MENÜ

Konuşma güçlüğü okul hayatını etkileyebilir!

Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, çocuklarda dil ve konuşma becerilerindeki farklılıkların okuma-yazma, akademik başarı, sosyal iletişim ve kaygı üzerindeki olası etkileri ile hangi durumlarda dil ve konuşma terapisine başvurulması gerekti

Yayınlanma: 28 Eylül 2026 17:28 Güncelleme: 28 Eylül 2026 15:41
Konuşma güçlüğü okul hayatını etkileyebilir!

Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, çocuklarda dil ve konuşma becerilerindeki farklılıkların okuma-yazma, akademik başarı, sosyal iletişim ve kaygı üzerindeki olası etkileri ile hangi durumlarda dil ve konuşma terapisine başvurulması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.

Konuşma sesindeki her güçlük okuma yazma sorununa yol açmıyor!

Çocuklarda konuşma seslerindeki güçlüklerin okuma yazma problemlerine neden olup olmayacağı konusunda ailelerin endişe duyduğunu ifade eden Hazel Ezgi Dündar, “Konuşma sesi bozukluğu dediğimiz bozukluğun içerisinde farklı düzeyler ya da farklı bozukluklar da yer alır.” dedi.

Çocuğun sadece sesi üretemiyor olabileceğini aktaran Dündar, “Ancak bu sesin farkında olabilir. Sadece ‘kapı’ya ‘tapı’ diyordur ama söylediğinin farkındadır. Normalde işitsel olarak ‘kapı’ ile ‘tapı’yı ayırt ediyordur. Bu durumlarda okuma yazma güçlüğünü çok görmüyoruz.” şeklinde konuştu.

Dil bozukluklarının zekâ ile doğrudan bir ilişkisi yok!

Ancak farkındalıkların da gelişim esnasında artikülasyon becerileri gibi geriden gelmiş olmasının okuma yazma güçlüğüne sebep olabilme riski taşıdığına işaret eden Dündar, “Bu ayrımı yapmak önemlidir. Şunu bilmek gerekir; dil bozukluklarının zekâ ile doğrudan bir ilişkisi yoktur.” dedi.

Çocukların bunu yapamamasının herhangi bir bilişsel kapasite problemi olmadığını vurgulayan Dündar, “Çocuğun sadece o alanda desteklenmesi gerekir. Aileler çok kaygılanabiliyor, ancak stres yapmamalılar. Artikülasyon bozuklukları her düzeyde çok sistematik bir şekilde çözülebilen sorunlardır.” ifadelerini kullandı.

Konuşmanın anlaşılmaması çocukta kaygıya ve sosyal geri çekilmeye yol açabilir! 

Çocuğun konuşmasında anlaşılırlık problemi olması durumunun da aileler tarafından endişeyle karşılandığını kaydeden Dündar, “Aileler bu konuda iki şeyi soruyor; birincisi, akademik becerileri nasıl etkileyecek? İkincisi, hem arkadaşlarıyla hem öğretmeniyle iletişimini ve etkileşimini nasıl etkileyecek?” dedi.

Bu noktada dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi veren Dündar, şunları söyledi:

“Okuma yazma becerileriyle çok ilişkili olup olmadığına bakılmalı. Bunun haricinde çocuk; ‘Ben anlaşılmıyorum, tekrar tekrar soruluyor. Bu bende kaygı yaratıyor. Bu sebeple de arkadaşlarımla çok etkileşim kurmak istemiyorum. Daha sessiz, daha geride kalıyorum. Sınıfta soruyu bilsem de anlaşılmayacağımı düşündüğüm için parmak kaldırmak istemiyorum’ diye düşünebilir. Her çocuk böyle bir durum yaşayacak diyemeyiz. Ancak gözlemlediğinizde böyle bir durum sezerseniz bu, çözmemiz gereken bir bozukluktur.”

Kekemelik yaşayan çocuğa konuşma şekline değil, söylediklerine odaklanarak yaklaşılmalı!

Okul hayatında ya da başka ortamlardaki heyecan ve stresin var olan sorunları tetikleyebileceğini dile getiren Hazel Ezgi Dündar, “Özellikle kekemelik bu tür durumlarda ortaya çıkabilir. Burada şunu unutmamak gerekir; herhangi bir heyecan ya da stres sıfırdan kekemelik oluşturmaz. Bu zaten doğuştan yatkın olunan bir durumdur.” dedi.

Sorunun artması, kaygı geçtiği halde konuşmanın düzelmemesi ya da kasılmalar, zorlanmalar veya tekrarlı davranışlar gibi fiziksel belirtiler görülmeye başlanması durumunda müdahale edilmesi gereken bir problem hâline gelmiş olabileceğine dikkat çeken Dündar, “Ufak bir kaygıdan dolayı biraz artış olduğunda çocuğun nasıl söylediğine değil, ne söylediğine dikkat etmek gerekir. Bunu çocuğa hissettirmek çok önemlidir. Ne kadar takılırsa takılsın ya da nasıl takılırsa takılsın sonuna kadar dinleneceğini, bir problem olmadığını hissettirmek gerekir. Göz temasını kesmeden sonuna kadar dinleyerek, konuşma şekliyle ilgili değil konuşma içeriğiyle ilgili gerekli geri bildirimleri vermek çocuğun kendini daha güvenli bir alanda hissetmesini sağlar. ‘Bir nefes al, biraz yavaşla, daha rahat söyle’ demek sanki ona zaman kazandırıyormuş gibi görünse de yavaşlatmaz, tam tersine hızlandırır. ‘Hemen nefes almalıyım, hemen söylemeliyim, yapmalıyım’ hissi yaratarak daha büyük bir zaman baskısına ve var olan stresin artmasına yol açar; bundan kaçınılmalıdır.” açıklamasını yaptı.

Çocuğun konuşması akranlarından belirgin şekilde farklıysa terapi için beklememek gerekiyor!

Dil ve konuşma terapisine ne zaman başlanması gerektiğinin tek bir reçetesi olmadığına değinen Dündar, “Harf hataları varsa, bunlar gelişim sürecinde yavaş yavaş düzelmiyorsa, artık akademik bozukluklara sebep olabilecek bir duruma geldiyse, çocuk bununla ilgili sosyal kaygılar yaşamaya başladıysa, çeşitli çekingenlikler ve kaçınmalar ortaya çıktıysa başvurulabilir. Dil becerileri yeterli değilse; yani akranlarından çok daha farklı bir şekilde konuşuyorsa, cümle kurmasına rağmen cümle niteliği 2-3 yaş küçük arkadaş gruplarına daha uygunsa ya da anlaşılırlığı daha küçük çocuklar gibiyse başvurulmalıdır.” dedi.

Yaklaşık 4,5-5 yaşında çocuğun konuşmasının anlaşılırlık ve nitelik olarak bir yetişkin konuşmasına benzemeye başladığını hatırlatan Dündar, şöyle devam etti:

“Okul çağı çocuğunda hâlâ bunlar görülmüyorsa, bunlara bağlı kaygılar ve endişeler varsa, zorbalık ihtimalinden endişe ediliyorsa çok beklememekte fayda var. Farklı metotlar ve düzeyler bulunur. Terapist bazen bunun normal bir süreç olduğunu söyleyecek, bazen aileye ve öğretmene öneriler vererek ilerleyecek, bazen birkaç ayda bir takip edecek, bazen de sıklığı çocuğa göre belirlenen bir terapi sürecine başlayacaktır.”

Dil ve konuşma becerileri sadece konuşmaktan ibaret değil!

Kelimeleri olan, cümle kurabilen ama buna rağmen akranlarından farklı olan durumlar da olduğunu ifade eden Dündar, “Akranlarına hafta sonu ne yaptığı sorulduğunda bütün bir günü, duygusunu ve detayları sıralı olarak anlatabilirken; bazı çocuklar sadece ‘hafta sonu parka gittik’ diyebilir. Detaylandıramama, sıralandıramama ve duygularını ifade edememe durumlarında dil becerileri kelime bilmenin ya da anlaşılır söylemenin ötesinde geriden geliyor olabilir.” dedi.

Dil terapisinin yalnızca hiç konuşulmadığı zaman ihtiyaç duyulan bir alan olmadığını aktaran Dündar, “Okul çağıyla beraber evde ya da okulda verilen yönergeleri çocuğun anladığı düşünülse de yerine getiremediği durumlar gözlemlenebilir. Bu bir dikkat problemi olabileceği gibi dille ilişkili bilişsel becerilerden biri olan işitsel bellek ile de ilgili olabilir. İşitsel bellek; birden fazla birim bilgiyi alma, işleme, hafızada tutma ve üzerine işlem yapabilme becerisidir. Çocuğa ‘Matematik kitabını aç, 54. sayfanın sonundaki soruyu çöz’ dendiğinde sadece kitabı açıp devamını hatırlamayabilir. Ya da ‘Cevap kırmızı mı, pembe mi, yeşil mi, sarı mı?’ dendiğinde yönergelerin tamamı işlenemediği için hep son söylenen ya da ilk söylenen hatırlanabilir. Bu durum dinlemek istememekten ya da dikkat probleminden kaynaklanmayabilir; dille ilgili bilişsel becerilerin henüz akran düzeyine erişmemesinden ileri gelebilir. Dil ve konuşma becerileri sadece ağız çevresiyle sınırlı değildir, beyinde pek çok bileşeni vardır ve oralardan desteklenebilir.” diye konuştu.

Kitap okumaktan kaçınmanın nedeni dil güçlüğü olabilir!

Çocuğun kitap okumayı sevmemesinin de pek çok nedene bağlı olabileceğini belirten Hazel Ezgi Dündar, “Kitap okumanın keyfine henüz varılmamış veya ilgi alanı bulunamamış olabileceği gibi dil güçlüğü de söz konusu olabilir. Bir yabancı dili kelime düzeyinde bilip cümle kurarak günlük hayat sürdürülebilse de bir metin okurken devreye giren kurallar ve ekler nedeniyle yorulup sıkılma ve okumayı bırakma durumu ortaya çıkabilir. Bazı çocuklar bunu Türkçe içinde yaşarlar. Bildiği yapıların dışındaki detayların içinde kaybolabilirler; bu da onların çok daha efor sarf ederek okumasına neden olur. Okumaya devam etmek istememeleri veya dikkatlerinin dağılması normaldir. Bu beceriler desteklendiğinde metni anlamak ve keyif almak daha kolay hâle gelecektir.” dedi.

Ekranın kendisinden çok, çocuğun hayatında neyin yerine geçtiğine bakılmalı!

Ekranın çok kullanılmasının da merak edilen bir başka konu olduğuna işaret eden Dündar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ekranın çocuğun hayatında neyin yerine geçtiğine bakılmalı. Tüm gelişim alanlarında olduğu gibi dil ve konuşma gelişiminde de çevresel uyaranlar ve sosyal etkileşim çok kıymetlidir. Çocuk ekran karşısındayken etkileşimden, temas kurmaktan, uyaran almaktan ya da uykusundan geri kalıyorsa bu durum gelişimin farklı alanlarında aksamaya yol açar. Zararlı bir şey vermekten ziyade yararlı bir şey hayatından çıktığı için gelişim olumsuz etkilenebilir. Ekran yerine sosyal etkileşim ve iletişim konulması tercih edilse de günümüz teknolojisinde maruz kalma durumunda neyden kaybedildiğine bakılarak bir dengeleme yapılabilir.” (İLKHA)

ETİKETLER: ÇOCUK, DİL, KEKEME, DİL GÜÇLÜĞÜ
KAYNAK: ILKHA

İLKHA İlke Haber Ajansı tarafından geçilen tüm Haberler, bu bölümde Malatya Güncel Haber editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Girilen Haberler alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!

Bir Yorum Bırakın

Güvenlik Kodu

Yasal Uyarı: Haber sitemizde yayınlanan yorumların yasal sorumluluğu tamamen yorumu yapan yazara aittir. Hakaret içeren, kişisel hakları ihlal eden, argo, küfür, tehdit ve nefret söylemi barındıran veya yasalara aykırı olan yorumlar editoryal onay sürecinde doğrudan elenecektir.

Yapay zeka ile düşünme becerimiz zayıflıyor mu?

Yapay zeka ile düşünme becerimiz zayıflıyor mu?

Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Cemil Meriç’in düşünmeye verdiği önemden hareketle yapay zeka çağında bağımsız düşünme, öğrenme ve karar verme becerilerinin karşı karşıya olduğu riskleri değerlendirdi. Teknolojik dönüşümlerin

Uzmanlar uyarıyor: Herkesin aynı antrenmanla spor yapması doğru değil

Uzmanlar uyarıyor: Herkesin aynı antrenmanla spor yapması doğru değil

Sosyal medyada hızla yayılan antrenman programları ve "kısa sürede sonuç" vadeden egzersiz modelleri, her yaştan insanı spora yönlendiriyor. Ancak uzmanlara göre herkesin aynı programı uygulaması bilimsel olarak doğru değil. Egzersizin; yaş, cinsiyet, biy

Doç. Dr. Büyükkoyuncu: Genç yaşlarda düzenli yaşam Alzheimer riskini azaltıyor 

Doç. Dr. Büyükkoyuncu: Genç yaşlarda düzenli yaşam Alzheimer riskini azaltıyor 

Alzheimer Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel, bu rahatsızlığın dünya genelinde demansın en sık görülen nedeni olduğunu ifade etti. Özellikle

Karabağlar'da marketten alınan yumurtalar kurtlu çıktı iddiası

Karabağlar'da marketten alınan yumurtalar kurtlu çıktı iddiası

Edinilen bilgilere göre olay, Karabağlar Ordu Caddesi üzerinde bulunan bir markette meydana geldi. Market alışverişi sırasında yumurta satın alan vatandaş, eve götürdüğü ürünleri açtığında yumurtaların bozulduğunu, kötü koku bulunduğunu ve kurtlandığını i

Demans vakalarının 2050’de 139 milyona ulaşması bekleniyor

Demans vakalarının 2050’de 139 milyona ulaşması bekleniyor

Alzheimer hastalığına ilişkin farkındalık oluşturmak ve hastalıkla mücadeleye dikkat çekmek amacıyla her yıl 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü olarak anılıyor. Beyin hücrelerinin zaman içerisinde zarar görmesi ve ölümüyle ortaya çıkan Alzheimer hastalığı, haf

 İlaç kutularına dijital prospektüs zorunluluğu geliyor

 İlaç kutularına dijital prospektüs zorunluluğu geliyor

Yeni sistemle birlikte vatandaşlar; ilaçların kullanım şekli, dozajı, yan etkileri ve diğer kullanım bilgilerine kutu üzerindeki karekodu telefon veya tabletleriyle okutarak dijital ortamda ulaşabilecek. Son dönemde bazı ilaç kutularından basılı prospektü

Alzheimer, hafıza kayıpları başlamadan çok daha önce sinsi sinyaller veriyor!

Alzheimer, hafıza kayıpları başlamadan çok daha önce sinsi sinyaller veriyor!

21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında Alzheimer’ın erken işaretleri hakkında bilgi veren Dr. Celal Şalçini, Alzheimer’ın hafıza kaybından önce ortaya çıkabilen erken belirtileri, normal yaşa bağlı unutkanlıktan farkı ve hastanın bilişsel kayıplarını fa

Su tasarrufu bireysel kullanım alışkanlıklarına indirgenmemeli!

Su tasarrufu bireysel kullanım alışkanlıklarına indirgenmemeli!

Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 18 Eylül Dünya Su İzleme Günü kapsamında, iklim değişikliği, bilinçsiz su kullanımı ve su kaynakları üzerindeki artan baskının özellikle Türkiye’de su krizine etkisi hakkında açıklamalarda bulund

Süper Lig Puan Durumu

Takım Puan
Amed Sporti̇f Faali̇yetler Amed Sporti̇f Faali̇yetler
13
Galatasaray A.ş. Galatasaray A.ş.
13
Beşi̇ktaş A.ş. Beşi̇ktaş A.ş.
12
Kocaeli̇spor Kocaeli̇spor
12
Corendon Alanyaspor Corendon Alanyaspor
11
Fenerbahçe A.ş. Fenerbahçe A.ş.
10
Trabzonspor A.ş. Trabzonspor A.ş.
10
Kasimpaşa A.ş. Kasimpaşa A.ş.
10
Çaykur Ri̇zespor A.ş. Çaykur Ri̇zespor A.ş.
10
Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş. Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş.
8
Arca Çorum Fk Arca Çorum Fk
7
İstanbul Başakşehi̇r Fk İstanbul Başakşehi̇r Fk
7
Gençlerbi̇rli̇ği̇ Gençlerbi̇rli̇ği̇
7
Erzurumspor Fk Erzurumspor Fk
7
Tümosan Konyaspor Tümosan Konyaspor
4
Samsunspor A.ş. Samsunspor A.ş.
4
Göztepe A.ş. Göztepe A.ş.
3
Eyüpspor Eyüpspor
3