• BIST 81.712
  • Altın 147,154
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Malatya : -1 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İzmir : 9 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Elazığ : -1 °C
  • Adıyaman : 5 °C

17 Aralık Darbesi

01.03.2014 08:51
Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

17 Aralık tarihi nedense bana 17 Ağustos depremini çağrıştırır.

17 Ağustos Marmara depremi yaşandığı günlerdi.

Depreme dair herşey tartışılıyordu.

Depremin sebebi fay hattı, çürük binalar, hırsız mütahitler…vs…vs… idi.

Konuşmayan tek şey adeta Cenab-ı  Hakk’ın “kâdiri mutlak” olduğu ve bu felaketin Cenab-ı Allah tarafından biz günahkar kullarına verilmiş olan, olabileceği ilahi bir ikazın olduğu…

Deprem sadece evlerimizi, binalarımızı yıkmamış; “tevhid inancımızı” da yıkmıştı.

Depremle beraber sadece evlerimiz, sermayemiz, evlatlarımız, canlarımız gitmemiş; “imanımız”, “telimiyetimiz”, “tefekkürümüz”, “kun fe yekun” inancımız da salsılmış ve tevhit inancımızda şok sarsıntılar yaşatmış, çatlaklar oluşmuştu.

 17 Aralık tarihi de dinimize, ehl-i sünnet itikadımızda birçok şeyi sarstı.

“Kardeşlik” kavramını tuz buz etti, ediyor.

Hafizanallah bilerek veya bilmiyerek “şirk”e yelken açılmış durumdadır.

Bu tarihten itibaren Sayın kimi büyüklerimiz tarafından ortaya atılıveren “paralel devlet” “paralel yapı” herşeyin bizzatihi faili, müsebbibi olur oldu.

Öyleki gökte yağmur yağmazsa, yerde ekin biçmezse bunun müsebbibi “paralel yapı” ilan edilir oldu.

Herşeye muktedir, herşeyi yapabilen, istediğini istediği an yüksetlen, düşülen bir güç…

Kişiye başına gelenlerin kendi elleriyle kazandıkları olduğunu unutturan ve büsbütün nefsi temize çıkartan bir yapı…

Bu şirkin alası değil de nedir?

Yine bu tarihten itibaren her türlü yalan, ifitra, dedikodu, fitne meşru hale geldi.

Öyleki daha güzel yalan söyleme hususunda hodri meydan dercesine yalan üstüne yalan, fitne üstüne fitne üretilir oldu.

Kendi yumurtasını bişirmek için komşusunun evini ateşe vermeden öte mahalleyi ateşe vermenin adı; vatanı kurtarma, cihad, milli mücadele oldu.

Darul harp dönemlerine dair verilen özel fetvalar (Bazı farzların hükmü olmaz. Cuma namazının kılınması gibi. Bazı haramlar helal olunur, vergi vermeme, faiz alma… v.s)  gibi fetvalar  günümüzde olağanüstü hal, durum söz konusu diye özel fetvalar verilir oldu.

 Olağanüstü durumlarda geçtiğimiz ifade edilmekte ve harbin hile olduğu ve her türlü hilenin bir cihat aşkıyla yerine getirilmesine dair bir inancın oluşması dinin ruhuna, özüne karşı yapılan en büyük bir darbe değil de nedir?

 Bu gün yolsuzluk, rüşvet ile ilgili yapılan anketlerde toplumun çoğunun yolsuzluk ve rüşvetin yapılmış olduğunu kabullenmesine rağmen yine de bunları “suç” ve “günah” görmeyip “efendim öncekiler de yaptılar, herkes yapıyor, ama….” nevinde ifadeler ile “günahı günah görmemek”,  en büyük günah değil de nedir?

“Aman ekonomimiz sarsılacak” endişesini taşıdığmız kadar acaba “aman ehl-i sünnet inancımız salsılıyor” endişesini taşımıyor isek neye iman ediyoruz acaba?

Böyle bir toplumun, dindarlığından ne ölçüde bahsedilebilinir.  

Muhafazakar, dindar bir toplum olma yolunda, devleti islami geleneklere göre tanzim edilmesi gerektiğinin heyecanının ve mücadelesinin verildiği bir dönemde ve bu uğurda her şeyin mübah görüldüğü bir zamanda mücahitlerimizin, dindarlarımızın, kanaat önderlerimizin, imamlarımızın, muhafazakarlarımızın dinin temel ruhunu, haram ve helalları; kendi ideolojilerine, partilerine, cemaatlerine, menfaatlerine, liderlerine, taraftarlarına kurban etmeleri; hırsızlık, yolsuzluk,  rüşvet karşısında lâl kesilmeleri; kimilerin lâl kesilmelerinden öte “anasının ak sütü” gibi helal olarak görmeleri dinin değil, insanlığın bozulması değil de nedir sizce?

Bence 17 Aralık, şuna buna değil; İslam inancına, ehl-i sünnet inancına bu güne kadar yapılan en büyük bir darbedir…

İnanıyorum diyen hiçbir insanın buna üzülmemesi hiç mümkün müdür?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İhsan KALENDER
02 Mart 2014 Pazar 13:43
13:43
MÜSLÜMLERİ şirkle itham ederken çok diikatli olmayız.GÜLEN hocaefendi bilerek yada bilmeyerek bu ülkenin ekmeğine KAN doğruyor.Görünen o ki,BATININ emellerine ALET oluyor.
İhsan KALENDER
02 Mart 2014 Pazar 13:35
13:35
GÜLEN hocanın imanına sözümüz olmaz.ERDOĞAN ın da imanından şüphemiz yok.Ancak DIŞ MİHRAKLAR müslümanları biribirine kırdırmayı amaç edinmiş.Ülkemizi KAOSA iteklemek için ellerinden geleni yaparlar.Ülkemizdeki İSTİKRARI kaybetmek istemeyiz.GÜLEN hocanın alet olmak ihtimali vardır.22 milyon oy verenlerinde içinde çürükleri çıkacaktır.
Muhammed Ali
02 Mart 2014 Pazar 11:57
11:57
İslam ümmmeti bu kadar izansız ve vicdansız mı? Neden bu acele neden ülkeyi koalisyonlarla yönetme isteği? Bu millet dün tek bir binası yokken bu cemaate sahip çıkmadı mı? Mazlum kalsa idi yine sahip çıkmaz mıydı?
Şahinbey
01 Mart 2014 Cumartesi 15:41
15:41
Sayın hemşerim; Kalemin ve yazan ellerin sahibi dert görmesin. İlahi adalet bu olsa gerek. Allah kendisi ile yarışmaya kalkışanlara böyle ibretlik ders veriyor. Allah İşinin Hakimidir… Allahın güzel sıfatlarının toplandığı iddia edilen liderlere, O’nun ağır bir uyarısı. Halbu ki biz Allahın bütün sıfatlarının güzel olduğunu bilir ve iman ederiz.
Mehmet ALTUN
01 Mart 2014 Cumartesi 14:32
14:32
Allah razı olsun. Hakkı Bey 17 Aralık için bence mükemmel bir analiz.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim