• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Malatya : -12 °C
  • Ankara : -12 °C
  • İzmir : 5 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Elazığ : -10 °C
  • Adıyaman : 1 °C

Cunta/Darbe üzerine mülahazalar

01.08.2016 13:02
Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Hakkı Yiğit / Malatya Güncel

Her türlü cunta, darbe, terör girişimi islam’a, dine, insanlığa vurulmuş en büyük bir darbedir. Lanetlidir. Asgari ölçüde bir itikada sahip bir Müslüman’ın ve yine asgari ölçüde bir vicdana sahip bir insanın başvuracağı ve kabul edeceği bir yol değildir.

Çünkü en masum (hiçbir darbe ve cunta masum olmaz ya) bir niyetle girişilen cunta ve darbe olaylarında ölümler olmazsa bile mutlaka bir hak ihlali, zulüm vardır.

Hak ihlalinin yapıldığı yerde ise Müslümanlıktan da insanlıktan da bahsedilemez.

“Kurunun yanında yaş da yanar” düşüncesinin karşılığı ne İslam’da ne de modern hukukta vardır, kabul edilemez.

Velev ki iyi niyetle dahi olsa (olmaz ya) yapılan cunta, darbelerden sonra her zaman bir totaliter rejim, sıkı yönetim, olağan hal veyahut başka bir yönetim icra edilir. Bu dahi bir kul hakkıdır.

Hangi isimle yad edilirse edildin bu durumda devletin, gücün resmi ideolojisi devreye girer.

Ve bu dönemlerde kahramanlar ve hainler türe(tiri)r.

Bu kahramanlar ve hainler etrafında toplum sınıflara ayrılır.

Birbirine zıt iki farklı kutup, uçlar arasında bulunanlar ise her iki tarafça makbul görülmez.

Ya benimsin, ya kara toprağın…

Ya dostumsun, ya düşmanın…

Ya bendensin ya öteki… felsefesi cuntacılara, devlete, güce, topluma, kuruma, kişiye hakim olur.

Bu dönemlerde düşünceye, tahlile, analize, soru işaretlerine mahal yoktur.

Böyle bir duruş, tereddüt, düşünce; düşmanlık emaresi olarak yeter de artar.

Hain ve Kahraman ilan edilen her iki tarafta kendilerini vatanseverlik adına, millet adına eylemde bulunduklarını ve kendilerinin yaptıkları/yapacakları her türlü meşru olmayan eylemlerini vatan-millet adına meşru göstermeye gayret ederler.

Hiçbiri vatan hainliği ve millet düşmanlığını kabul etmez, etseler zaten vatan-millet adına kendilerini bu tehlikeye neden atsınlar ki?

Totaliter dönemde türeyen kahraman ve hain kişiler, kurumlar, makamlar, güçler her biri birer “tabuya” veya “şeytana” dönüşüverir.

Kahramanlaştırmış tabular aleyhinde asla ve kat’a bir şey söylenil(e)mez.

Şeytanlaştırılmış tabu kişi ve kurumların da lehine asla bir şey söylenil(e)mez.

Olduğundan daha çok kahramanlıklar yüklenenlerin sonu genellikle hüsranla bitmesi de kaçınılmazdır.

Bu dönemde olayların gerçeğine, hakikatine vakıf olmak adeta imkânsızdır.

Çünkü kahraman –şeytan ilan edilen kişi, kurum vs ler üzerinde olay cereyan eder.

Basın, halk, aydınlar vs. bütün okumalarını ve tartışmalarını, gözlemlerini kahramanlaştırılan-şeytanlaştırılan iki kişi, kurum vs. üzerinde yaptıkları için ortalıkta asıl aktörler rahatlıkla gizlenirler.

Gizlenmekle kalmazlar ortalıkta cirit atarlar ve ortalığı gittikçe bulandırırlar.

Hal böyle olunca hakikatler, gerçekler üzerinde tartışılan kişi ve kurumları geçip de asıl aktöre ulaşılmaz, asıl fail bulunmaz.

Daha vahim durum ise, cunta, darbe her ne ise yapanlarla münhasır kalmaz.

Her iki taraf ta (kahraman-şeytan/ suçlayan-suçlanan) kendince güvenlikleri, haklıkları, zaafları, hırsları, kinleri, nefretleri, sevgileri, emelleri… adına bazı eylem ve söylemlerde bulunurlar.

Yapılanları, yapılacakları; cuntacılarla sınırlı bırakmazlar çemberi, halkayı alabildiğine genişletirler.

Suç ve ceza içlerinde bazı hakperestlerce cuntacılarla sınırlandırılmak, adil bir yargılanmak, hukuk işletilmek istenilse dahi; her iki tarafta kuyruk acısı taşıyan, emelleri olan, beklentileri, kinleri, nefretleri, intikamı… olan çakal ve tilkiler, münafıklar tutuşmuş yangının tüm ülkeyi, insanı sarması için daha da odun taşıma gayretinde olurlar.

İftiralar, ispiyonculuk, karaktersizler, fişlemeler vs. başını alıp gider.

Cunta genelleştirilir.

Artık cuntacılık, darbe suçlu cuntacıların, darbecilerin suçu olmaktan çıkar; kurumların, sınıfların, kitlelerin, tarafların… suçu olmaya başlanır, suçlu-suçsuz ayırt etmeksizin topyekun savaş açılır.

Bu durumda sapla saman karışır.

Adalet sağlanmaz. Adaletin olmadığı yerde güven, huzur, mutluluk, refah olmaz.

Zulüm artar.

Oysaki yüce Allah adaletli davranmayı tavsiye etmez, emreder.

Adaleti sağlarken, hak alınırken, suçlu cezalandırırken, kısas uygulanırken dahi, haddi aşmamayı emreder.

Güvenin, huzurun olmadığı, iç karışıklığın olduğu, kurumların birbirine düşman kesildiği ülkeler ve devletler cuntacılar, darbeciler, düşmanlar için “körün istediği bir göz Allah verdi iki göz” olur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İhsan KALENDER
04 Ağustos 2016 Perşembe 14:49
14:49
AKLINI BAŞINA DEVŞİR HAKKI HOCA..!.. SUÇÜSTÜ YAPILMIŞ BİR ÖRGÜTE VE ONUN TARAFTARLARINA ACIMANIN ZAMANI DEĞİL..!..
İhsan KALENDER
04 Ağustos 2016 Perşembe 14:48
14:48
Ne yazıkki, sen haalen aklınca zımnen bu MÜNAFIK ÖRGÜTE sempati ile bakıyosun..!..
İhsan KALENDER
04 Ağustos 2016 Perşembe 14:45
14:45
Demekki AMERİKA BOŞUNA APOYU TESLİM EDİP, BU MÜNAFIĞI teslim almamış..!..İŞTE SONUÇLARI ORTADA.
İhsan KALENDER
04 Ağustos 2016 Perşembe 14:43
14:43
Fetönün, batının elinde bir MÜNAFIK MAŞA olduğunu nasıl olurda anlamazdan gelirsin??..
İhsan KALENDER
04 Ağustos 2016 Perşembe 14:41
14:41
N e varki,senin masumiyetine İHLASINA halen ve kalben inanıyorum.Artık uyanmalısın HAKKI hoca..!..
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Malatya Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Mobil 0542. 238 20 26 whatsapp 7/24 0542. 238 20 26 MalatyaGüncel.com İhlas haber Ajansı | Haber Yazılımı: CM Bilişim