Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, Türkiye'nin yıllık kan ihtiyacının yaklaşık 3 milyon ünite olduğunu belirterek, düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığını söyledi. Kanın yerini alabilecek herhangi bir
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, Türkiye'nin yıllık kan ihtiyacının yaklaşık 3 milyon ünite olduğunu belirterek, düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığını söyledi.
Kanın yerini alabilecek herhangi bir tıbbi ürün bulunmadığını ifade eden Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Günümüzde kanın yerini alabilecek herhangi bir tıbbi ürün ya da yöntem yoktur. Sağlıklı insanların kan bağışlaması bu yüzden büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.
Özellikle gençlerin ve sağlıklı bireylerin kan bağışına daha fazla katılım göstermesi gerektiğini söyleyen Sönmezoğlu, “İnsanlar kan bağışlamazsa, biz de hastalara kan nakli yapamayız. Bu nedenle tıbbın ihtiyaç duyduğu şey, kendisini sağlıklı hisseden bireylerin düzenli aralıklarla kan bağışında bulunmasıdır. Çünkü günümüzde kanın yerini alabilecek herhangi bir tıbbi ürün ya da yöntem yoktur. Sağlıklı insanların kan bağışlaması bu yüzden büyük önem taşıyor. Kan bağışlayabilecek herkese, özellikle de 18 yaşını yeni dolduran gençlere mesajım şudur: Sağlığımızı paylaşalım. Çünkü bir ünite kan, bir insanın hayatını kurtarabilir." dedi.
Kanın tek kaynağı gönüllü bağışçılar
Hastaların hayatını kurtaran, ameliyatlarda ve onkolojik tedavilerde vazgeçilmez olan kanın kaynağının hala gönüllü bağışçılar olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Dünyada hasta tedavileri ve tıp teknolojilerinde çok hızlı bir ilerleme yaşanıyor. Baş döndürücü bir gelişim sürecinin içindeyiz. Ancak bazı şeyler hala değişmiyor. Örneğin hastalara yapılan kan transfüzyonu, yani kan nakli. Hastaların hayatını kurtaran, ameliyatlarda ve onkolojik tedavilerde vazgeçilmez olan kanın kaynağı hala gönüllü bağışçılar. Eğer insanlar kan bağışlamazsa, biz de hastalara kan nakli yapamayız. Bu nedenle tıbbın ihtiyaç duyduğu şey, kendisini sağlıklı hisseden bireylerin düzenli aralıklarla kan bağışında bulunmasıdır. Çünkü günümüzde kanın yerini alabilecek herhangi bir tıbbi ürün ya da yöntem yoktur. Sağlıklı insanların kan bağışlaması bu yüzden büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.
Kan bağışı toplumsal sorumluluk
Kan bağışı için belirli kriterlerin bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Peki herkes kan bağışlayabilir mi? Hayır. Kan bağışı için belirli kriterler bulunuyor. 18 ile 65 yaş arasında olan, kendisini sağlıklı hisseden, kronik bir hastalığı bulunmayan ve herhangi bir tedavi görmeyen kişiler kan bağışlayabilir. Hatta biz, bu kişilerin kan bağışlaması gerektiğini söylüyoruz. Çünkü tüm dünyanın karşı karşıya olduğu ortak bir sorun var. İnsanlar kendilerini iyi hissetseler de zaman ayırarak kan bağışında bulunmaktan giderek uzaklaşıyor. Ülkemizde de durum benzer. Kan bağışına uygun yaş aralığında ve sağlık durumunda olmasına rağmen birçok kişi kan vermeye yeterince zaman ayırmıyor. Bu nedenle kan bağışını bir toplumsal sorumluluk olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Kan bağışının bilinen bir zararı yok
Dünya Gönüllü Kan Donörleri Günü'nde verilen en önemli mesajın ‘Bir damla insanlık hayat kurtarır’ olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Geçtiğimiz günlerde Dünya Gönüllü Kan Donörleri Günü’nü kutladık. Buradaki en önemli mesajımız, ‘Bir damla insanlık hayat kurtarır’ oldu. Bu nedenle kendisini sağlıklı hisseden ve kronik hastalığı bulunmayan herkesin kan bağışı için zaman ayırması gerektiğini düşünüyoruz. Kan bağışında bulunan kişilerin, bağış yaptıkları gün aşırı yorucu ve yüksek konsantrasyon gerektiren işlerden kaçınmaları, ayrıca kan verdikleri kolla ağır yük taşımamaları önemlidir. Kan bağışının zarar verip vermediği sorusuyla sık karşılaşıyoruz. Aslında kan bağışının bilinen bir zararı yoktur. Kan verildiğinde vücutta bir hacim kaybı oluşur ve kemik iliği uyarılarak yeni ve taze kan hücrelerinin üretimi desteklenir.” diye konuştu.
Kan yoluyla bulaşıcı hastalıkları olanlar kan bağışı yapmamalı
Kan bağışı sürecinde çeşitli sağlık kontrollerinin yapıldığını belirten Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Öte yandan, kan bağışı sırasında kişiler kısa bir sağlık değerlendirmesinden de geçmiş olur. Muayeneleri yapılır, bazı testleri uygulanır, kan grupları belirlenir ve genel sağlık durumları hakkında fikir sahibi olurlar. Ancak insanların bu testleri yaptırmak amacıyla kan bağışında bulunmamaları gerekir. Çünkü bizim amacımız kişilerin sağlık taramasını yapmak değil; bağışlanan kanın alıcılara güvenli bir şekilde ulaştırılmasını sağlamaktır. Dünyada yalnızca kan yoluyla bulaşabilen bazı hastalıklar bulunmaktadır. AIDS, Hepatit B ve Hepatit C bunlardan bazılarıdır. Bu nedenle bu hastalıkları taşıma riski bulunan ya da taşıyıcı olduğunu bilen kişilerin kesinlikle kan bağışında bulunmaması gerekir. Ülkemizde yıllık kan ihtiyacı yaklaşık 3 milyon ünitedir. Bu konuda tek tedarikçimiz Türk Kızılayıdır. Türk Kızılayı, 2025 yılında 3 milyon ünite kan bağışına ulaşarak Türkiye’nin yıllık kan ihtiyacını karşılamıştır.” dedi.
‘Sağlığımızı paylaşalım’
Prof. Dr. Sönmezoğlu, özellikle 18 yaşını yeni dolduran gençlere seslenerek, “Ancak burada özellikle vurgulamamız gereken bir nokta var. Bağışların önemli bir kısmı ilk kez kan veren ya da ihtiyaç üzerine bağış yapan kişilerden oluşuyor. Bizim temel hedefimiz; kan bağışına uygun özelliklere sahip bireylerin, çağrılmayı beklemeden düzenli olarak, en az yılda bir kez kan bağışında bulunmalarıdır. Çünkü en güvenilir ve serolojik hastalıklar açısından en düşük risk taşıyan bağışçı grubu, düzenli kan veren kişilerden oluşmaktadır. Kan bağışlayabilecek herkese, özellikle de 18 yaşını yeni dolduran gençlere mesajım şudur: Sağlığımızı paylaşalım. Çünkü bir ünite kan, bir insanın hayatını kurtarabilir.” ifadelerini kullandı. (İLKHA)
İLKHA İlke Haber Ajansı tarafından geçilen tüm Haberler, bu bölümde Malatya Güncel Haber editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Girilen Haberler alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yasal Uyarı: Haber sitemizde yayınlanan yorumların yasal sorumluluğu tamamen yorumu yapan yazara aittir. Hakaret içeren, kişisel hakları ihlal eden, argo, küfür, tehdit ve nefret söylemi barındıran veya yasalara aykırı olan yorumlar editoryal onay sürecinde doğrudan elenecektir.
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde, daha önce diz protezi ameliyatı geçiren ve zamanla ağrı ile hareket kısıtlılığı gelişen hastaya total diz protezi revizyonu ameliyatı gerçekleştirildi. Sol dizinden daha önce protez
Solaklığın, genetik ve gelişimsel süreçlerin etkisiyle ortaya çıkan doğal bir özellik olduğunu aktaran Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, solaklık ve beyin ilişkisi hakkında açıklamalarda bulundu. Solak olmak daha zeki veya üretkem olmak anlamına gelmiyor
Ticaret Bakanlığı, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı öncesinde kırtasiye, okul çantası ve okul kıyafetlerine yönelik denetimlerini yoğunlaştırdı. Güvensiz olduğu belirlenen ürünlerin piyasaya arzı yasaklanırken, ürünlerin toplatılması ve sorumlu firmalara ida
Ağustos Sedef Hastalığı Farkındalık Ayı kapsamında sedef hastalığına ilişkin bilgilendirmede bulunan Aydeniz, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen hastalığın ciltte görülen belirtilerin ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Aydeniz, "
Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, dünya nöroloji otoritelerinin benimsediği yeni yaklaşım doğrultusunda, hastalıkları tedavi etmekten çok beyin sağlığını yaşam boyu korumaya odaklanan koruyucu nöroloji anlayışı ve bunun için uygulanması gereken bilims
Yozgat Şehir Hastanesi'nde ilk kez laparoskopik (kapalı) yöntemle prostat kanseri ameliyatı yapıldı. Yaklaşık 3 saat süren operasyonun ardından 63 yaşındaki hasta, ameliyatın üçüncü gününde taburcu edildi. Üroloji Uzmanı Op. Dr. Fatih Kocamanoğlu ve ekibi
1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası kapsamında anne sütünün bebek sağlığı üzerindeki hayati önemine dikkat çekiliyor. Uzmanlar, doğal bir bağışıklık kaynağı olan anne sütünün bebekler için en değerli besin olduğunu belirtiyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Hal
Güneş, Türkiye'de emzirme oranının yaklaşık yüzde 65 seviyesinde kaldığını belirterek, annelerin yanlış yönlendirmeler ve toplumsal baskılar nedeniyle emzirmeyi erken bırakabildiğine dikkat çekti. "1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası" dolayısıyla açıklamala
Galatasaray A.ş.
Gençlerbi̇rli̇ği̇
Kocaeli̇spor
Çaykur Ri̇zespor A.ş.
Samsunspor A.ş.
Trabzonspor A.ş.
Corendon Alanyaspor
Kasimpaşa A.ş.
Gazi̇antep Futbol Kulübü A.ş.
Fenerbahçe A.ş.
Amed Sporti̇f Faali̇yetler
İstanbul Başakşehi̇r Fk
Beşi̇ktaş A.ş.
Arca Çorum Fk
Göztepe A.ş.
Erzurumspor Fk
Eyüpspor
Tümosan Konyaspor