Her yıl yaklaşık 2 milyon kişiye akciğer kanseri teşhisi konulduğunu ve 1,8 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nurhan Köksal, “Son 10 yılda akciğer kanseri tedavisinde hed...
Her yıl yaklaşık 2 milyon kişiye akciğer kanseri teşhisi konulduğunu ve 1,8 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nurhan Köksal, “Son 10 yılda akciğer kanseri tedavisinde hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesinde olumlu yönde değişiklikler sağlıyor” dedi.
Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Prof. Dr. Nurhan Köksal, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla bilgilendirmelerde bulundu. Akciğer kanserinin, en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Köksal, “Akciğer kanserine karşı son 10 yılda özellikle risk gruplarının belirlenmesi, taramanın kimlere yapılacağının daha net ortaya konması, erken tanı alanında özellikle hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler ile tedavi alanlarında ciddi kazanımlar elde edilmiştir. Akciğer kanseri, dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olup, kansere bağlı ölümler arasında en yüksek ölüm oranına sahiptir. Bu kanser türü, akciğer dokusunda anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu oluşur” diye konuştu.
“Pasif sigara içiciliği de riskli”
Akciğer kanserinin 2 türe ayrıldığını dile getiren Prof. Dr. Köksal, “Akciğer kanseri, küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK) ve küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) olarak iki ana türe ayrılır. Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri, tüm vakaların yaklaşık yüzde 85’ini oluşturarak daha yaygın görülür. Akciğer kanseri genellikle sigara içen bireylerde daha fazla görülür çünkü sigaradaki zararlı kimyasallar akciğer hücrelerine zarar vererek kansere yol açabilir. Tütün kullanımı, akciğer kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 80-90’ından sorumludur; ayrıca pasif sigara içiciliği de bu hastalığa yakalanma riskini artırır. Asbest, radon gazı, hava kirliliği ve genetik faktörler de akciğer kanserinin gelişiminde rol oynayan diğer etkenler arasında yer alır" şeklinde konuştu.
“Kadınlarda sigara içme oranı arttı”
Erkeklerde akciğer kanseri görülme oranının kadınlara kıyasla daha yüksek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Köksal, “Kadınlarda sigara içme oranının artmasıyla bu oran giderek dengelenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl yaklaşık 2 milyon kişi akciğer kanseri teşhisi almakta ve 1,8 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir" ifadelerini kullandı.
“Risk grupları dikkatli olmalı”
Prof. Dr. Köksal, son yıllarda, akciğer kanseri için belirlenen ve tarama yapılması önerilen risk gruplarıyla ilgili şunları söyledi: "Yoğun sigara içicileri: Sigara kullanımı akciğer kanseri için en büyük risk faktörüdür. Özellikle 20 yıl ve üzerinde günde bir paket ya da daha fazla sigara içenler yüksek risk altındadır. Eski sigara içicileri: Geçmişte uzun süre yoğun sigara içmiş, ancak son 15 yıl içinde bırakmış olan bireyler de tarama önerilen gruptadır. Sigara bırakıldıktan sonra risk azalmaya başlasa da, uzun süreli sigara içiminin etkileri uzun yıllar devam edebilir. Yaş grubu: Çoğu kılavuz, özellikle 50-80 yaş arasındaki kişilere tarama yapılmasını önermektedir, çünkü akciğer kanseri en çok bu yaş grubunda görülmektedir. Mesleki maruziyeti olanlar: Asbest, radon, kimyasal dumanlar, ağır metaller veya diğer endüstriyel kimyasallara maruz kalan kişilerde akciğer kanseri riski artar. Bu kişiler arasında maden işçileri, inşaat işçileri, kimya sektörü çalışanları gibi meslek grupları bulunur. Aile öyküsü olanlar: Ailesinde akciğer kanseri olan kişilerde genetik yatkınlık nedeniyle risk daha yüksek olabilir, bu nedenle tarama önerilmektedir. Ciddi akciğer hastalıkları geçirenler: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi kronik akciğer rahatsızlıkları bulunan kişiler, yapısal akciğer hasarına bağlı olarak akciğer kanseri için risk altında kabul edilir. Tarama yöntemi: Düşük doz bilgisayarlı tomografi (LDCT) ile yapılan tarama, özellikle yüksek risk grubundaki kişilerde erken tanı sağlama potansiyeline sahiptir. LDCT ile yapılan taramalar, erken evrede kanser tespitini sağlayarak, tedavi şansını artırmaktadır. Bu risk gruplarının taranması, akciğer kanserinden kaynaklanan ölümleri azaltmaya yönelik önemli bir adım olarak kabul edilmektedir.”
“Hedefe yönelik tedavi önemli”
Tedavi seçeneklerinden bahseden Prof. Dr. Köksal, “Son 10 yılda akciğer kanseri tedavisinde hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesinde önemli değişikliklere yol açmıştır. Geleneksel kemoterapi yöntemleri tümör hücrelerini öldürmede etkili olsa da sağlıklı hücrelere de zarar verebildiğinden, tedavinin etkinliği ve yan etkileri açısından sınırlı kalmaktaydı. Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler ise, tümör hücrelerine özgü mekanizmaları hedef alarak daha seçici bir tedavi yaklaşımı sunmaktadır. Tedavilerin sağladığı başlıca değişiklikleri ise kişiselleştirilmiş tedavi: Hedefe yönelik tedaviler, tümör hücrelerinin genetik özelliklerine göre kişiselleştirilmiş tedavi imkanı sunar. Örneğin, EGFR mutasyonları, ALK ve ROS1 gen füzyonları gibi spesifik moleküler değişikliklere sahip tümörlerde, bu genetik değişimleri hedef alan ilaçlar kullanılabilmektedir. Daha uzun sağkalım: Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, özellikle ileri evre akciğer kanserinde sağkalımı belirgin şekilde artırmıştır. Eskiden metastatik akciğer kanserinde sağkalım beklentisi aylarla sınırlıyken, bu yeni tedavilerle bazı hastalar birkaç yıl boyunca hastalıksız yaşam sürdürebilmektedir. Yan etkilerin azalması: Kemoterapiden farklı olarak, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, sağlıklı hücrelere daha az zarar vererek yan etkilerin azaltılmasına yardımcı olmuştur. Bu durum, hastaların tedaviye bağlı yaşam kalitesini artırmaktadır. İmmünoterapinin etkisi: İmmünoterapiler, hastanın bağışıklık sistemini tümör hücrelerine karşı daha aktif hale getiren bir tedavi yöntemidir. PD-1, PD-L1 ve CTLA-4 gibi bağışıklık sistemi kontrol noktalarını hedefleyen immünoterapiler, bağışıklık hücrelerinin tümörleri tanımasını ve saldırmasını sağlar. Tedaviye dirençli tümörlerde ilerlemenin azalması: Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, kemoterapiye dirençli olan tümörlerde bile etki gösterebilmektedir. Bu da daha önce tedaviye dirençli kabul edilen birçok hasta için yeni bir umut kaynağı olmuştur. Tedavi kombinasyonlarının artması: İmmünoterapiler, kemoterapi veya diğer hedefe yönelik tedavilerle birlikte kullanıldığında tedavi yanıtını güçlendirebilir. Özellikle immünoterapi ve kemoterapinin kombine edilmesi, ileri evre hastalarda umut verici sonuçlar doğurmuştur. Yaygın kullanım alanı: İmmünoterapiler ve hedefe yönelik tedaviler, artık küçük hücreli olmayan akciğer kanseri gibi bazı alt gruplarda standart tedavi seçenekleri arasına girmiştir ve birçok kılavuz tarafından önerilmektedir. Küçük hücreli akciğer kanserinde de umut vadeden gelişmeler: Bu kanser türü üzerinde hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler henüz sınırlı etkili olsa da, yeni klinik çalışmalar bu alanda da umut verici gelişmelere işaret etmektedir. Sonuç olarak, son 10 yılda akciğer kanseri tedavisinde hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, hastalık kontrolünü artırarak hastaların daha uzun süre yaşamalarına imkan sağlamış ve tedavi yan etkilerini azaltarak yaşam kalitesini iyileştirmiştir. Bu gelişmeler, ileri evre akciğer kanserinin artık daha yönetilebilir bir hastalık olarak görülmesine yardımcı olmuştur.”
İHA İhlas Haber Ajansı tarafından geçilen tüm Haberler, bu bölümde Malatya Güncel Haber editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Girilen Haberler alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yasal Uyarı: Haber sitemizde yayınlanan yorumların yasal sorumluluğu tamamen yorumu yapan yazara aittir. Hakaret içeren, kişisel hakları ihlal eden, argo, küfür, tehdit ve nefret söylemi barındıran veya yasalara aykırı olan yorumlar editoryal onay sürecinde doğrudan elenecektir.
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde, daha önce diz protezi ameliyatı geçiren ve zamanla ağrı ile hareket kısıtlılığı gelişen hastaya total diz protezi revizyonu ameliyatı gerçekleştirildi. Sol dizinden daha önce protez
Solaklığın, genetik ve gelişimsel süreçlerin etkisiyle ortaya çıkan doğal bir özellik olduğunu aktaran Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, solaklık ve beyin ilişkisi hakkında açıklamalarda bulundu. Solak olmak daha zeki veya üretkem olmak anlamına gelmiyor
Ticaret Bakanlığı, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı öncesinde kırtasiye, okul çantası ve okul kıyafetlerine yönelik denetimlerini yoğunlaştırdı. Güvensiz olduğu belirlenen ürünlerin piyasaya arzı yasaklanırken, ürünlerin toplatılması ve sorumlu firmalara ida
Ağustos Sedef Hastalığı Farkındalık Ayı kapsamında sedef hastalığına ilişkin bilgilendirmede bulunan Aydeniz, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen hastalığın ciltte görülen belirtilerin ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Aydeniz, "
Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, dünya nöroloji otoritelerinin benimsediği yeni yaklaşım doğrultusunda, hastalıkları tedavi etmekten çok beyin sağlığını yaşam boyu korumaya odaklanan koruyucu nöroloji anlayışı ve bunun için uygulanması gereken bilims
Yozgat Şehir Hastanesi'nde ilk kez laparoskopik (kapalı) yöntemle prostat kanseri ameliyatı yapıldı. Yaklaşık 3 saat süren operasyonun ardından 63 yaşındaki hasta, ameliyatın üçüncü gününde taburcu edildi. Üroloji Uzmanı Op. Dr. Fatih Kocamanoğlu ve ekibi
1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası kapsamında anne sütünün bebek sağlığı üzerindeki hayati önemine dikkat çekiliyor. Uzmanlar, doğal bir bağışıklık kaynağı olan anne sütünün bebekler için en değerli besin olduğunu belirtiyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Hal
Güneş, Türkiye'de emzirme oranının yaklaşık yüzde 65 seviyesinde kaldığını belirterek, annelerin yanlış yönlendirmeler ve toplumsal baskılar nedeniyle emzirmeyi erken bırakabildiğine dikkat çekti. "1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası" dolayısıyla açıklamala
Dışişleri Bakanlığından siyonist rejime tepki: Korkak ve çürümüş zihniyet
Rusya, Ukrayna'da askeri sanayi tesisini vurdu
03Türkiye'den Nijer'deki gerilim için sükûnet çağrısı
04Meteoroloji'den kuvvetli yağış, fırtına ve toz taşınımı uyarısı
05Erzincan'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi: Heyelan ulaşımı aksattı
06Burhanettin Duran: Filistin davasını savunmaya devam edeceğiz
07Muğla'daki yangından dönen arazöz devrildi: 5 işçi yaralandı
Galatasaray A.ş.
Gençlerbi̇rli̇ği̇
Kocaeli̇spor
Çaykur Ri̇zespor A.ş.
Samsunspor A.ş.
Trabzonspor A.ş.
Corendon Alanyaspor
Kasimpaşa A.ş.
Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş.
Fenerbahçe A.ş.
Amed Sporti̇f Faali̇yetler
İstanbul Başakşehi̇r Fk
Beşi̇ktaş A.ş.
Arca Çorum Fk
Göztepe A.ş.
Erzurumspor Fk
Eyüpspor
Tümosan Konyaspor