklara ırk ve din ayrımı yapmaksızın yardım etme ve onları koruma ilkesidir. İsrail’in en büyük korkusu Selçuklu ve Osmanlı’nın devamı güçlü bir Türk Devleti. Katil İsrail bunu her fırsatta anlatıyor. Ama korkunun ecele faydası yok. Eninde sonunda Selçuklu ve Osmanlı bölgeye geri gelecek"
İHA İhlas Haber Ajansı tarafından geçilen tüm Haberler, bu bölümde Malatya Güncel Haber editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Girilen Haberler alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yasal Uyarı: Haber sitemizde yayınlanan yorumların yasal sorumluluğu tamamen yorumu yapan yazara aittir. Hakaret içeren, kişisel hakları ihlal eden, argo, küfür, tehdit ve nefret söylemi barındıran veya yasalara aykırı olan yorumlar editoryal onay sürecinde doğrudan elenecektir.
Milli Eğitim Bakanlığı ve Din Öğretimi Genel Müdürlüğü koordinesinde, Peygamber Efendimez’in doğumunun 1500’üncü yılı anısına, Türkiye genelinde ‘Yapay Zeka ile Dijital İçerik Geliştirme Projesi’ hayata geçiriliyor.Milli Eğitim Bakanlığı, Din Öğretimi Gen
Aydın’ın Didim ilçesinde 1996 yılında gönüllü emeğiyle kurulan kütüphane, bugün binlerce gencin eğitim ve buluşma merkezi haline geldi.Didim Belediyesi Halk Kütüphanesi, 1996 yılında gönüllülerin özverili katkılarıyla kuruldu. Aradan geçen yıllar içinde s
Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde bu yıl ikincisi düzenlenen "Saruhanlı Deve Güreşleri Festivali", yoğun katılım ve büyük coşkuyla gerçekleştirildi. Türkiye’nin farklı illerinden getirilen 90 devenin mücadele ettiği festival, binlerce vatandaşı bir araya get
Manisa Büyükşehir Belediyesi, Şehzadeler Belediyesi ve Yunusemre Belediyesi iş birliğiyle Aşağıçobanisa Mahallesi’nde düzenlenen Şalvar Gecesi etkinliği, sıcak ve samimi atmosferiyle unutulmaz anlara sahne oldu.Mahalle kültürünü yaşatmayı, komşuluk bağlar
Burhaniye ilçesinde, kurban bayramına iki ay kala kurbanlık satışları başladı. Kurbanlıklarda büyük baş hisseleri geçtiğimiz yıl, 25-35 bin lira arasında değişirken, bu yıl 40-45 bin lira isteniyor Küçükbaşlarda geçtiğimiz yıl 10-15 bin lira arasında deği
Tokat’ın Niksar ilçesinde bulunan kale binlerce yıllık geçmişi, çok katmanlı yapısı ve eşsiz manzarasıyla zamana meydan okuyarak bölgenin en önemli tarihi ve turistik değerlerinden biri olmayı sürdürüyor.Niksar ilçesinde bulunan Niksar Kalesi, binlerce yı
Mersin Büyükşehir Belediyesinin Mezitli Çocuk Kampüsünde düzenlediği ve tüm çocuk kampüslerinin katkısıyla hazırlanan ‘Bahar Şenliği’, çocukların sahnelediği gösteriler ve renkli etkinliklerle coşku dolu anlara sahne oldu.Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi
Kars’ta Osmanlı döneminden günümüze ulaşan nadir yapılardan biri olan Ahmet Tevfik Paşa Konağı, yıllardır süren ihmal nedeniyle yıkılma noktasına geldi. Tarihi miras niteliği taşıyan konağın maketinin müzede sergilenmesine rağmen, asıl yapının sahipsiz bı
Meteoroloji'den kuvvetli rüzgâr uyarısı
Uluslararası Kudüs Vakfı: İşgalcilerin Mescid-i Aksa'daki tatbikatları kontrolü ele geçirme girişimidir
03Trump bölgeyi yeniden ateşe attı: Füzeler peş peşe ateşlendi
04Tekirdağ'da uyuşturucu operasyonu: 110 şüpheliye adli işlem
05Macaristan’da anayasa değişikliği kabul edildi: Cumhurbaşkanı Sulyok görevden alınacak
06Kaçak kazı yapan 2 şüpheli suçüstü yakalandı
07İran: İslamabad Mutabakatı ortadan kalktı
Galatasaray A.ş.
Fenerbahçe A.ş.
Trabzonspor A.ş.
Beşi̇ktaş A.ş.
Rams Başakşehi̇r Futbol Kulübü
Göztepe A.ş.
Samsunspor A.ş.
Çaykur Ri̇zespor A.ş.
Tümosan Konyaspor
Kocaeli̇spor
Corendon Alanyaspor
Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş.
Kasimpaşa A.ş.
Natura Dünyasi Gençlerbi̇rli̇ği̇
İkas Eyüpspor
Hesap.com Antalyaspor
Zecorner Kayseri̇spor
Misirli.com.tr Fati̇h Karagümrük