MENÜ

Üniversiteler kimsenin babasının çiftliği değildir!

Üniversiteler, toplumun geleceğini inşa eden, bilimin özgürce üretildiği, farklı fikirlerin özgürce tartışıldığı ve adaletin herkese eşit uygulandığı kurumlardır.

Yayınlanma: 31 Ekim 2026 10:13
Üniversiteler kimsenin babasının çiftliği değildir!

Üniversiteler, toplumun geleceğini inşa eden, bilimin özgürce üretildiği, farklı fikirlerin özgürce tartışıldığı ve adaletin herkese eşit uygulandığı kurumlardır. Bir üniversitenin büyüklüğü yalnızca kampüslerinin genişliğiyle, binalarının yüksekliğiyle veya öğrenci sayısıyla ölçülmez. Asıl büyüklük; adaletiyle, bilimsel niteliğiyle, çalışanlarına verdiği değerle ve yöneticilerinin liyakatiyle ölçülür.

Liyakat yerine yakınlık, adalet yerine kayırmacılık, huzur yerine baskı varsa orada bilimden önce yönetim anlayışı sorgulanmalıdır. Üniversite yöneticilerinin temel görevi; hak ve özgürlüklere saygılı, katılımcı, adil ve eşitlikçi bir yönetim anlayışı ortaya koymaktır. Çalışma barışını sağlamak, çalışanların haklarını korumak, kurumsal huzuru tesis etmek ve kamu kaynaklarını kamu yararı doğrultusunda kullanmaktır.

Peki, üniversitelerimizde bu beklentiler ne ölçüde karşılanıyor?

Gelin, biraz düşünelim...

Bir üniversitede yıllarını kurumuna vermiş çalışanların emeği görmezden geliniyorsa, görev ve sorumluluklar hakkaniyet yerine kişisel yakınlıklara göre dağıtıldığı izlenimi oluşuyorsa, liyakatli, dürüst, çalışkan insanlar eziliyor, iftiraya uğrayor, geri plana itiliyorsa o kurumda aidiyet duygusu beklenemez. Bir kurumun Rektörü bunları görüp bilinçli olarak kurum içinde gezmiyor, çalışanları dinlemiyor, olaylara müdahale etmiyor, vizyonsuz yöneticelerle yol yürümeye devam ediyorsa o kurumda ciddi bir yönetim eksikliği vardır.

Siz olsanız böylesi bir kurumda çalışmak ister miydiniz?

Şahsen ben çalışmak istemezdim. Değer görmediğim yerde isteksiz bir şekilde çalışırdım. Kısacası kurumdan gönlümü çekerdim. Mesai saatimi doldurmaya bakar, biran önce evime gitmek isterdim. Kimsenin yüzünü dahi görmek istemezdim. Tayin hakkım olsa bir dakika durmazdım.

İş dağılımındaki adaletsizlik, yalnızca personelin çalışma koşullarını değil, kurumun bütün işleyişini de olumsuz etkiler. Birileri sürekli daha fazla iş yükü taşırken bazıları sorumluluk almaktan uzak duruyorsa, görev dağılımı açık ve adil ölçütlere dayanmıyorsa ortada büyük bir sorun var demektir. Emeğin değersizleştirildiği, hakkaniyetin zedelendiği ve çalışanların kendilerini yalnız hissettiği bir üniversitede huzurdan, verimlilikten ve başarıdan söz etmek mümkün değildir. Yöneticilerin görevi, çalışanları birbirine düşürmek veya belirli kişileri korumak değil; herkese eşit mesafede durarak ortak bir çalışma kültürü oluşturmaktır. İnsan, emeğinin karşılığını alamadığı, adalet duygusunun zedelendiğini düşündüğü ve kendisini değersiz hissettiği bir ortamda asla verimli olmaz.

Üniversiteler Kimsenin Babasının Çiftliği Değildir!

Kişilerin makamı her ne olursa olsun herkes haddini bilmek zorundadır . Hiç kimse makamından güç alarak kendisini hukukun, liyakatin ve hesap verebilirliğin üzerinde göremez. Hiç kimse kamu kurumunu şahsi nüfuz alanı gibi yönetemez.

Üniversitelerde zaman zaman gündeme gelen diğer bir sorun ise idari personellere yönelik psikolojik baskı, dışlama, yıldırma ve mobbing iddialarıdır. Kesinlikle ciddiyetle ele alınması gereken konuların başında geliyor. Bir çalışan, hakkını aradığı için baskı gördüğünü düşünüyorsa, görevini yerine getirirken sürekli tedirginlik yaşıyorsa ve kuruma katkı sunmak yerine kendisini korumaya çalışıyorsa bu konuda Üniversite yönetimi duyarsız kalmamalıdır.

Böylesi durumlarda yapılması gereken, şikâyetleri dile getiren çalışanları sorunlu olarak görmek değil; iddiaları tarafsız biçimde incelemek, gerekli tedbirleri almak ve çalışanların kendilerini güvende hissedebilecekleri bir ortam oluşturmaktır. Çünkü hakkını arayanın susturulduğu, eleştirenin dışlandığı ve sorunları dile getirenin yalnız bırakıldığı bir kurumda huzurdan söz edilemez.

Rektör Sadece Makamında Oturan Kişi Değildir!

Bir üniversiteyi yönetmek; yalnızca toplantılara katılmak, törenlerde konuşmak, protokol fotoğraflarında yer almak veya başarıları sahiplenmek değildir. Rektör olmak büyük bir sorumluluktur.

Bir Üniversite Rektör' ünün Karnesi Sadece Akademik Başarılardan İbaret Değildir!

Üniversitede çalışma barışı sağlanmış mı? Personel arasında adalet gözetiliyor mu? Akademik özgürlük korunuyor mu? İdari birimler görevlerini yerine getiriyor mu? Öğrencilerin sorunları dinleniyor mu?

Genel Sekretere Verilen Talimat Yerine Getiriliyor mu? Kurum içinde dile getirilen şikâyetler çözüme kavuşturuluyor mu?

Bunlar, bir üniversite Rektörünün ve Yönetiminin cevaplaması gereken temel sorulardır. Sorunlar yıllarca devam ediyor, birimler arasında koordinasyon kurulamıyor, çalışanlar kendilerini huzursuz hissediyor ve şikâyetler karşılıksız kalıyorsa Rektör ve yönetimi sınıfta kalmıştır.

Rektör, yalnızca kurumun en üst yöneticisi değildir. Aynı zamanda kurumsal huzurun sağlanması, adaletin gözetilmesi ve hesap verebilir bir yönetim anlayışının yerleşmesi konusunda da sorumluluk taşır. İsimler farketmeksizin bir Üniversite her konuda başarılı olmak istiyorsa eleştiriyi düşmanlık olarak görmemeli; haklı eleştirileri kurumu geliştirecek bir fırsat olarak değerlendirmelidir. Çünkü eleştirinin susturulduğu yerde sorunlar ortadan kalkmaz, yalnızca görünmez hâle gelir. Eleştirileri susturabilirsiniz ama gerçekleri sonsuza kadar gizleyemezsiniz. Pislikleri halının altına süpürmekle ancak günü kurtarırsınız. Bir üniversitede Rektörün değişmesi yöneticilerin görevlerinden ayrılması,makamların el değiştirmesinden öte zihniyetin değişmesi gerekir. Kimin gittiği ve geldiği pek önemli değildir. Asıl olan kamu kurumları kişisel hesapların değil, her zaman kamu yararının hizmetinde olmasıdır. Bu bilinçle daima hareket edilmesi gerekir. Dünyadaki makamlar geçici, koltuklar emanettir. Yapılanlar ise hafızalarda kalıcıdır; bugün koltuğundan güç alanlar, yarın o koltuklardan ayrıldıklarında belki hesap vermekten kaçabilirler ama ne kendi vicdanlarından ne de mahşerde verecekleri hesaptan kaçabiliceklerdir.

Terazi şaşar Allah'ın hesabı şaşmaz.

Malatya'mın güzel insanlarına selam olsun.

YASİN TANIR

KAYNAK: MALATYA GÜNCEL

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!

Bir Yorum Bırakın

Güvenlik Kodu

Yasal Uyarı: Haber sitemizde yayınlanan yorumların yasal sorumluluğu tamamen yorumu yapan yazara aittir. Hakaret içeren, kişisel hakları ihlal eden, argo, küfür, tehdit ve nefret söylemi barındıran veya yasalara aykırı olan yorumlar editoryal onay sürecinde doğrudan elenecektir.

Süper Lig Puan Durumu

Takım Puan
Galatasaray A.ş. Galatasaray A.ş.
25
Amed Sporti̇f Faali̇yetler Amed Sporti̇f Faali̇yetler
20
Trabzonspor A.ş. Trabzonspor A.ş.
19
Beşi̇ktaş A.ş. Beşi̇ktaş A.ş.
18
Fenerbahçe A.ş. Fenerbahçe A.ş.
16
Kasimpaşa A.ş. Kasimpaşa A.ş.
16
Kocaeli̇spor Kocaeli̇spor
15
Erzurumspor Fk Erzurumspor Fk
14
Arca Çorum Fk Arca Çorum Fk
13
Göztepe A.ş. Göztepe A.ş.
12
Corendon Alanyaspor Corendon Alanyaspor
12
İstanbul Başakşehi̇r Fk İstanbul Başakşehi̇r Fk
11
Çaykur Ri̇zespor A.ş. Çaykur Ri̇zespor A.ş.
10
Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş. Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş.
8
Tümosan Konyaspor Tümosan Konyaspor
8
Gençlerbi̇rli̇ği̇ Gençlerbi̇rli̇ği̇
8
Samsunspor A.ş. Samsunspor A.ş.
4
Eyüpspor Eyüpspor
3