MENÜ

Prof. Dr. Çağrı Erhan: “Lozan, 100 yıllık Cumhuriyetin en önemli dönüm noktasıdır”

Altınbaş Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü tarafından, TOKAMER'in desteği ile "Cumhuriyet'in 100. Yılında Türk Dış Politikası: Tarih, Kuramlar,...

Yayınlanma: 08 Mayıs 2023 06:48
Prof. Dr. Çağrı Erhan: “Lozan, 100 yıllık Cumhuriyetin en önemli dönüm noktasıdır”

Altınbaş Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü tarafından, TOKAMER'in desteği ile "Cumhuriyet'in 100. Yılında Türk Dış Politikası: Tarih, Kuramlar, Aktörler, Meseleler" başlıklı bilimsel bir kongre düzenlendi. Kongrede konuşan Prof. Dr. Çağrı Erhan, "Lozan, 100 yıllık Cumhuriyetin en önemli dönüm noktasıdır" dedi.

Cumhuriyetin 100. Yılı Etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen kongrede Hollanda, Azerbaycan ve Türkiye'den toplam 36 üniversiteden 47 bildiri sunuldu. Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan'ın açılış konuşmasını yaptığı kongrenin ilk paneline Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Prof. Dr. Mustafa Aydın ve Prof. Dr. Mensur Akgün konuşmacı olarak katıldı.

Kongrede Türk Dış Politikasının tarihi ve geleceğinin akademik boyutuyla ele alınacağını kaydeden Prof. Dr. Erhan, en önemli dönüm noktalarının ise Lozan Antlaşması olduğunu vurguladı. Bu antlaşmanın, Türkiye'nin sınırlarının belirlenmesi, bağımsızlığının ve egemenliğinin tescillemesi bakımından çok önemli olduğunun altını çizdi.

Dönüm noktalarıyla başarılı bir 100 yıl

Prof. Dr. Mensur Akgün, Türk Dış Politikasının, Lozan temel olmak üzere, 100 yıllık bir başarı hikayesi olduğunu belirtti. Lozan'ın başarılı bir diplomasi sürecinin sonunda imzalanabildiğine dikkat çeken Akgün, bunu hem savaşta karşımızda olan müttefiklerin zafiyetlerinden yararlanılarak, onlarla tek tek anlaşmalar imzalanması hem de o zaman yeni ortaya çıkan ve kaderi Türkiye ile özdeşleşen Sovyetler Birliği ile yakınlaşmasıyla mümkün olduğunu hatırlattı. Akgün, "1925'te imzalanan Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması Türkiye Sovyetler ilişkilerini bambaşka boyuta taşıdı. 1933'te Montrö, 1939'da Hatay sorununu çözen antlaşma önemli dönüm noktalarıdır. Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşına girmemiş olması, savaş sonrası yalnızlıktan kurtulmak için 1946'da ABD ile ilişkilerini geliştirmesi ve NATO'ya girmesi de dönüm noktalarıdır" diye konuştu. Bununla birlikte bazı hatalar da yapıldığına değinen Akgün, "Keşke 6-7 Eylül olayları olmasaydı, İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına daha fazla uyabilseydik, keşke Kıbrıs meselesine, AB ile ilişkilerimizde sorun oluşturacak şekilde yaklaşmasaydık. Ama genel olarak 100 yıllık süreçte dış politikamızın bir başarı hikayesi olduğunu söyleyebiliriz" dedi.

Ortak sevinç ve travmalar üzerinden Türk Dış Politikası değerlendirildi

Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan da Türkiye Cumhuriyeti'nin başlangıcından itibaren bütün dış politika tavırlarına baktığınızda pozitif bir anlayış benimsediğini ifade etti. Dışlanmış hissetmesine rağmen olumlu ilişkiler kurmayı ve statükoyu korumayı istediğini ve kendisini egemen güçlerin yanında konumlandırdığını anlatı. Diğer taraftan Psiko-politik alanında çalışmalar yaptığını belirterek, olayların ve psikolojik durumların karşılıklı etkileşimlerine, yansımalarına baktıklarını söyledi. Türkiye'nin sağlam bir ulus ve devlet hikayesi olduğunu ifade ederek, geçmişten bugüne "Zafer" anlatısını benimsediğine değindi. Lozan'ın da bunun en önemli sembolik parçası olduğunu kaydeden Deniz Ülke Arıboğan, "Türkiye rövanş arayan, arayışı olan, saldırganlaşan bir ülke değil. İlişkilerini diplomasi ile yürütmüş, hiç toprak kaybetmemiş, artıda olan bir ülke" değerlendirmesini yaptı. Sembollerin de önemine değinen Arıboğan, ulusal kimliklerin dış politikayı şekillendirdiğini anlattı. Son zamanlarda Cumhuriyetin seçilmiş zafer anlatısı olan İstiklal Harbi yerine, Osmanlı ile ilişkilendirilecek zaferler üzerinde durulduğunu söyledi. Çanakkale Zaferinin, 1453 İstanbul'un Fethinin, hatta 1071 Malazgirt Zaferinin gündeme getirilmesini buna bağladı. 15 Temmuz'un da bu meyanda sembol niteliği olduğuna değinen Arıboğan, "Seçilmiş bir travma üzerinde, yas ve ağıt kültürünün öne çıktığını görüyoruz. Dönemsel olarak Türkiye'nin kimliğini de değiştirebilecek bir durum bu. Köprülere, yollara isimleri verilen şehitlerin, savaş kahramanlarının yerine ikame edildiği, yeni bir anlatı görüyoruz. Bunlar iç politikaya yönelik gibi görünüyor ama dış dünyaya karşı, ülkelerin psikolojilerini etkiliyor. Kendini düşmanlarla çevrili, hasmane bir ortamda gören ülkelerin dış politikası da pasif ve savunmacı oluyor" değerlendirmesini yaptı. Dış politika konusunda ciddi dönüşlerin de yapılabildiğini belirten Arıboğan, "Eski Osmanlı havzasında yeni bir ekonomik iş birliği ortaklığı ile yola çıktığımız, mayınları temizlediğimiz bir yolda, şu anda bütün sınır hattını İran, Irak, Suriye Ermenistan'a kadar duvarla kapattığımız yeni bir duruma geçiyoruz. Bu çok doğal olarak pasif ve savunmacı bir anlayışın sonucu" diye konuştu. Arıboğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarından itibaren, Lozan'ın oluşturduğu psikoloji ile savunmacı olmaktan uzaklaşıldığını dile getirerek, "Türkiye, hasım olarak batıyı görmemiştir. Türkiye'nin "ötekisi', 1918'de İstanbul'u işgal eden İngiltere ya da güney ve güneydoğu hattını işgal eden Fransızlar, İtalyanlar da değildir. Türkiye ulusal kimliğini geliştirirken "ötekisi" olarak zaman zaman kendi tebaasını Rum, Ermeni ve Yahudileri seçmiştir ama asıl kendi hayaletini, Osmanlı geçmişini seçmiştir. Bu, o zamanlarda dış dünya ile pozitif ilişkiler kurması için fırsat oluşturmuştur. Bundan dolayı dış politika anlamında "ötekisini" konjonktürel olarak sürekli yenilemiştir. Bazen Sovyetler Birliği, Yunanistan, İsrail, İran ya da Suriye olmuştur. Şu anda ise net olarak ABD'dir" diyerek tarihle süreci değerlendirdi.

Coğrafya ve tarih bağlamında değişen Türk Dış Politikası

Prof. Dr. Mustafa Aydın ise coğrafya ve tarih bağlamında dış poltikatı ele aldığı değerlendirmesinde 1920'ler ve 1990'lar olmak üzere 2 büyük kırılma noktasının söz konusu olduğunu söyledi. Mustafa Aydın ayrıca Türkiye'nin, bu ilk dönemde büyük bir imparatorluktan, ulus ve bölge devletine dönüştüğünü ve adaptasyon süreci geçirdiğini kaydetti. 1990'lardaki radikal değişimin ise uluslararası sistemdeki soğuk savaşın sona ermesiyle, Türkiye'nin bir kanat ülkesi olmaktan çıktığına ve yakın çevresini farklı okumaya başladığına işaret eden Aydın, daha geniş bir nüfus alanı olduğunu gördüğünü, bu yaklaşımına 1990'larda Orta Asya, 2000'lerde Kafkaslar ve Balkanlar, 2010'da Ortadoğu'ya yönelik olduğunu anlattı.

Bunlara rağmen Türk Dış Politikasının, belli süreklilikleri olduğunu da ifade eden Mustafa Aydın, bunun sınırlılıklarından ve limitasyondan kaynaklandığını açıkladı. "Orta büyüklükte olan bir devlet durumumuzu değiştiremedik. Üst gelir düzeyine ulaşacağımızı düşünüyorduk ancak bunu henüz gerçekleştiremedik. Orta gelir grubundan çıkamadık. Sınırlı ekonomik güç, sınırlı ulusal kaynaklar ile uluslararası sistemin hala büyük devletler tarafından domine ediliyor olması gibi nedenler, zincirlerini kırmaya çalıştığı dönemlerde engel olarak karşısına çıktı" değerlendirmelerini yaptı.

Türk Dış Politikasında etkili olan 3 sendrom

Mustafa Aydın, ayrıca ideoloji ve siyasi parti gözetmeksizin Türk Dış Politikasında etkili olan 3 önemli sendromdan bahsetti. "Bunların ilki Yalnız Kurt sendromu. "Türkün, Türk'ten başka dostu yoktur" sözünde kendini buluyor. Mesela yaptığımız ankette "Türkiye dış politikasını yürütürken kimle iş birliği yapmalıdır?" diye soruyoruz. Halkın yüzde 27'si gibi önemli bir kısmı hiç kimse ile diyor. İkincisi Sevr Sendromu. Türkiye'yi parçalayacakları düşüncesi. 150 yıllık tarihi yaşanmışlıklar bunlara kaynaklık ediyor. Üçüncüsü de Hegemon sendromu. Yakın coğrafyamızda bizim dışımızda başka bir hegemon istemiyoruz. Bunlarla rahatsız ilişkiler kuruyoruz. Fırsat bulursak da biz egemen olalım istiyoruz" dedi.

"Uluslararasıcı bir stratejisi olmalı"

Mustafa Aydın da son olarak gelecek dış politikasında "Uluslararasıcı" olarak tanımlanabilecek büyük bir strateji gerektiğinin altını çizdi. Parametrelere baktığınızda Türkiye'nin 4 farklı cephesi olduğunu ve bunları doğru kullanmasının önemine değindi. Batı da güçlü olmak isteyen Türkiye'nin, doğuda da güçlü olması gerektiğini anlattı. Karadeniz coğrafyası için politika geliştirmemiş bir Türkiye'nin, Ortadoğu'da etkili olamayacağını, batıda da ciddiye alınmasının mümkün olmadığını kaydetti. "Ayaklardan biri güçsüz ise topal masa oluyorsunuz" benzetmesini kullanan Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: "Türkiye, bu tarihi ve zor coğrafyada gerçekçi ve pragmatik olmaz ise bu sayılan sendromların bazıları gerçeğe dönüşebilir. O nedenle Diplomasi, Diyalog ve Develepment ile yani akıl, fikir ve izan çerçevesinde, ekonomik güç ve halkın refahını da göz önünde tutarak etkili bir dış politika izlemesi gerekiyor."

"Yeni Durumlar, yeni hedefler belirlenmeli"

Prof. Dr. Çağrı Erhan panelin sonunda, günümüzde değişen şartları anlayabilmek için tarihi yeniden okuma ihtiyacından söz etti. Değişen durumlara göre yeni hedefler belirlenmesinin altını çizen Erhan, "Küresel ısınma, iklim değişikliği uluslararası ilişkileri de etkiliyor. Geçmişte Türkiye'ye ağır sanayi ile uğraşmayın, siz tahıl ambarı olarak Fransa'yı İtalya'yı besleyin diyorlardı. Şimdi su azalıyor, biz de Ukrayna tahılına tabii oluyoruz. Tabii afetler ya da tabii kaynaklar da ilişkileri etkiliyor. Karadeniz'de doğalgaz, Gabar Dağları'nda petrol çıkıyor. Devletlerin gizli arşivleri açılıyor. Bilmediğimiz yeni durumları öğreniyoruz. Bunlara göre geleceği planlamak gerekiyor" dedi.

KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

İHA İhlas Haber Ajansı tarafından geçilen tüm Haberler, bu bölümde Malatya Güncel Haber editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Girilen Haberler alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!

Bir Yorum Bırakın

Güvenlik Kodu

Yasal Uyarı: Haber sitemizde yayınlanan yorumların yasal sorumluluğu tamamen yorumu yapan yazara aittir. Hakaret içeren, kişisel hakları ihlal eden, argo, küfür, tehdit ve nefret söylemi barındıran veya yasalara aykırı olan yorumlar editoryal onay sürecinde doğrudan elenecektir.

Japonya Başbakanı: Gemimiz Hürmüz'den geçti

Japonya Başbakanı: Gemimiz Hürmüz'den geçti

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Basra Körfezi'nde mahsur kalan Japonya bağlantılı bir geminin Hürmüz Boğazı'nı güvenli bir şekilde geçtiğini ve şu anda Japonya'ya doğru yolda olduğunu söyledi. Takaichi, X adlı internet sitesinde yaptığı bir paylaşımda,

İşgalciler Lübnan'da aldıkları darbenin ardından sivil katliamına başladı: 28 şehit

İşgalciler Lübnan'da aldıkları darbenin ardından sivil katliamına başladı: 28 şehit

Lübnan'ın güneyinde Hizbullah ile işgalciler arasında yaşanan şiddetli çatışmaların ardından siyonist rejim yeni bir saldırı dalgası başlattı. İşgal ordusu, çatışmalarda aralarında bir tank tabur komutanının da bulunduğu 4 askerin öldürüldüğünü açıkladı.

Yahudi çeteler Filistinlilere saldırdı, 4 aracı tahrip etti

Yahudi çeteler Filistinlilere saldırdı, 4 aracı tahrip etti

Filistin'in Selfit kenti kuzeyindeki Kefl Haris beldesi, bir kez daha Yahudi çetelerin saldırısına sahne oldu. Sabahın erken saatlerinde beldeye giren bir grup Yahudi, yerleşim merkezindeki bir evi hedef aldı. Kefl Haris Belediye Başkanı Münir Ebu Yakub,

GSO'da yapay zeka odaklı dijital dönüşüm eğitimi düzenlendi

GSO'da yapay zeka odaklı dijital dönüşüm eğitimi düzenlendi

Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ve Dijital Pazarlama Okulu iş birliğiyle düzenlenen "Yapay Zeka ile Dijital Büyümenin Anahtarı" eğitim programı, iş dünyasından yoğun katılımla gerçekleştirildi. Gaziantep ve bölgedeki işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerine

Niğde’de uyuşturucu operasyonu: 3 kişi tutuklandı

Niğde’de uyuşturucu operasyonu: 3 kişi tutuklandı

Niğde İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile Bor İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, 15-17 Haziran tarihleri arasında uyuşturucu madde satışı, bulundurulması ve kullanımının önlenmesine yönelik iki ayrı çalışma gerçekleştirildi

Gaziantep'te 300 milyon liralık dolandırıcılık operasyonunda 3 şüpheli yakalandı

Gaziantep'te 300 milyon liralık dolandırıcılık operasyonunda 3 şüpheli yakalandı

Gaziantep Nizip Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar kapsamında, 3 şüpheli gözaltına alındı. Operasyonda yüklü miktarda para, silah ve çok sayıda belge ele geçirildi. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda bir adet tabanca, bin 63 adet f

Amerikalıların yüzde 38'i ABD'nin 250 yıl daha ayakta kalacağına inanmıyor

Amerikalıların yüzde 38'i ABD'nin 250 yıl daha ayakta kalacağına inanmıyor

Dört gün süren ve pazartesi günü tamamlanan ankete göre, Amerikalıların yüzde 38'i ABD'nin önümüzdeki 250 yıl boyunca tek bir ülke olarak varlığını sürdüremeyeceğini düşünüyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 62'si ülkenin geleceğine ilişkin iyimser görüş b

İstanbul merkezli 10 ilde uyuşturucu operasyonu: 19 şüpheli gözaltına alındı

İstanbul merkezli 10 ilde uyuşturucu operasyonu: 19 şüpheli gözaltına alındı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerince uyuşturucu satıcılarına yönelik İstanbul merkezli 10 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyon kapsamında 19 şüpheli gözaltına alındı. Yapılan aramalarda 693 bin lira, 12 bin 800 dolar ve 63 bin 240 avro

Süper Lig Puan Durumu

Takım Puan
Galatasaray A.ş. Galatasaray A.ş.
77
Fenerbahçe A.ş. Fenerbahçe A.ş.
74
Trabzonspor A.ş. Trabzonspor A.ş.
69
Beşi̇ktaş A.ş. Beşi̇ktaş A.ş.
60
Rams Başakşehi̇r Futbol Kulübü Rams Başakşehi̇r Futbol Kulübü
57
Göztepe A.ş. Göztepe A.ş.
55
Samsunspor A.ş. Samsunspor A.ş.
51
Çaykur Ri̇zespor A.ş. Çaykur Ri̇zespor A.ş.
41
Tümosan Konyaspor Tümosan Konyaspor
40
Kocaeli̇spor Kocaeli̇spor
37
Corendon Alanyaspor Corendon Alanyaspor
37
Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş. Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş.
37
Kasimpaşa A.ş. Kasimpaşa A.ş.
35
Natura Dünyasi Gençlerbi̇rli̇ği̇ Natura Dünyasi Gençlerbi̇rli̇ği̇
34
İkas Eyüpspor İkas Eyüpspor
33
Hesap.com Antalyaspor Hesap.com Antalyaspor
32
Zecorner Kayseri̇spor Zecorner Kayseri̇spor
30
Misirli.com.tr Fati̇h Karagümrük Misirli.com.tr Fati̇h Karagümrük
30